Emrah Kırımlı:"Kimseyi geride bırakamayız"

Salgını kontrol altına alabilmek için getirilen yeni düzenlemeler yeterli olacak mı? Dr. Emrah Kırımlı ile konuştuk

21 Nisan 2021 - 12:18

Bir yılı aşkın süredir hayatımızın bir parçası haline gelen korona virüsü, bizleri ve sevdiklerimizi etkilemeye devam ediyor. Artan hasta sayıları ve yaşanan ölümler, durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor. Geçtiğimiz günlerde salgınla mücadele kapsamında alınan yeni önlemlerle beraber, sokağa çıkma kısıtlaması saat 21:00’den 19:00’a çekildi. Buna ek olarak Ramazan ayı boyunca tüm mekânlar kapalı kalacak.

İstanbul Tabip Odası Aile Hekimliği Komisyonu ve Türk Tabipler Birliği Aile Hekimliği kolunda çalışan Dr. Emrah Kırımlı, alınan tedbirlerin bilimsel bir dayanağı olmadığını, bireysel ve kamusal önlemlerin alınması gerektiğini söyledi.

‘BULAŞMA ZİNCİRİNİN KIRILMASI ÇOK ÖNEMLİ’

Salgını kontrol etmek için uyulması gereken bazı temel ve basit kurallar olduğunu söyleyen Dr. Emrah Kırımlı, konuya ilişkin şunları söyledi:

“Bireysel olarak virüsün bizlere bulaşması ve bireyleri hasta yapmasını önlemeliyiz. Buna aşılama, maske, fiziksel mesafe kuralları diyoruz. Bir de kamusal önlemlerimiz var. İlki ve en önemlisi, ortamda virüsün olmamasını sağlamaya çalışmaktır. Bunu yapmak için de az sayıda ve zor olmayan tedbirler almamız gerekiyor. Filyasyon ile hastaların ve temaslıların erken tespiti, karantinaya alınması ve insanlardan izole edilerek bulaşma zincirinin kırılması çok önemli. Biz bunu yapamıyoruz. Bir diğer önlem ülkemize, şehrimize, mahallemize virüsün giriş çıkışını önlemek. Sınır kontrolleri, bölge dışından gelenlere test yapılması ve hastalığın ortaya çıkma süresince (10 gün) seyahat edenlerin karantinada tutulması ya da seyahat yasağı. Biz bunu da yapamıyoruz. Son basit önlem de yine virüsü taşıyabilecek insanların başka insanlarla karşılaşma ihtimalinin azaltılması. Sokağa çıkma yasakları, insanların bir araya geldiği, düğünler, cenazeler, toplantılar, kongreler, kapalı mekânlarda vakit geçirmelerin önlenmesi. Biz bunu da yapamıyoruz. Aslında alınması gereken tedbirler oldukça yalın ve virüs de biraz hımbıl. Biz insanlar olmadan bir yerden bir yere gidemiyor, çoğalamıyor, varlığını sürdüremiyor. Salgın dediğimiz şey, biz insanların virüsü birbirimize taşımamızdır. Bunu önlememiz gerekiyor.”

‘KISITLAMAYI İKİ SAAT ÖNE ÇEKME OLAYI MIŞ GİBİ YAPMA HALİDİR’

Sokağa çıkma yasağının saat 21:00’den 19:00’a çekilmesi hakkında da değerlendirme yapan Kırımlı, “Az önce tarif etmiş olduğum kamusal ve bireysel tedbirleri uygulayamıyorsanız, hiçbir tedbir almamanın yarattığı ölümlerin sorumluluğunu da taşımak istemiyorsanız bir şey yapıyormuş gibi görünmeniz lazım. Sokağa çıkma kısıtlamasının iki saat geri çekilmesi olayı da bu mış gibi yapma halidir. Bilimsel bir dayanağı olsa faydasını görürdük. Bir yandan virüs evlerde bulaşıyor diyecek, diğer yandan evlerde bir arada olma süresini uzatacaksınız. Bunu ancak insanları oyalamak için yapabilirsiniz. Bu ülke yıllarca sıtma denilen salgın ile mücadele etti. Sıtma salgını ile mücadele, paraziti taşıyan vektör olan sivrisineği kaynağında kurutmak gerekiyordu. Evde sivrisinek ilacı bulundurarak ya da yatağımızı cibinlik ile örterek sıtma salgınını bitirmek mümkün olmadı. Sorunu kaynağında çözmediğiniz sürece bu gibi önlemlerin de faydası piyangodan ikramiye çıkması gibi şansa bağlı” dedi.

