"Gıdadaki zehir tüketiciden saklanıyor"

Tarım zehirleri sebebiyle Avrupa Birliği’nden ve diğer ülkelerden Türkiye’ye geri dönen gıda ürünleri rekor seviyeye ulaştı. Zehirsiz Sofralar Platformu, bakanlıktan gıda ürünlerindeki denetimleri artırmasını istiyor

18 Mayıs 2022 - 10:53

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’ne göre pestisit sebebiyle 2021 yılında Avrupa Birliği ülkelerinden Türkiye kaynaklı 372 bildirim yapıldı. Zehirsiz Sofralar Platformu çatısı altında faaliyet gösteren Pestisit Eylem Ağı ve Zehirsiz Kampanya’ya destek veren 166 bini aşkın yurttaş, Bakanlık’tan sofrasına gelen gıdaların daha fazla denetlenmesini ve analiz sonuçlarının şeffaf bir şekilde paylaşılmasını istiyor.

ZEHİRLİ ÜRÜN TESPİTİ 3 KAT ARTTI

AB ülkelerinin ihracat ürünlerine yönelik sınır kontrolleri, şirketlerin kendi denetimi ve marketlerde yapılan resmi kontroller sırasında alınan numunelerdeki pestisit tespitinin son dönemde artması sebebiyle konu Türkiye’nin gündeminden düşmüyor. Geri dönen ürünlerin iç piyasada satışa sunulup sunulmadığına dair oluşan belirsizlik ve güvensizlik ortamı tüketicilerde endişelere yol açıyor.

AB Komisyonu, gıda ve yemlerde yapılan kontroller sırasında tespit edilen gıda risklerini, Gıda ve Yemler İçin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) portalı üzerinden herkesin erişimine açık olacak şekilde bildiriyor. Türkiye’den ihraç edilen ürünlere dair sistemdeki veriler incelendiğinde, 2018’de 113, 2019’da 98, 2020’de 194 parti üründe limitlerin üstünde pestisit tespit edildiği görüldü. 2021 yılında ise, bu sayı son üç yılın ortalamasının yaklaşık üç katına ulaşmış durumda. Geçtiğimiz yıl, 372 parti ürünün çoğunluğu sınır kapılarında reddedilerek Türkiye’ye iade edildi.

TÜM CANLILAR RİSK ALTINDA

AB RASFF, Türkiye’den ihraç edilen biber, mandalina, greyfurt, limon, portakal, asma yaprağı, üzüm, kuru incir, nar, baharat ve bitki karışımları, haşhaş tohumu, keçi boynuzu zamkı ve kimyonda tarım zehiri kullanıldığını ortaya koydu.

AB ve Japon Kimyasalların Sınıflandırılması ve Etiketlenmesi İçin Küresel Uyumluluk Sistemi (GHS) tarafından, insan üreme sistemi için toksik olduğu bildirilen ve ülkemizde yasaklı olan klorprifos-etil maddesi limonda, AB ve Japon GHS’nin kanserojen kategorisinde bulunan ve Eylül 2021’den itibaren ülkemizde kullanımı sonlandırılan bifenthrin maddesi ise portakalda tespit edildi. Bunların dışında tespit edilen maddeler arasında, Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’na (IARC) göre kanserojen, AB ve Japon GHS’ye göre insan eşey hücrelerinde kalıtsal mutasyonları indüklediği bilinen ve insan üreme sistemi için zehirli bir madde olan etilen oksit; solunması halinde ölümcül olan ve arılar için tehlikeli formetanate; üreme sistemi için zehirli triadimenol ve klorprifos-metil; arılar için tehlikeli pyridaben ve esfenvalerate gibi maddeler yer alıyor.

Ayrıca geri dönen ürünlerde, çocuklar için oldukça zararlı ve ülkemizde de yasaklı olan klorprifos, hormonal sistem bozucu pestisitler arasında bulunan prochloraz ve toplu arı ölümlerine sebep olduğu bilinen acetamiprid gibi tehlikeli zehirler de bulunuyor.

VAKİT KAYBETMEDEN…

Zehirsiz Sofralar Platformu’nun insana ve çevreye zarar veren tarım zehirlerinin yasaklanması için başlattığı Zehirsiz Kampanya’ya bugüne kadar 166 bini aşkın kişi imza desteği verdi. Kampanya sayesinde pestisitlerin zararları konusunda kamuoyunda farkındalık yaratıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı, AB geçiş sürecinde 200’ün üzerinde, kampanya döneminde ise 27 pestisit etken maddesinin yasaklanmasına karar verdi. Ancak kampanya talepleri arasında yer alan, Dünya Sağlık Örgütü’nün “son derece tehlikeli”, “yüksek seviyede tehlikeli” ve “muhtemel kanserojen” olarak belirlediği 13 etken maddeden 9’u hâlâ yasaklanmadı.

Buğday Derneği Gıda Yüksek Mühendisi Merve Atınç, çok sayıda meyve ve sebzenin içinde soframıza gelen, özellikle bebeklerin ve çocukların hormon sistemine zarar veren pestisitlerin ivedilikle yasaklanması gerektiğini vurguluyor. Atınç, konuya ilişkin açıklamasında şunları söyledi: “Toplum sağlığını korumak için çalışan kurumlar, gerek günümüz toplumlarının gerekse gelecek kuşakların ve doğal varlıkların sağlığı ile esenliğini korumak üzere, sorumlu ve önlemini baştan alan bir yaklaşımla yönetilmelidir. Dolayısıyla, bu zehirlere baştan izin vermeyecek bir yaklaşım, ruhsatlandırma süreci tanımlanmalıdır. Öncelikle ticari olarak ülkemizden, AB ve diğer ülkelere yapılacak gıda ihracatında sıkıntı yaşanmaması ve ülke ihracatının olumsuz etkilenmemesi adına acilen önlemler alınmalı, düzenlemeler yapılmalı ve denetim sonuçları kamuoyu ile paylaşmalıdır.”

Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan, Zehirsiz Sofralar Pestisit Eylem Ağı’nın hazırladığı “Zehirsiz Sofralar İçin Yol Haritası” metnini dikkate almasını talep ettiklerini belirten Atınç, “Sağlıklı bir gelecek için önümüzdeki 10 yıllık süreçte doğru politikalar ve stratejiler izlenerek, pestisitlere dayanan konvansiyonel tarım sistemi, yerini agroekolojik, organik ve onarıcı tarıma bırakmalıdır.” dedi.


ARŞİV