Ustalar anlattı, gençler dinledi

Edebiyatın usta isimleri Refik Durbaş, Ülkü Tamer ve İsa Çelik, Kadıköy’ün ilk bilim kurgu kütüphanesinde buluştu

16 Nisan 2015 - 16:18
Kadir İNCESU
Özgen Berkol Doğan Bilim Kurgu Kütüphanesi, alanında üç usta ismi ağırladı. Refik Durbaş, Ülkü Tamer ve İsa Çelik imza gününde sanatseverlerle buluştu. Üç usta isim de dostlarıyla hasret giderme fırsatı buldukları imza gününde gençlerle sohbet etti.  Biz de söyleşinin soluklanma aralarında sanatçılarımızla kısa söyleşiler yaptık.

DURBAŞ: “ÇOCUKLAR ŞİİRE MERAKLI”
40 yıllık Kadıköylü olan ve bir süredir sağlık sorunları yaşayan Refik Durbaş “Bağışla Ziyanımı” adlı kitabından şiirler okudu. Edebiyatseverler Refik Durbaş’ı en son 30 Nisan 2009’da Barış Manço Kültür Merkezi’nde adına düzenlenen bir saygı gecesinde görmüşlerdi.
Bir süredir sağlık sorunları yaşayan Durbaş, son bir aydır ise düzenli okumalara başlamış durumda. Gazete yazılarını da aksatmayan Durbaş, dostlarıyla birlikte olmaktan dolayı mutlu olduğunu ifade ediyor.
Son dönemlerde çocuklar için yazdığı şiirleri ve hikâyeleri de Can Çocuk tarafından  “Kar Üstünde Beyaz Bulut”, “Kırmızı Kanatlı Kartal”, “Nar Düştü Kar Üstüne”, “Kurabiye Ev”, “Bir Dev Biri Pire” adıyla yayımlanan Durbaş, “Bu kitaplarımda oğlum için yazdığım şiirlerin yanı sıra birlikte yaşadığımız olaylardan yola çıkarak kaleme aldığım hikâyeler var. Bu kitaplar son 30 yılın birikimi. Kitapların çoğu ikinci baskı yaptı. Çocuklar şiire meraklı, şiir okuyorlar. Bayağı satıyor, diğer şiir kitapları gibi değil. Büyükler okumuyor.” Diyor.
Durbaş, imza günlerine katılmadığını belirterek nedenini de şöyle anlatıyor: “Şiirini seven, seni tanıyan, zaten bir yerde seni bulup kitabını imzalatıyor. İmza günleri bana pazarlama işi gibi geliyor. Kitapla okur arasından çekileyim istiyorum. Okur, şiirimle baş başa kalsın.” Geçtiğimiz yıl içinde Islık Yayınları tarafından “Bağışla Ziyanımı” adlı 238 sayfalık bir şiir kitabı yayımlanan Refik Durbaş’ın toplu şiirleri üç cilt olarak önümüzdeki günlerde yayımlanacak.

TAMER: “İNTERNET EDEBİYATTAN ÇALIYOR”
Anılarını “Yaşamak Hatırlamaktır” adlı bir kitapta toplayan Ülkü Tamer de anlattığı anılarıyla ilgi odağı oldu. Tamer bir sorumuz üzerine “Eskiden de şiir çok yaygın bir sanat dalı değildi. Belli bir sayıda okuru olan bir edebiyat türü.  Şimdilerde ilgi çok fazla dağıldı. İnternete o kadar ilgi var ki, edebiyattan da çalıyor bu ilgi. Dolayısıyla şiirden biraz daha fazla çalıyor. Bu durum benim üretimimi etkilemiyor. Yazar bir şeyi yazacaksa oturur yazar.” diyor.
Anlattığı anılarından yola çıkarak bu kez de “İnsan neden çocukluğuna dönmek ister?” diye bir soru soruyoruz Ülkü Tamer’e. Önce Amado’nun “İnsanın anayurdu çocukluğudur” sözünü hatırlatıyor ve ekliyor: “Belli bir yaşa kadar insan hep ileriye, geleceğe bakıyor. Ama belli bir yaşı geçince ileriye bakmaktan çok, geriye bakmaya başlıyor. Çünkü ileride çok fazla beklentisi olmadığı için geriye dönüş daha fazla oluyor. Dolayısıyla, çocukluğuna, anayurduna dönüyor insan.”

ÇELİK: “BEN BİR ANLATICIYIM”
İsa Çelik, ilk fotoğraf makinesini, biriktirdiği harçlıklarıyla almış: “12 yaşlarımda Ankara’dayken bir ar­ka­da­şı­ma da ba­ba­sı Al­man­ya’dan bir ma­ki­ne ge­tir­miş, şa­ka da şu­ka da fo­toğ­raf­lar çe­kip du­ru­yor. Na­mık, şu­nu ayar­la da bir düğ­me­si­ne ba­sa­yım de­dim. Bo­zar­sın de­di ver­me­di. Nuh de­di pey­gam­ber de­me­di. Bütün harç­lık­la­rı­mı bi­rik­tir­dim, 45 li­ra­ya bakalit ilk ma­ki­ne­ al­dım. Arkadaşlarımın fotoğraflarını çekmeye başladım. Güvenpark’taki heykellerin fotoğraflarını çektim. Kompozisyon yapmayı, siyahın ve beyazın içinde ayrıntı yakalamayı öğrendim.”

TOPLUMSAL İÇERİK ÖN PLANDA
Bir diğer tutkusu da hikâye yazmak olan Çelik; grafik, resim, fotoğraf ve yazının kendisi için önemine de vurgu yaprak şöyle konuşuyor: “Fotoğraf ve hikâye ayrı dillerdir. Benim bir kaç şapkam var. Şapkalarımdan birisi grafik, birisi resim, birisi fotoğraf, birisi de yazı. Seramik, heykel, çizgi film gibi şapkalarım da var. Ama ilk saydığım dört şapkamı önemsiyorum. Grafikte sahiden bilenlerin söylediğine göre yeni şeyler getirdiğimi biliyorum Türkiye’ye. Fotoğrafta insanı kompozisyonun bir tamamlayıcı öğesi olarak değil, esas öğesi olarak aldım. Benim fotoğraflarımda toplumsal içerik birinci plandadır. Ama biçim endişesi de mutlaka vardır. Zaten birini diğerinden ayırmak mümkün değil. Fotoğraflarımda da, öykülerimde de bir başka atmosfer, başka bir estetik derdindeyim.”
Her sanat dalının hem iç, hem de dış gerçekliği olduğuna dikkat çeken Çelik “Hangi sanat dalı yapılırsa yapılsın ‘sahici’ olması önemlidir. İçine ne kadar işliyorsa onda bir sahicilik vardır.” diyor.
Üç usta da kendilerini dinlemeye gelen az sayıdaki edebiyatseverlere unutamayacakları bir gün yaşattı.


ARŞİV