Dr. Kırımla sözlerini şöyle sürdürdü: “Aldığımız tedbirler ile Ramazan ayı boyunca salgını yatıştırmamız mümkün görünmüyor. O nedenle bu tedbir de yeterli olmayacak. Kafeler, okullar, otobüsler günah keçisi ilan edildi. Virüsün bulaştırıcılığı, yeterli havalandırması olmayan kapalı alanda bulunduğunuz süre ile doğru orantılı. Sağlık Bakanlığı rehber yayınlıyor. Şu kadar metrekarede bu kadar insan olmalı, şu kadar süreden uzun oturulmamalı diye. Bu kuralları koyup, sonra uyulup uyulmadığını kontrol etmezseniz hiçbir anlamı olmuyor. Bir yıldır salgını bu şekilde geçiriyoruz. Virüs her 3-4 ayda bir bizi uyarıyor, yapılması gerekenler zor değil. Vietnam gibi kaynakları sınırlı bir ülke yapabildiyse biz de yapabiliriz.”

Salgının dayanışma ile aşılabileceğinin altını çizen Dr. Emrah Kırımlı, “Biz sağlık çalışanları için cephede savaşıyorsunuz deniyor. Bu bir savaş değil. İmece usulü ile hep birlikte alacağımız tedbirlerle ile bu salgını aşabiliriz. Ama siz kendi cenazenizi kaçak göçek defnederken başkaları yüzlerce kişi ile cenaze yapıyorsa, siz toplantılarınızı ertelerken başkaları kongreler yapıyorsa, siz dip dibe alt alta üst üste çalışırken, başkaları 2 dönüm evlerinde hayat eve sığar diyorsa insanların bu tedbirlere uyum göstermesini beklemek akıl karı değil” dedi. 

‘İNSANLAR ÖNLENEBİLİR BİR NEDENLE ÖLDÜLER’

Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan ölüm ve hasta sayılarını da değerlendiren Kırımlı, “O insanlar önlenebilir bir nedenle öldüler. Bu ölümlerin hiç biri hayatın doğal akışında gerçekleşmedi. Almadığımız tedbirler yüzünden bedel ödedik ve sevdiklerimiz öldü, biz de onları bir başımıza toprağa verdik. Doğal değil, kader değil, kaza değil. Her biri önlenebilir ölümler. Bu ölümlerin önlenmesi için bireysel tedbirlerimizi almalıyız. Aşımızı olmalıyız, maskemizi takmalıyız, bulunduğumuz kapalı ortamlarda havalandırma sağlamalıyız. Bir fırına gittiğimizde kapıda, buraya 5 kişi girebilir diyorken içeride 10 kişi varsa uyarmalıyız. Her birimiz vergi veriyoruz. Bu vergiler bizim sağlıklı yaşam hakkımız için veriliyor. İçinde bulunduğumuz süreçte olduğu gibi salgın ara ara çok yaygınlaşacak, biz o zaman tedbirleri artıracağız. Alışveriş merkezleri, dükkânlar kapanmalı. Kapısının anahtarı bizde olmayan hiçbir kapıdan içeri girmemeliyiz. Ortaya çıkacak sorunları da birlikte göğüslemeliyiz. İngiliz Çalışma ve Sağlık Bakanı Aneurin Bevan’ın bir sözü var. İngiltere’de toplum yönelimli sağlık sistemini kurarken söylemiş. ‘Hiçbir toplum yeterli imkânı olmadığı için bir kişiyi geride bırakıyorsa kendine medeniyim diyemez.’ Bugüne kadar çok sayıda sevdiğimizi geride bıraktık ama artık yeter. Biz de kendimize insan ya da medeni diyorsak kimseyi geride bırakamayız” dedi.


ARŞİV