Kış aylarında düşen hava sıcaklıkları, çocuklarda yalnızca grip ve soğuk algınlığı gibi hastalıkları değil, ağız ve diş sağlığını da doğrudan etkiliyor. Azalan güneş ışığına bağlı D vitamini eksikliği, soğuk havayla birlikte artan ağız kuruluğu, beslenme düzenindeki değişiklikler ve kapalı alanlarda geçirilen sürenin uzaması, çocuklarda diş hassasiyetinden çürük riskine kadar pek çok sorunu beraberinde getiriyor. Kış mevsiminde kaygan zeminlerde yaşanan düşme ve çarpma vakalarının artması ise diş travmalarını daha sık gündeme taşıyor.
Uzman Dt. Ezgi Orhan, kış aylarında çocuk diş sağlığının korunmasının her zamankinden daha kritik hale geldiğini belirterek, ebeveynlerin bu dönemde hem günlük alışkanlıklara hem de olası acil durumlara karşı daha bilinçli olması gerektiğini söyledi. Çocukların diş yapısının erişkinlere kıyasla daha hassas olduğunu vurgulayan Orhan, “Çocuklarda diş minesinin erişkinlere göre daha ince ve geçirgen bir yapısı var. Bu da soğuk hava, ağız kuruluğu ve yanlış beslenme alışkanlıklarının dişler üzerinde çok daha hızlı olumsuz etki yaratmasına neden oluyor.” dedi.
TRAVMALARDA İLK DAKİKALAR BELİRLEYİCİ
Kış aylarında artan diş travmalarının çoğu zaman ani ve panik yaratan durumlar olduğunu belirten Orhan, travma sonrası ilk dakikalarda yapılan doğru ya da yanlış müdahalelerin dişin kaderini belirlediğini ifade etti. Orhan, “Çocuklarda diş travmalarında zaman gerçekten çok değerli. Bir çocuğun düşmesi ya da çarpması sonrası yaşanan ilk birkaç saat, dişin kurtarılıp kurtarılamayacağını belirleyebilir.” diye konuştu.
Süt dişleri ile kalıcı dişlerde yapılması gerekenlerin birbirinden tamamen farklı olduğunu vurgulayan Orhan, özellikle bu ayrımın bilinmemesinin ciddi sonuçlara yol açabildiğini söyledi. Orhan, “Süt dişlerinde, alttan gelişmekte olan kalıcı dişin zarar görmemesi için dişi yerine yerleştirme ya da eski pozisyonuna getirme gibi müdahaleler kesinlikle yapılmamalı. Süt dişi travmalarında dişe müdahale etmeden derhal diş hekimine başvurmak gerekiyor.” dedi.
Kalıcı dişlerde ise ilk müdahalenin hayati önem taşıdığını belirten Orhan, tamamen yerinden çıkan bir dişte doğru adımların dişin kurtarılmasını sağlayabileceğini söyledi. Bu süreçte en sık yapılan hatalara da değinen Orhan, “Diş bulunduğunda sadece beyaz görünen üst kısmından tutulmalı, kök kısmına kesinlikle dokunulmamalı. Dişi fırçalamaya, silmeye ya da kazımaya çalışmak yapılan en büyük hatalardan biridir.” diye konuştu.

SOĞUK HAVA VE DİŞ HASSASİYETİ
Kış aylarında soğuk havanın çocuklarda diş hassasiyetini artırabildiğini belirten Orhan, bunun temel nedenlerinden birinin diş minesinin yapısı olduğunu söyledi. Günlük beslenme alışkanlıklarının bu hassasiyeti azaltmada önemli rol oynadığını ifade eden Orhan, süt, yoğurt ve peynir gibi kalsiyumdan zengin besinlerin hem diş yapısını güçlendirdiğini hem de ağız içi asit dengesinin korunmasına yardımcı olduğunu aktardı.
