“İkinci beyin” olarak adlandırılan bağırsaklar, fiziksel ve psikolojik sağlık açısından son derece önemli. Hem bağışıklık sistemi hem de mutluluk, kaygı ve stres üzerinde etkili oluyor. Daha çok 50 yaş ve üzerindeki kişilerde sık görülen bağırsak kanserinin (kolorektal kanser) son yıllarda daha genç yaş gruplarında görülmesi de kaygı uyandırıyor. Memorial Göztepe Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Doç. Dr. Mürşit Dinçer ile bağırsak sağlığının önemini, sağlık açısından dikkat edilmesi gerekenleri ve kanser görülme yaşının düşmesinin altında yatan nedenleri konuştuk.
Bağırsak sağlığı neden önemli?
Bağırsak sağlığı, yalnızca sindirim için değil, tüm vücudun işleyişi için kritik öneme sahiptir. Bağırsaklarda yaşayan trilyonlarca bakteri, virüs ve mantardan oluşan mikrobiyota; bağışıklık sisteminden ruh haline kadar birçok süreci etkiler. Sindirim ve besin emiliminin yanı sıra bağışıklık sisteminin önemli bir bölümü de bağırsaklarla ilişkilidir. Bağırsaklar aynı zamanda beyinle sürekli iletişim halindedir. “Bağırsak-beyin ekseni” sayesinde bağırsak sağlığı ruh hali, stres ve kaygıyı etkileyebilir. Mikrobiyota dengesizlikleri ise kalp-damar hastalıkları, bazı bağışıklık sistemi hastalıkları ve metabolik sorunlarla ilişkilendirilmektedir.

“BAĞIRSAK SORUNLARI RUH HALİMİZİ ETKİLER”
Neden “İkinci beyin” olarak adlandırılıyor?
Bağırsakların “ikinci beyin” olarak adlandırılmasının temel nedeni, kendi sinir sistemine sahip olması ve beyinle sürekli çift yönlü iletişim kurmasıdır. Bağırsaklar kendi sinir ağına sahiptir. Enterik Sinir Sistemi (ENS) adı verilen milyonlarca sinir hücresinden oluşan özel bir ağ bulunur.Bu sistem bazı görevleri beyinden bağımsız olarak yönetebilir. Beyinle sürekli iletişim halindedir. "Bağırsak-beyin ekseni" adı verilen iletişim ağı sayesinde bağırsaklar ve beyin sürekli bilgi alışverişi yapar. Bu yüzden stresli olduğumuzda karnımız ağrıyabilir veya bağırsak sorunları ruh halimizi etkileyebilir. Serotonin gibi ruh haliyle ilişkili nörotransmitterlerin büyük bölümü bağırsaklarda üretilir. Bu nedenle bağırsak sağlığı; mutluluk, kaygı, stres ve uyku üzerinde etkili olabilir. Bağırsaklarda yaşayan trilyonlarca mikroorganizma, bağışıklık sistemi ve sinir sistemiyle etkileşim içindedir. Araştırmalar bağırsak florasındaki değişimlerin ruh hali ve stres düzeyiyle ilişkili olabileceğini göstermektedir.
“İŞLENMİŞ GIDALAR SAĞLIĞINI BOZAR”
Bağırsak sağlığını bozan ve kansere yol açanlar sebepler neler?
Bağırsak sağlığını olumsuz etkileyen en önemli faktörlerin başında aşırı işlenmiş gıdaların sık tüketilmesi gelir. Bu tür besinler lif açısından yetersiz, katkı maddeleri bakımından ise zengin olduğu için bağırsak florasının dengesini bozabilir. Zamanla sindirim sorunları, kabızlık, şişkinlik ve bağırsakların düzenli çalışmasında aksaklıklar görülebilir.Bağırsak kanseri (özellikle kalın bağırsak/kolorektal kanser) genellikle bağırsak iç yüzeyinde oluşan poliplerin yıllar içinde kansere dönüşmesiyle gelişir. Ancak tek bir nedeni yoktur. Genetik yatkınlık, yaşam tarzı ve bazı hastalıklar riski artırabilir. Bağırsak kanserinin başlıca nedenleri ve risk faktörleri ise şunlardır:
Genetik yatkınlık ve aile öyküsü. Lynch sendromu ve FAP (Ailesel Adenomatöz Polipozis) gibi kalıtsal hastalıklar riski belirgin şekilde artırabilir. Çoğu bağırsak kanseri önce polip olarak başlar. Özellikle büyük veya çok sayıda polip zamanla kansere dönüşebilir.
Fazla kırmızı et tüketimi. İşlenmiş et ürünleri (salam, sucuk, sosis vb.). Liften fakir beslenme. Yetersiz sebze ve meyve tüketimi bağırsak kanseri riskini artırabilir. Fazla kilo ile düzenli fiziksel aktivite eksikliği. Sigara ve alkol kullanımı. Ülseratif kolit, Crohn hastalığı gibi hastalıklarda uzun süreli inflamasyon bağırsak kanseri gelişme riskini artırabilir. Risk yaşla birlikte artar. Özellikle 50 yaş ve üzerindeki bireylerde daha sık görülür.
Belirtileri neler?
