Mart ayıyla birlikte başlayan ve iklim değişikliğinin etkisiyle her geçen yıl daha uzun süren bahar alerjisi, milyonlarca kişinin yaşam kalitesini düşürüyor. Enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Şafak Göktaş, polenlerin bağışıklık sistemi tarafından tehdit olarak algılanması sonucu ortaya çıkan bu rahatsızlığın, basit bir nezleyle karıştırıldığını ancak tedavi edilmediğinde astıma kadar ilerleyebileceğini belirtiyor. Özellikle şehir yaşamı, hava kirliliği ve genetik yatkınlık, bahar alerjisini daha da yaygın hale getiriyor.

“BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ POLENLERİ TEHDİT GİBİ ALGILIYOR”
Bahar alerjisi hakkında bilgi veren Göktaş, “Bahar alerjisi dediğimiz şey aslında vücudun doğaya verdiği abartılı bir reaksiyondur. Mart ayı itibariyle başlar, Nisan-Mayıs döneminde zirve yapar. Bazı hastalarda süreç yaz başına kadar uzar. Polenler aslında zararsızdır. Ama bağışıklık sistemi onları tehdit gibi algılar. Bu noktada da bitmeyen hapşırıklar, sürekli akan burun, kaşınan gözler ve geçmeyen bir nezle hali ile karşı karşıya kalırız. Hastalar genelde uzun süreli grip şikayetleri ile gelirler fakat aslında bu durum grip değildir. Vücut kendi kendine savaş açmıştır. Bahar alerjisine yakalanan hasta gece rahat uyuyamaz, sabah yorgun kalkar ve gün içinde odaklanma problemi yaşar. Bu durum uzun vadede yıpratıcıdır.” dedi.
Bahar alerjisinde genetik yatkınlığın oldukça önemli olduğuna dikkat çeken Göktaş, “Genetik faktörlerin dışında son yıllarda şehir hayatı da bahar alerjisi konusunda önemli bir etken haline geldi. Hava kirliliği, betonlaşma ve kapalı alan yaşamı bahar alerjisini tetikliyor. Özellikle alerjik bünyesi olanlar, astım hastaları ve çocuklar risk grubundadır. Bazı hastalarda bu durum yıllar içinde artarak ilerliyor” dedi ve şöyle devam etti: Bahar alerjisi zamanla astıma dönüşebilir. Bu durum en kritik noktalardan biridir. Tedavi edilmezse alerjik rinit zamanla alt solunum yollarını da etkileyebilir. Belli bir noktadan sonra hastalarda nefes darlığı, hırıltı ve gece öksürüğü oluşabilir. Bu artık basit bir alerji değil, astımın habercisidir.”

“BAHAR ALERJİSİ BULAŞICI DEĞİL”
Bahar alerjisinin bulaşıcı olmadığı söyleyen Göktaş, “Alerji birinden diğerine geçmez fakat bu tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Bahar alerjisini tamamen ortadan kaldırmak her zaman mümkün olmasa da ilaçlarla kontrol altına alınabilir. Gerekirse aşı tedavileri de uygulanabilir. Burada en önemli şey erken müdahaledir. Çünkü geç kalındıkça tablo kronikleşir.” şeklinde konuştu.
Bahar alerjisine karşı nasıl önlem alınabileceği hakkında da konuşan Göktaş, “Polenlerin yoğun olduğu saatlerde dışarıda uzun süre kalmamak, eve gelince yüzü ve saçı yıkamak, camları rüzgarlı günlerde kapalı tutmak ve güneş gözlüğü kullanmak faydalı olacaktır. Ancak belirtiler başladıysa kendiliğinden geçmesini beklemeyin. Mutlaka bir uzmana başvurulmalı ve en kısa sürede tedaviye başlanmalıdır.” dedi.

İKLİM DEĞİŞİMİ NASIL ETKİLİYOR?
Göktaş, iklim değişikliğinin de bahar alerjisini tetiklediğine dikkat çekti: “Eskiden bahar alerjisi dediğimiz şey 1-2 ay sürerdi. Şimdi bazı hastalarda 3-4 aya kadar uzuyor. Polen sezonu uzadı, yoğunluğu arttı. Yani doğa değiştikçe, hastalıkların davranışı da değişiyor. Bunu klinikte çok net görüyoruz. Bahar alerjisi önemsiz bir hastalık değildir. Ama doğru yönetilirse hayat kalitesini bozmak zorunda da değildir. Hastalar genelde yıllarca kendi kendine idare etmeye çalışıyor. Oysa doğru tanı ve doğru tedaviyle çok daha konforlu bir hayat mümkün.”