“Yeni bir salgın tablosu yok”

MV Hondius gemisinde yedi kişide hantavirüs tespit edilmesi yeni salgın endişesi yaratırken, İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Emrah Kırımlı, bu virüs türünün Türkiye'de henüz görülmediğini belirterek kapanma veya geniş çaplı kısıtlamaları gerektirecek bir durumun bulunmadığını söyledi

21 Mayıs 2026 - 13:36

COVID-19 pandemisinin ardından dünyada ortaya çıkan her yeni virüs haberi, toplumda doğal olarak yeni bir salgın endişesi yaratıyor. Son günlerde Antarktika’ya düzenlenen bir sefer sırasında MV Hondius adlı gemide aynı anda yedi kişide hantavirüs tespit edilmesi de bu kaygıları yeniden gündeme taşıdı. Kemirgenlerden insanlara bulaşan ve ağır sağlık sorunlarına yol açabilen hantavirüs, uzun yıllardır bilinen bir hastalık. Ancak virüsün insandan insana bulaşmasının son derece nadir görülmesi nedeniyle, aynı gemide birden fazla kişinin hastalanması dikkat çekerek endişe yarattı. Uzmanlar ise mevcut verilerin yeni bir salgın riskine işaret etmediğini belirtiyor. İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Emrah Kırımlı, hantavirüsün ne olduğunu, nasıl bulaştığını ve toplum açısından oluşturduğu gerçek riskleri anlattı.

“İNSANDAN İNSANA BULAŞMASI NADİR”

Hantavirüs hakkında bilgi veren Kırımlı, “Hantavirüs, uzun zamandır bilinen ve kemirgenlerden insanlara bulaşan bir hastalıktır. Hastalığa neden olan virüs, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ile aynı aileye aittir. Bu nedenle, benzer şekilde ağır hastalık tablolarına ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Ancak hantavirüsün insandan insana bulaşması son derece nadirdir ve yalnızca belirli bir alt tipe özgüdür. Daha önce insandan insana bulaşma neredeyse hiç görülmediği için, MV Hondius gemisinde aynı anda 7 kişinin hastalanması mevcut bilgilerimizden farklı bir durum ya da yeni bir risk olup olmadığı konusunda endişe yaratmıştır. Ancak 4 Mayıs 2026’dan bugüne kadar elde edilen veriler, yeni veya farklı bir durum olmadığını göstermektedir.” dedi. 

COVID-19 ve Hantavirüs arasındaki farkı açıklayan Kırımlı, “Hantavirüsün COVID-19’dan en önemli farkı, insana bulaşmasının oldukça nadir olması ve insandan insana bulaşmanın neredeyse hiç görülmemesidir. Virüsün kişiden kişiye geçebilmesi için hasta bireyle çok yakın ve uzun süreli temas gerekir. COVID-19 gibi solunum yoluyla kolayca yayılan virüslerin aksine, hantavirüs genellikle kemirgenlerin dışkı veya idrarıyla kirlenmiş gıdaların tüketilmesi ya da ahır, depo gibi alanların temizliği sırasında virüsün ağız veya burun yoluyla alınmasıyla bulaşır. Dünya genelinde yaygın olarak bulunsa da bulaş için belirli koşulların oluşması gerekir. Hastalığın belirtileri ise oldukça ağır seyredebilir. Yüksek ateş, şiddetli kas ve vücut ağrıları, sindirim sistemi sorunları, ciltte kanamalar, böbrek yetersizliği ve hızla gelişen nefes darlığı ya da solunum yetmezliği en dikkat çekici bulgular arasındadır. Bu nedenle hantavirüs enfeksiyonu, gündelik viral hastalıklardan çok daha ağır ve belirgin bir klinik tablo oluşturur.” ifadelerini kullandı.

“YAYGIN ENFEKSİYONLAR DAHA RİSKLİ”

Kırımlı, “Türkiye’de hantavirüs ilk kez 2009 yılında tespit edildi ve 2025 yılına kadar toplam 336 kişide görüldü. Mayıs ayının başında bir gemide ortaya çıkarak endişe yaratan hantavirüs türü ise şu ana kadar ülkemizde tespit edilmiş değil. Hantavirüs ağır seyredebilse de Türkiye açısından değerlendirildiğinde; kızamık, suçiçeği ve benzeri bulaşıcı hastalıklar çok daha yaygın ve ciddi bir risk oluşturuyor. Nitekim hantavirüsü konuştuğumuz bir dönemde, kızamık hâlâ binlerce kişiye bulaşmaya devam ediyor. Bu nedenle halk sağlığı açısından asıl dikkat edilmesi gereken tabloyu bu yaygın enfeksiyon hastalıkları oluşturuyor.” dedi ve şöyle devam etti: “Kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salyasıyla temas riski bulunan ortamlarda çalışan kişiler ile bu salgılarla kirlenmiş gıdaları tüketenler daha fazla risk altında kabul ediliyor. Hastalığın günümüzde özel bir tedavisi ya da aşısı bulunmuyor. Bu nedenle tedavi sürecinde, virüsün etkilediği organ sistemlerinde ortaya çıkan sorunlara yönelik destekleyici tedaviler uygulanıyor.”

“KISITLAMALARI GERİ GETİRECEK BİR TABLO YOK”

“Virüsün yayılmasını engellemekten çok, insanlara bulaşma riskini azaltmaya odaklanmak gerekiyor” diyen Kırımlı, şu önerilerde bulundu: “Hantavirüs doğada varlığını sürdüren bir virüs ve tamamen ortadan kaldırılması mümkün değil. Bu nedenle özellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salyasıyla kirlenmiş ortamlardan uzak durulmalı; bulunulması gereken durumlarda ise hijyen kurallarına dikkat edilmelidir. Bireysel olarak ise temel hijyen önlemlerine dikkat etmek büyük önem taşıyor. Özellikle hijyen koşullarına uygun şekilde depolanmamış, taşınmamış veya hazırlanmamış gıdalardan uzak durulması gerekiyor. Bu yaklaşım yalnızca hantavirüse karşı değil, birçok bulaşıcı hastalık ve sağlık sorununa karşı da koruyucu olacaktır.”
 


ARŞİV