Sanat Günü seçkisi...

15 Nisan Dünya Sanat Günü vesilesiyle Kadıköy’deki sergilerden bir derleme yaptık

15 Nisan 2026 - 11:10

Dilara Oktar Gürses’in museo moda’daki “Pasaj” adlı sergisinde geçmiş ile şimdi, yaşam ile ölüm, kaos ile kozmos arasında bir geçiş alanı olarak ele alıyor. Gürses’in resimlerinde yüzey, yalnızca bir görüntü alanı değil; aynı zamanda hafızanın, zamanın ve deneyimin biriktiği bir mekân olarak ele alınır. Sanatçı, arkeolojik kalıntılardan, duvar yüzeylerinden ve kültürel katmanlardan beslenen üretimlerinde, geçmişin izlerini güncel bir resim diliyle yeniden kuruyor. Sergi 16 Nisan’a dek izlenebilir.

Leda Ağacanoğlu’nun “Ben’lik Halleri” adlı sergisi, 11–23 Nisan tarihleri arasında Göztepe/Venüs Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşuyor. Sanatçının içsel dünyasını, kimlik arayışını ve bireysel ifade biçimlerini yansıtan eserlerden oluşan sergi; suluboya ve farklı tekniklerle üretilmiş 40 eserini bir araya getiriyor. Sanat eğitimine Bakırköy İSMEK ve Halk Eğitim Merkezi’nde başlayan Ağacanoğlu, uzun yıllara yayılan üretim sürecinde geliştirdiği özgün diliyle dikkat çekiyor. Sanatçının eserleri, disiplinli bir gelişim sürecinin yanı sıra kişisel ifade gücünü ve estetik arayışını yansıtıyor. 

Filiz Piyale Onat’ın “Omorika” adlı sergisi, Marcus Graf küratörlüğünde  Suadiye/Decollage Art Space’te izleyiciyle buluşuyor. Doğa tarihi ile kişisel hafızanın iç içe geçtiği sergide; hem Omorika ağacından hem de sanatçının eski Yugoslavya’daki büyükannelerine ve büyükbabalarına uzanan, daha sonra İstanbul’a zorunlu göçle devam eden aile tarihinden ilham alıyor. Botanik ve insani anlatıların bu kesişiminde, kök salma ile yerinden edilme, durağanlık ile hareket aynı peyzaj içinde bir arada var oluyor. Didaktik anlatılara başvurmadan sergi, çağımızın en yakıcı meselelerinden biri olan göç konusunu ele alıyor. Doğanın göçleri ile insan hikâyelerini ilişkilendiren sergi, aidiyet, uyum ve değişim üzerine düşünmek için alan açıyor. Sergi 12 Nisan’a dek açık.

Erenköy’deki Artisart Galeri, üç kadın sanatçının iç dünyalarından süzülen hikâyeleri, malzemenin şiirsel dönüşümüyle buluşturan özel bir seçkiye ev sahipliği yapıyor. 4 Nisan Cumartesi günü ikinci edisyonunun açılışı yapılan “Anlatacak Bir Hikâyem Var” sergisi; metalin direncini, seramiğin zarafetini ve boyanın sınırsız duygusunu aynı çatı altında topluyor. Sergi, her biri kendi materyali üzerinden özgün bir dil kuran üç ismi bir araya getiriyor: Seda Güneş (metal heykel), Gülnur Nil (seramik heykel) ve Rukiye Alper (Yağlı Boya). Zeynep Reis ve Beril Reis kuruculuğunda sanatseverleri ağırlayan Artisart Galeri, bu seçkiyle her eserin kendi ruhuna dokunmayı hedefliyor. Farklı disiplinlerin uyum içinde bir araya geldiği sergi, 17 Nisan’a kadar ziyaret edilebilir. 

Bahariye’deki çok yönlü sanat mekanı HOOD Base,  ilginç bir sergiye ev sahipliği yapıyor 3 Nisan’dan bu yana. Fanzin+ sergisi için farklı disiplinlerden 11 sanatçı ve grubun (Mor ve Ötesi, Büyük Ev Ablukada, Sena Gül/Paptircem, Dilan Balkay, Güneş Özgeç, Berke Köymen, Mert Pekdurener, Ahmet Emre Saka, Begüm Ars, Reka Kolektif, Cansu Dönmez) hikayesi çizilip akordeon fanzin haline getirildi. Cansu Dönmez'in çizimleri biyografi veya başarı öykülerinden çok, üretime giden yolda olanlara; kimi görünmeyen kimi paylaşılmayan anlara ve sanatçıların hayatla kurdukları bağa odaklanıyor. Katlanmış hali 20x10 cm olan, açıldıklarında her biri 3 metreyi bulan fanzinler; 12 Nisan'a kadar HOOD Base’in tüm duvarlarını kaplayacak, birleşip wallzine (duvar fanzini) olacak. Ziyaretçiler 10 gün boyunca sanatçı hikayelerinin arasında yürüyebiliyor olacak. HOOD Base’in fanzin+ sergisinin ilk durağı olmasını, zamanla projeye yeni sanatçı ve üreticilerin hikayelerinin de eklenmesiyle serginin kendi turnesine çıkmasını hayal ediyor.

