Havaların ısınmasıyla birlikte insanlar park, bahçe, piknik alanları ve sahiller gibi açık alanlara yönelirken, kene kaynaklı hastalıklara karşı da uyarılar artmaya başladı. Özellikle bahar ve yaz aylarında daha sık görülen Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), keneler aracılığıyla bulaşan ve ağır vakalarda hayati risk oluşturabilen ciddi bir enfeksiyon hastalığı olarak dikkat çekiyor. Uzmanlar, doğayla temasın arttığı bu dönemde hem bireysel korunma önlemlerinin önemine hem de belirtilerin erken fark edilmesine dikkat çekiyor. Enfeksiyon hastalıkları uzmanı Dr. Demet Yalçın, KKKA’nın özellikle yaz aylarında dikkat edilmesi gereken ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirterek alınması gereken önlemleri gazetemize anlattı.
“İSTANBUL’DAKİ KENELER DAHA ZARARSIZ”
Yalçın, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi ile ilgili şu bilgileri verdi: “KKKA; kenelerle taşınan, Bunyaviridae ailesinin Nairovirüs grubuna ait bir virüsün neden olduğu zoonotik bir enfeksiyon hastalığıdır. Ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ve baş ağrısı, bulantı, kusma ve ishal gibi belirtilerle seyreder; ağır vakalarda kanamaya ve ölüme yol açabilir. Hastalık ilk kez 12. yüzyılda Tacikistan’da tanımlanmış, daha sonra 1945’te Kırım’da ve 1969’da Kongo’da görülmesiyle Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi adını almıştır. Türkiye’de ilk olarak 2002 yılında dikkat çeken hastalık, özellikle kenelerin aktif olduğu bahar ve yaz aylarında görülmektedir. Hastalığın etkeni, çoğunlukla Hyalomma marginatum türü kenelerle taşınır ve vakalar en sık İç Anadolu’nun kuzeyi, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun kuzeyinde yoğunlaşır. İstanbul ve diğer bölgelerde ise daha çok Rhipicephalus ve Ixodes türü, nispeten daha zararsız kenelere rastlanmaktadır.”
“DOĞRUDAN KENE YOLUYLA BULAŞIYOR”
Hastalık belirtileri görüldüğünde vakit kaybetmeden hastaneye gidilmesi gerektiğini belirten Yalçın, “KKKA, insana doğrudan kene temasıyla bulaşır. Keneler uçmaz veya zıplamaz; otluk ve çalılık alanlardan vücuda tırmanarak tutunurlar. Kenenin çıplak elle tutulması ya da ezilmesi sırasında enfekte kan ve vücut sıvılarının deriyle teması hastalık riskini artırır. Hastalığın kuluçka süresi genellikle 1–3 gün, en fazla 10 gündür. İlk belirtiler arasında yüksek ateş, üşüme, titreme, şiddetli baş ve sırt ağrısı, yaygın kas ve eklem ağrıları, halsizlik, yorgunluk, yüz ve gözlerde kızarıklık ile ışığa duyarlılık yer alır. İlerleyen dönemlerde deri ve mukozalarda kanamalar görülebilir; cilt altı kanamaları, morluklar, burun ve diş eti kanamaları, aşırı adet kanaması, idrar veya dışkıda kan ve kanlı kusma bu belirtiler arasındadır. Bu belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Hastalığın tedavisi destek tedavisine dayanır ve günümüzde KKKA’ya karşı etkinliği kanıtlanmış bir aşı veya hastalığa özgü bir ilaç bulunmamaktadır.” şeklinde konuştu.
Kenelerden korunmak için alınabilecek önlemlere de değinen Dr. Demet Yalçın, “Tarla, bağ, bahçe, orman ve piknik alanları gibi kene yönünden riskli bölgelere giderken, vücudu mümkün olduğunca örten giysiler tercih edilmeli, pantolon paçaları çorap içine sokulmalı ve kenelerin kolay fark edilmesi için açık renkli kıyafetler giyilmelidir. Riskli alanlardan dönüldüğünde ise kişi hem kendi vücudunu hem de çocuklarını; özellikle kulak arkası, koltuk altı, kasık ve diz arkası bölgelerini kene açısından dikkatlice kontrol etmelidir. Kene tespit edilirse, çıplak elle dokunmadan, vücuda tutunduğu en yakın noktadan uygun bir malzeme yardımıyla çıkarılmalıdır.” ifadelerini kullandı.

“KENE NE KADAR ERKEN ÇIKARILIRSA RİSK O KADAR AZALIR”
“Vücuda tutunan ya da hayvanların üzerinde bulunan keneler kesinlikle çıplak elle öldürülmemeli veya patlatılmamalıdır” diyen Dr. Yalçın, “Kenenin üzerine sigara basmak ya da kolonya, gaz yağı, sıvı sabun ve dezenfektan gibi maddeler dökmek, kenenin kasılarak virüsü deri altına bırakmasına neden olabilir. Bu nedenle bu tür uygulamalardan kaçınılmalıdır. Kişi keneyi kendisi çıkaramıyorsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Kene ne kadar erken çıkarılırsa hastalığın bulaşma riski de o kadar azalır. Kene tutunan kişiler, 10 gün boyunca halsizlik, iştahsızlık, ateş, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma ve ishal gibi belirtiler açısından kendilerini izlemeli; bu belirtilerden biri veya birkaçı görüldüğünde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır.” şeklinde konuştu.