Gece terlemeleri Lenfoma habercisi olabilir

Lenfomanın en sık görülen belirtileri arasında açıklanamayan ateş ve gece terlemeleri olduğuna dikkat çeken hematoloji uzmanı Dr. Şengül Baran Yerlikaya, “Lenfoma, özellikle erken dönemde soğuk algınlığı ile karıştırılabilir. 2 haftadan uzun süren, küçülmeyen bir lenf bezi varsa mutlaka doktora başvurulmalıdır” dedi

05 Mart 2026 - 14:29

Lenfoma, bağışıklık sistemimizin kritik bir parçası olan lenfatik sistemin kanseri olarak biliniyor. Bu hastalık, lenf bezleri, dalak, kemik iliği ve lenf damarlarından oluşan sistemdeki savunma hücrelerinin kontrolsüz bir şekilde çoğalmasıyla meydana geliyor. Hematoloji Uzmanı Dr. Şengül Baran Yerlikaya, lenfomanın belirtileri, nedenleri, tanı ve tedavi süreçlerine dair önemli bilgiler paylaştı. Yerlikaya, lenfomanın genellikle ağrısız lenf bezi büyümesi ile başladığını, bunun dışında açıklanamayan ateş, gece terlemesi, istemsiz kilo kaybı gibi belirtilerle kendini gösterebileceğini belirtti. Ayrıca, lenfomanın soğuk algınlığı ile karışabileceğini ancak farkların belirgin olduğunu da vurguladı.

“ERKEN TANIDA BAŞARI YÜKSEK”

Lenfoma hakkında konuşan Yerlikaya, “Lenfoma, bağışıklık sistemimizin önemli bir parçası olan lenfatik sistemin kanseridir. Lenfatik sistem; lenf bezleri (halk arasında bezeler), dalak, kemik iliği ve lenf damarlarından oluşur. Lenfoma, bu sistemde bulunan savunma hücrelerinin (lenfositlerin) kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkar. Hodgkin Lenfoma ve Hodgkin dışı (Non-Hodgkin) Lenfoma olarak iki ana türü vardır. Her iki grup da tedavi edilebilir hastalıklardır. Özellikle erken tanı konulduğunda başarı oranı oldukça yüksektir.” dedi.

Lenfomanın belirtileri hakkında bilgi veren Yerlikaya, “En sık görülen belirtiler ağrısız lenf bezi büyümesidir ve boyunda, koltuk altında veya kasıkta fark edilir. Bunun dışında açıklanamayan ateş, gece terlemesi, istem dışı kilo kaybı, halsizlik, kaşıntı, dalak büyümesi, göğüs içinde büyüme varsa nefes darlığı da görülebilir” dedi ve şöyle devam etti: “Lenfoma, özellikle erken dönemde soğuk algınlığı ile karıştırılabilir. Ancak önemli farklar vardır. Enfeksiyonda bezeler de ağrılıdır, 1–2 haftada küçülür ve ateş kısa sürelidir.  Ancak lenfomada bezeler genellikle ağrısızdır. Haftalarca küçülmez ve ateş tekrarlayıcıdır. 2 haftadan uzun süren, küçülmeyen bir lenf bezi varsa mutlaka doktora başvurulmalıdır.”

“LENFOMA HER YAŞTA GÖRÜLEBİLİR”

Lenfomanın tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkmadığına dikkat çeken Yerlikaya, “Lenfomanın tek bir nedeni yoktur. Ancak elbette ki risk faktörleri vardır. Bağışıklık sisteminin zayıf olması, HIV enfeksiyonu, Hepatit C, bazı virüsler (EBV gibi), otoimmün hastalıklar, organ nakli sonrası bağışıklık baskılayıcı ilaçlar, ileri yaş lenfomanın ortaya çıkması konusunda risk faktörleridir. Genetik faktörler hafif bir rol oynayabilir, ancak lenfoma çoğu zaman kalıtsal değildir. Bunların dışında lenfoma her yaşta görülebilir. Hodgkin lenfoma genç erişkinlerde daha sık, Hodgkin dışı lenfomalar genellikle 60 yaş üzeri bireylerde daha yaygın görülür. Hodgkin dışı lenfoma her 100 binde 15–20 kişide, Hodgkin lenfoma ise her 100 binde 2–3 kişide görülmektedir.” şeklinde konuştu.

“BAŞARI ORANLARI YÜKSEK”

Tanı ve tedavi yöntemlerine de değinen Yerlikaya, “Lenfoma tanısı, büyümüş lenf bezinin cerrahi olarak tamamen çıkarılması (eksizyonel biyopsi) ve elde edilen dokunun ayrıntılı patolojik, immünohistokimyasal ve gerekirse moleküler incelemeye tabi tutulması sonucunda konulur. İğne ile parça almak çoğu zaman tanı için yeterli olmaz. Günümüzde lenfoma tedavisinde başarı oranları oldukça yüksektir. Kullanılan yöntemler kemoterapi, akıllı ilaçlar (immünoterapi), radyoterapi, kök hücre nakli (gerektiğinde) şeklinde sıralanabilir. Özellikle Hodgkin lenfoma büyük oranda tam iyileşebilir bir hastalıktır. Agresif lenfomalarda bile erken dönemde tedavi ile yüzde 70–80 oranında tam şifa sağlanabilir.” dedi.

Yerlikaya son olarak şunları dile getirdi: “Lenfomayı tamamen önlemek mümkün değildir. Ancak sigara içmemek, sağlıklı beslenmek, bağışıklığı korumak, gereksiz ilaç kullanımından kaçınmak ve düzenli doktor kontrolü genel kanser riskini azaltabilir. Lenfoma erken dönemde yakalandığında tedavi süreci daha kısa olur, daha az yan etki ortaya çıkar ve hastalığın iyileşme oranı yükselir. Geç kalındığında ise hastalık kemik iliği ve organlara yayılabilir. Lenfoma artık eskisi gibi korkulacak bir hastalık değildir. Erken tanı ve doğru tedavi ile büyük oranda kontrol altına alınabilir ve birçok türünde tam iyileşme sağlanabilir. Vücudunuzdaki değişiklikleri ciddiye alın, uzun süren bezeleri ihmal etmeyin ve şüphe durumunda mutlaka bir hematoloji uzmanına başvurun.”


ARŞİV