Oyunla sinemayı birleştiriyorlar

İstopmotion Sinema Atölyeleri’ne katılan çocuklar, kendi filmlerini yapıyorlar. Atölyenin yürütücüsü Gürşat Özdamar’la çocukların sinemayla olan ilişkisini konuştuk

26 Haziran 2019 - 09:13

Bu yıl Kadıköy Belediyesi tarafından “Betonu Kırmak Toprakla Buluşmak” temasıyla düzenlenen Kadıköy Çevre Festivali’nin katılımcılarından biri de İstanbul Sinema Topluluğu (İstopmotion) idi. Çocuklar için “stop motion” atölyelerinin düzenlendiği ve çocukların kendi filmlerini çektiği İstopmotion Sinema Atölyesi’ni Gürşat Özdamar ile konuştuk. Atölyenin yürütücüsü olan Özdamar uzun yıllardır çocuklarla sinema atölyeleri düzenliyor.

“EĞLENEREK ÖĞRENİYORLAR”

Atölyenizden bahseder misiniz?

Öncelikle ismimizden bahsetmek isterim. İsim, sinemanın başlangıcından beri var olan “stop motion” tekniği ile “istop” isimli oyunu bir araya getiren sözcüklerden oluştu. Amacımız, sinemayı yeni kuşaklara ve özellikle çocuklara tanıtmak, sevdirmek ve onların da kendi filmlerini oluşturmalarına olanak sağlamak ama bunu yaparken çocukların çocuk olma durumlarını göz ardı etmeden, oyuna olan gereksinimlerini de karşılayabilecekleri, bir anlamda oynarken öğrenebilecekleri bir ortam oluşturmaktı.

Atölyenizde ne tür çalışmalar yapılıyorsunuz?

Oyun oynamayı ihmal etmiyoruz. Bu bazen bir hareket oyunu olabildiği gibi bazen zeka oyunu da olabiliyor. Birbirimize bilmeceler soruyoruz. Çünkü betonla çevrelenen griye boyanmış bir kentte yaşayan çocuklar oyunu yalnızca bilgisayarda oynanan bir biçimle biliyor. Oysa kolektif bir uğraş olan sinema, aynen oyunda olduğu gibi herkesin işin bir ucundan tutmasına, herkesin gönüllü katılmasına ve sonuçta bir ortak haz almasına dayanıyor.

Çalışmalar her zaman karma yaş gruplarından oluşuyor; 5-6 yaşındaki bir çocuk ile 12-13 yaşındaki bir çocuk atölyede aynı anda bulunuyorlar ve birbirleriyle oldukça olumlu bir etkileşim kurabiliyorlar. Ortak bir öykü yazımını ve bu öyküdeki karakterleri ve mekanı oyun hamuru, karton ya da kumaş gibi malzemelere şekil vererek oluşturma sürecini gözetiyoruz.

Neden çocuklarla çalışmayı istediniz?

İstopmotion atölyelerine katılan çocuklar herhangi bir şablona bağlı kalmadan, ezberlemeden, eğlenerek öğreniyor. Daha ilk gün kamera ile tanışan çocuklar bir kaç hafta içerisinde kendilerini kurgu yapılan bir bilgisayarın karşısında kendi filmlerini keserken buluyorlar. Ya da ellerinde mikrofon, çeşitli konular hakkında röportajlar yapıyorlar. Ve pek çoğu çok geçmeden birer senaryo yazmış dahi oluyorlar.

Onlarla atölye yapmanın ayrıcalıkları neler?

Tüm bunları yaparken bir kariyer planı yapmadıkları, başarı-başarısızlık kaygısına düşmedikleri için daha özgüvenli oluyorlar, kendilerini daha iyi ifade ediyorlar. Eğitimin sıkıcı, ezberci, not baskısı oluşturan tarafına atölyede rastlamadıklarından kendilerini gerçekleştiren çocuklar daha özgür oluyorlar ve özgün fikirler ortaya çıkarıyorlar. Ve her şeyden öte çok eğlenceliler. Onun için çocuklarla birlikte atölye yapmak bana da iyi hissettiriyor. Yani bu çalışma iki tarafı da besliyor.