BELEDİYE SERGİLERİ

Caddebostan Kültür Merkezi Galeri CKM'de 11 Nisan'da “Crossover Berlin” isimli sergi başlıyor. 3 Mayıs’a dek devam edecek sergide, Berlin ve İstanbul’dan 14 fotoğrafçının (Senem Aslan, Lars Bauer, Kostas Beis, Klaus W. Eisenlohr, Christian Gröschel, Björn Hoffmann, Levent Karaoğlu, Fevzi Kaygı, Canan Kınalı, Deniz Kızılkanat, Christine Kurka, Yasemin Özbek, Tütem Turan, Duygu Yapkuöz) eserleri bulunuyor. Sergi, 52 fotoğraf aracılığıyla Berlin’in farklı yönlerini bireysel sanatsal üsluplarla ele alıyor. Ortak ve bireysel keşiflerden yola çıkan çalışmalar, insanların kentsel çevreyle kurduğu ilişkiyi fotoğraflar üzerinden görünür kılıyor. 2013 yılından bu yana Kadıköy ile Friedrichshain-Kreuzberg arasında sürdürülen şehir ortaklığı kapsamında, fotoğrafçılar arasında sanatsal bir değişim programı yürütülüyor. Kadıköy Nazım Hikmet Kültür Merkezi Fotoğraf Atölyesi eğitmeni Levent Karaoğlu ile Friedrichshain-Kreuzberg Gilberto Bosques Halk Eğitim Merkezi Fotoğraf bölümü eğitmeni Klaus W. Eisenlohr, Berlin Kardeş Şehir Derneği Kadıköy e.V.’nin desteğiyle bu süreci sürdürüyor. Bu kapsamda 2015 ve 2019 seneleri ile en son 2 yıl önce Kadıköy’de ortak sergiler açılmıştı. Bu sene Kadıköy ile Friedrichshain-Kreuzberg ilçeleri arasındaki kardeş şehir ilişkisi 30. yılını kutluyor. 

“Köy Enstitüleri’nde Dün, Bugün, Yarın Tarih” başlıklı sergi 11 Nisan - 1 Mayıs  tarihleri arasında Barış Manço Kültür Merkezi’nde olacak. Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği İstanbul Şubesi’nce, Karabey Aydoğan Koleksiyonu’ndan hazırlanan sergi tanıtım bülteninde, “Köy Enstitüleri bir okuldan çok daha fazlasıdır. Her alanda ürettikleri ile, tarımda, sanatın her dalında; müzikte, edebiyatta, sporda, resim ve yontular, tarım üretiminde, yapılaşmada benzersiz örnekler vermiştir. Karabey Aydoğan, bu kurumların her türlü üretimlerini oluşturan belgeleri Kadıköy ve tüm İstanbulluların görüşlerine sunuyor.” deniliyor.

30 YILIN RETROSPEKTİFİ

Gezi isyanıyla ilgili heykellerinden biri Müze Gazhane’de bulunan Heykeltıraş Ayla Turan’ın retrospektif sergisi Levent’teki İş Sanat Kibele Sanat Galerisi’nde. Turan’ın 30  yıllık sanat yolculuğundan izler taşıyan sergide, mermer, bronz, tahta ve polyester gibi malzemelerden üretilen 56 eser bulunuyor. Bu sergiyi hazırlamanın “eski albümleri karıştırmak gibi” hissettirdiğini söyleyen Turan, “Sanat yolculuğumda hep ileriye baktım. Bugün bir durdum, dönüp baktım ardımda neler kalmış diye. Her duygu taze, ilk kez hepsi bir arada, benim dünyam benim sahnemde. Oyuncular farklı, zaman farklı, sahne aynı. Bugünden sonrası için nefes almak gibi bu sergi. Derin bir nefes. Geçmişin tanıklığını geleceğe taşırken, koşmaya devam etmenin bir durak noktası. Ve tarihe tanıklık ederek koşmaya devam etmenin başlangıcı.” diyor.

Uluslararası ölçekte çalışan bağımsız bir sanatçı olan Turan’ın heykelleri çoğu zaman mizahi ve dinamiktir ve sürekli bir hareket hissi taşır. Fiziksel olarak hareket etmiyor olsalar da bu devinim duygusu, sanat pratiğinin tanımlayıcı bir unsurudur. Turan’ın son dönem heykellerinin konusu çocuklar ve onların dünyasından oluşuyor. Onların renkli dünyasını form aracılığıyla yakalar ve pürüzsüz beyaz yüzeylerle çocukluğun masum ve saf alanını çağrıştırır. İstanbul’da yaşayan ve çalışan Turan’ın kamusal alan heykelleri Türkiye, Almanya, Fransa, Macaristan, İsrail, Letonya, Güney Kore, Dubai Finans Merkezi, ABD’de Vermont West Rutland Art Park, Mısır, İtalya, Hindistan, Suriye, Çin, Burkina Faso, İsveç, Meksika ve Bahreyn’de görülebilir.


ARŞİV