Güneş ışığının azalmasıyla birlikte D vitamininin kış aylarında daha da önem kazandığını belirten Orhan, “Yumurta, balık ve süt ürünleri bu açıdan çocuklar için iyi seçeneklerdir. D vitamini eksikliği yalnızca kemikleri değil, dişleri ve çene yapısını da doğrudan etkiler.” dedi. Elma ve havuç gibi çiğneme gerektiren sert meyve ve sebzelerin de diş sağlığı açısından önemli olduğunu söyleyen Orhan, bu besinlerin tükürük salgısını artırarak dişlerin doğal temizliğine katkı sağladığını ifade etti. Tükürüğün diş minesini asitlere karşı koruduğunu belirten Orhan, asitli içecekler ya da meyve suları tüketildikten sonra çocuğa su içirilmesinin diş yüzeyinin korunmasına yardımcı olduğunu söyledi.
Kış aylarında tüketilen ve kalsiyum açısından zengin sebzelerin yalnızca diş minesini değil, mine altındaki dentini ve çene kemiğinin gelişimini de desteklediğini vurgulayan Orhan, özellikle büyüme çağındaki çocuklar için bu sebzelerin önemine dikkat çekti. Orhan, “Kereviz, karnabahar, brokoli, ıspanak, pazı ve lahana gibi yeşil yapraklı kış sebzeleri kalsiyum açısından oldukça zengin. Ayrıca bu sebzelerin çoğu magnezyum ve fosfor da içeriyor.” dedi. Bu minerallerin diş sert dokularının asitlere karşı daha dirençli hale gelmesine yardımcı olduğunu belirten Orhan, kalsiyum bakımından zengin bir beslenmenin çene kemiğinin sağlıklı şekilde mineralize olmasına da katkı sağladığını söyledi. Özellikle gelişmekte olan kalıcı dişlerin sürdüğü dönemlerde bu sebzelerin düzenli tüketilmesinin uzun vadeli faydalar sağladığını ifade etti.
ASİTLİ VE ŞEKERLİ GIDALAR
Kış aylarında sık tüketilen bazı gıdaların diş sağlığı açısından risk oluşturabildiğini belirten Orhan, özellikle asitli ve şekerli besinlerde zamanlamanın belirleyici olduğunu söyledi. Orhan, “Bu gıdaları tamamen yasaklamak çoğu zaman gerçekçi değil. Önemli olan doğru zamanda ve doğru şekilde tüketilmesidir.” diye konuştu.
Asitli meyveler, meyve suları ve şekerli atıştırmalıklar tüketildikten sonra su içirilmesinin diş yüzeyinde kalan asidi seyrelttiğini belirten Orhan, “Ancak hemen ardından diş fırçalamak doğru değil. Asitli gıdalardan sonra en az 30 dakika beklemek gerekiyor.” dedi.
Bu tür gıdaların gün içine yayarak sık sık tüketilmesinin dişler için en zararlı durum olduğunu ifade eden Orhan, ana öğünlerle birlikte tüketilmesinin daha koruyucu bir yaklaşım olduğunu söyledi. Asitli veya şekerli bir gıdadan sonra yoğurt ya da peynir tüketmenin ağız içi asit dengesini nötralize ettiğini de sözlerine ekledi.

İLAÇLAR VE AĞIZ KURULUĞU
Kış aylarında sık geçirilen hastalıklarda kullanılan şuruplar, antibiyotikler ve öksürük ilaçlarının çoğunun şeker içerdiğini belirten Orhan, özellikle gece alınan ilaçlar sonrasında ağız bakımının ihmal edilmesinin çürük riskini ciddi şekilde artırdığını söyledi. Orhan, “Eğer çocuk hastalık nedeniyle diş fırçalayamıyorsa, en azından ağzının suyla çalkalatılması bile dişler için koruyucu bir adım olur.” dedi.
Burun tıkanıklığına bağlı ağızdan nefes alma alışkanlığının ağız içini kuruttuğunu ve dişleri savunmasız hale getirdiğini belirten Orhan, kış aylarında azalan sıvı tüketiminin de bu durumu artırdığını ifade etti; ebeveynlerin çocukların yeterli su içip içmediğini takip etmesi gerektiğini vurguladı.
Kış aylarında düşme ve çarpma riskinin arttığını hatırlatan Orhan, olası bir diş travmasında ebeveynlerin ne yapacağını önceden bilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Çocukların ağız ve diş sağlığının korunmasının doğru alışkanlıklar ve zamanında müdahaleyle mümkün olduğunu belirten Orhan, düzenli diş hekimi kontrollerinin de ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.