En önemli belirtileri dışkıda kan görülmesi, uzun süren kabızlık veya ishal, dışkılama alışkanlığında değişiklik, karın ağrısı ve şişkinlik, nedensiz kilo kaybı, kansızlık ve sürekli yorgunluktur. Bu belirtiler görüldüğünde doktora başvurmak önemlidir.
Hangi yaşlarda daha çok görülüyor?
Bağırsak kanseri en sık 50 yaş ve üzerindeki kişilerde görülür. Risk 40-50 yaş arasında artmaya başlar ve vakaların büyük çoğunluğu 50 yaş sonrasında ortaya çıkar. Araştırmalar, bağırsak kanserinin hâlâ en sık 50 yaş üstünde görülmesine rağmen, son yıllarda daha genç yaş gruplarında da artış yaşandığını gösteriyor.
Bu nedenle yalnızca yaşa güvenmemek gerekir. Aile öyküsü, genetik yatkınlık, inflamatuvar bağırsak hastalıkları, obezite ve yaşam tarzı faktörleri genç yaşlarda da riski artırabilir.
“ARTIŞ VAR, KESİN NEDENİ YOK”
Görülme yaşının düşmesinde neler etkili oldu?
Bu konu şu anda gastroenteroloji ve onkoloji dünyasının en çok araştırdığı başlıklardan biri. Genç yaşlarda bağırsak kanseri görülme sıklığının arttığı gözleniyor, ancak bunun kesin nedeni henüz tam olarak kanıtlanmış değil. Ancak araştırmalar birkaç güçlü aday üzerinde duruyor.Batı tipi beslenme ve işlenmiş gıdalar (fast food tüketiminin artması, ultra işlenmiş gıdalar, yüksek şekerli ürünler, liften fakir beslenme, kırmızı ve işlenmiş et tüketiminin artması). Bu beslenme şeklinin bağırsak mikrobiyotasını ve bağırsak duvarını olumsuz etkileyebileceği düşünülüyor.Çocukluk ve genç erişkin dönemde artan obezite oranları da risk faktörleri arasında gösterilmektedir. Fazla yağ dokusu vücutta kronik iltihaplanmayı artırabiliyor ve kanser gelişimini kolaylaştırabiliyor.Hareketsiz yaşam (uzun süre oturma, masa başı yaşam tarzı, yetersiz egzersiz). Araştırmalar fiziksel aktivitenin bağırsak kanserine karşı koruyucu olabileceğini gösteriyor.Son yıllarda antibiyotik kullanımı, beslenme alışkanlıkları ve çevresel faktörlerin bağırsak florasını değiştirdiği düşünülüyor. Mikrobiyotadaki bazı değişikliklerin kanser gelişimiyle ilişkili olabileceği araştırılıyor. Uzun süreli stresin bağırsak-beyin eksenini etkileyebileceği, kronik inflamasyonu artırabileceği düşünülmektedir.Genç yaşta başlayan sigara ve düzenli alkol kullanımı da risk faktörleri arasında yer almaktadır. Bazı genç hastalarda Lynch sendromu veya FAP gibi kalıtsal sendromlar bulunur. Ancak dikkat çekici olan nokta, genç hastaların önemli bir kısmında belirgin bir genetik neden bulunamamasıdır.

”TEDAVİ BAŞARISI YÜKSEK OLUR”
Erken teşhisin tedavinin başarısındaki etkisinin altını çizmemiz gerekiyor değil mi?
Bağırsak kanseri, erken evrede yakalandığında tedavi başarısı yüksek olan kanserlerden biridir. Çünkü kanserlerin önemli bir kısmı önce polip olarak başlar ve kolonoskopi sırasında bu polipler çıkarılarak kanser gelişimi önlenebilir.
“SAĞLIĞIN TEMELİNİ DOĞRU BESLENME OLUŞTURUYOR”
Bağırsak sağlığını korumak için neler yapmalıyız?
Bağırsak sağlığını korumak için yapılması gerekenleri de şöyle sıralayabiliriz:
Lif tüketimini artırın. Bağırsaktaki faydalı bakteriler lifle beslenir. Özellikle sebzeler, meyveler, baklagiller, tam tahıllar, kuruyemişler günlük beslenmenin düzenli parçası olmalıdır. Lif, bağırsak hareketlerini düzenler ve mikrobiyotayı destekler.
Fermente gıdalar tüketin. Probiyotik içeren besinler bağırsak florasının çeşitliliğini destekler. Yoğurt, kefir, doğal fermente turşular, şalgam ve boza gibi besinler tüketilebilir.
Prebiyotik besinleri unutmayın. Probiyotikler bağırsaktaki yararlı bakterilerse, prebiyotikler onların besinidir. Özellikle soğan, sarımsak, muz, yulaf, baklagiller ve enginar faydalıdır.
Yeterli su için. Yetersiz su tüketimi kabızlığa, şişkinliğe ve sindirim sorunlarına neden olabilir.
Düzenli hareket edin. Günlük yürüyüş bile bağırsak hareketlerini olumlu etkileyebilir. Bisiklet, yüzme, hafif egzersizler sindirim sistemini destekler.
Kaliteli uyuyun ve stresi yönetin.Kronik stres, düzensiz uyku ve sürekli gerginlik bağırsak florasını olumsuz etkileyebilir.