EKOLOJİK SORUMLULUK KAYDA GEÇTİ

Hangi teknikleri öğreniyor çocuklar?

Stop motion uygulamaları, sinemanın sihri green box ve benzeri uygulamalar ile senaryo yazımı ve bir film çekimi ağırlıklı işlenen konular. Çocuklar çerçeveyi de, perspektifi de, efekti de hep bu oyunlaştırılmış süreçlerde öğrenmiş oluyorlar.

Çocuklarla beraber Kadıköy Belediyesi’nin düzenlediği Çevre Festivali’ne katıldınız ve çocuklar orada kısa bir film çekti. Bu filmden bahseder misiniz?

Farkındalık oluşturma çabamızın bir parçası olarak çocuklar ekoloji ile ilgili, örneğin birinde de beton kıran bir çiçeğin öyküsünün anlatıldığı filmler hazırlamışlardı. Böylece Çevre Festivali’ne katılmanın iyi olacağını düşündük ve başvurduk. Festival alanında bize verilen stantta tüm gün boyunca atölyeler düzenledik ve katılan çocuklarla beraber küçük hikayeler oluşturarak stop motion filmler hazırladık.

Çocuklar, kamerayı ve mikrofonu ellerine aldılar ve festival alanındaki katılımcılara, her yaştan ziyaretçilere “Dünyada hiç yeşil kalmasaydı ne olurdu?” sorusunu yönelttiler. Ne var ki, herkesin ilk başta “basit ve kolay” bulduğu bu soruyu yanıtlamak o kadar da kolay olmadı. Hele de bu soruyu çocuklardan duymak, bu konuda sorumlulukları olanlara bir hatırlatma, bu konuda bir şey düşünmeyenlere de bir eleştiri işlevi gördü.

İstanbul’un birçok ilçesinde atölyeler düzenliyorsunuz. Belirli bir mekânınız var mı atölyeler için?

Geçtiğimiz dönem Kadıköy Halil Türkkan Ortaokulu ana sınıfı öğrencileriyle de okullarında bir sinema atölyesi gerçekleştirdik ve onlarla Küçük Kara Balık’ın öyküsünü canlandırmıştık. İstopmotion’un kendine ait bir yeri olmadığından dönem dönem farklı ilçelerde bizimle dayanışma gösteren mekânlarda sürdürüyoruz çalışmalarımızı.

Atölyeler devam edecek mi? Bu çalışmaları bir projeye dönüştürmeyi planlıyor musunuz?

Tüm bu atölyeleri yaparken özellikle bu tür imkânlara kolay ulaşamayan, merkezin dışındaki mahallelerde yaşayan çocukların katılımını önemsiyoruz. Ancak kendi yerimiz olmadığından geçici mekanlarda atölyeler yapmayı sürdürüyoruz. Bu konuda yerel yönetimler hem mekan temini konusunda çözüm sunabilir, hem de malzeme desteği ve çocukların araçla erişimi konularında dayanışma sunabilirse, o zaman, tüm çocuklara erişebilme ve onların da bu çabaya ortak olarak kendilerini ifade etmelerine, filmler üretmelerine zemin sağlamış olacağız.

Filmlerin üretimini çoğaltmak ve üretilmiş olanların başkalarıyla paylaşılmasını kolaylaştırmak için bir film etkinliği yapmak. Böylece istopmotion.org isimli internet sitemiz stop motion filmlerin topluca bulunacağı bir video kütüphaneye de dönüşmüş olacak. İkinci düşüncemiz de yeni başlayanlar ve çocuklar için bir stop motion kitapçığı yayınlamak. Çocukların rahatlıkla anlayabileceği dilde hazırlanan bu kitapçıktaki fotoğraflar da yine çocukların yaptığı uygulamalardan görüntüler yer alacak.


ARŞİV