Yaz boyunca güneş, deniz ve havuzun etkisine maruz kalan cilt, sonbaharla birlikte bakım ihtiyacı duyuyor. Bronzluğun yerini kuruluk, matlık ve pul pul dökülme alırken, güneşin etkisiyle belirginleşen lekeler ve renk eşitsizlikleri de daha görünür hale gelebiliyor. Deniz suyu ve havuzdaki klor cildin nem dengesini bozarken, güneş maruziyeti cilt bariyerini ve kolajen yapısını etkileyebiliyor. Yaz sonrası cildini yenilemek isteyenlerin başvurduğu peeling ise her durumda doğru bir seçenek olmayabiliyor. Özellikle güneşten hassaslaşmış cilde peeling yapmak tahrişe yol açabilirken, limon, karbonat, şeker ve kahve gibi malzemelerle yapılan ev yapımı uygulamalar da cilde zarar verebiliyor. Yaz sonrası cilt bakımında dikkat edilmesi gerekenleri Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Güldehan Atış anlattı.
Yaz sonrası ciltte en sık hangi değişiklikler görülüyor? Güneş, deniz ve havuz cildi nasıl etkiliyor?Bu nedenle yaz sonrasında öncelikle cilt bariyerini onarmak ve nemlendirmek, ardından güneşin bıraktığı lekelenme ve yaşlanma belirtilerini cilt tipine göre değerlendirmek gerekir.
“HER CİLDİN PEELİNGE İHTİYACI YOKTUR”
Kısmen evet, ancak tek neden bu değil. Yüzeyde biriken ölü hücreler mat ve pürüzlü görünüme neden olabilir. Özellikle yaz sonrasında ise güneş, sıcak hava, deniz ve havuz nedeniyle cilt bariyerinin bozulması ve su kaybının artması da önemli bir etkendir. Bunun sonucunda kuruluk, düzensiz yüzey ve ince pullanmalar görülebilir.
Uygun kişilerde ve doğru şekilde yapılan peeling, yaz sonrası mat ve pürüzlü görünümü azaltabilir. Ancak güneşten hassaslaşmış, kızarık, yanmış veya bariyeri bozulmuş ciltte öncelik onarım ve nemlendirme olmalıdır. Yüz cildi daha ince ve hassas olduğu için daha nazik ürünler tercih edilmelidir. Vücut derisi ise özellikle dirsek, diz, topuk ve sırt gibi bölgelerde daha kalın olduğundan farklı formülasyonlar kullanılabilir. Yüz için genellikle haftada bir, vücutta ise ihtiyaç duyulan kalın bölgelerde haftada 1-2 kez peeling yeterlidir. Çok sık uygulama tahriş ve kuruluğa neden olabilir.

Evet, verebilir. “Doğal” olması bir ürünün cilt için güvenli olduğu anlamına gelmez. Limon güneşe maruz kalındığında tahriş ve leke riskini artırabilir, karbonat cildin pH dengesini bozabilir. Şeker ve kahve gibi iri tanecikler ise özellikle yüzde sürtünmeye bağlı kızarıklık ve hassasiyet oluşturabilir. Bu ürünlerin sert ve sık kullanılması cilt bariyerine de zarar verebilir.
Bu bölgelerde deri daha kalın ve yağ bezleri daha az olduğu için kuruluk ve sertleşme daha belirgin olabilir. Duş sonrasında cilt hafif nemliyken üre, laktik asit, seramid veya gliserin içeren yoğun nemlendiriciler kullanılabilir. Özellikle topuk, dirsek ve dizlerde yüzde 5-10 civarında üre içeren ürünler günlük bakım için tercih edilebilir. Diz arkası ise daha hassas bir bölgedir. Burada güçlü asitler, yoğun peeling veya üreli ürünler yerine parfümsüz ve bariyer onarıcı nemlendiriciler tercih edilmelidir.
“SOYULAN CİLDE PEELİNG UYGUN DEĞİL”
Güneş nedeniyle soyulan cilde peeling yapmak uygun değildir. Soyulma, cilt bariyerinin UV hasarı nedeniyle bozulduğunu gösterir. Fiziksel peeling, kese, tanecikli ürünler ve AHA/BHA gibi kimyasal eksfolyanlar tahrişi artırabilir ve iyileşmeyi geciktirebilir. Bu dönemde amaç cildi sakinleştirmek ve bariyeri onarmaktır. Ilık duş alınmalı, soyulan deri çekilmemeli veya koparılmamalı ve parfümsüz, nazik bir nemlendirici düzenli kullanılmalıdır. Seramid, gliserin, panthenol veya hyalüronik asit içeren ürünler tercih edilebilir.

Peeling sonrasında cilt bariyeri geçici olarak daha hassas hale gelir. Bu nedenle parfüm ve alkol içermeyen, bariyeri destekleyen nemlendiriciler kullanılmalıdır. Ürün, temiz ve hafif nemli cilde uygulanabilir. Güneş korumasında geniş spektrumlu, en az SPF 30, tercihen SPF 50 güneş koruyucu kullanılmalı yaklaşık 2-3 saatte bir ve terleme veya yüzme sonrasında yenilenmelidir. Şapka, gölge ve doğrudan güneşten kaçınma da önemlidir.
Menopoz döneminde östrojen düzeylerindeki azalma, cildin su tutma kapasitesini, yağ üretimini ve bariyer fonksiyonunu etkileyebilir. Bu nedenle kuruluk, hassasiyet, kaşıntı ve gerginlik daha belirgin hale gelebilir. Bu dönemde sabun içermeyen, nazik ve parfümsüz temizleyiciler kullanılmalı çok sıcak su ve uzun duşlardan kaçınılmalıdır. Nemlendirici, duş veya yüz yıkama sonrasında cilt hafif nemliyken uygulanmalıdır. Gündüz bakımında ise geniş spektrumlu SPF 30-50+ güneş koruyucu düzenli kullanılmalıdır.