İlk oyunu Sarp Polat’ın yazdığı "Tanıdığım Tüm Erkekler" ile seyircisine merhaba diyen Neon Tiyatro’nun yeni oyunu “Hiç Dünya”, Kadıköy’de seyirci karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Hayat boyu verilen mücadelenin bir hiç olabileceği ihtimalini sahneye taşıyan oyun, 25 Eylül Cuma akşamı saat 20.00’de Moda All Saints Kilisesi’nde sahnelenecek.
Hayatımızı seçimlerin mi yoksa mecburiyetlerin mi şekillendirdiğini masalsı, absürt ve mizahi bir dille ele alan oyunun tanıtım metninde, “Yalnız kaldığını düşündüğün bir anda yanında beliren o kişi. Önemli olduğunu sandığın bir parçanın önemli olmadığını anladığın o an. Kendini boşluğa bırakmanın korkusu. Olacak olanın olması... Hoş geldiniz. Burası Hiç Dünya. Burada yaşamak bir teşekkür konuşması yapmak gibi. Basit duruyor ama başlayınca kelimeleri seçemiyor, cümleleri toparlayamıyorsunuz.” ifadeleri yer alıyor.

Baver Karahancı’nın kaleme aldığı ve Emre Dökücü’nün yönetmen koltuğunda oturduğu 55 dakikalık eserde; Baver Karahancı, İlayda Güler ve Serhan Alben birlikte sahne alıyor. Yapımın kostüm ve dekor tasarımını İrem Dilaver, ışık tasarımını Can Kılınç, hareket tasarımını Süda Köse, afiş tasarımını Elif Kadayıf üstlenirken, projenin yapım koordinatörlüğünü ise Merve Dağlıoğlu yürütüyor.
VAROLUŞÇU METİNLERİN ETKİSİ
Oyunun yazarı ve oyuncusu Baver Karahancı, Artfulliving web sitesine verdiği röportajda, yapımın ortaya çıkış sürecini ve sahne dilini şu sözlerle anlatıyor: “Oyunu, dönem dönem içine çekildiğim varoluşçu metinlerin etkisiyle yazmaya başladım. O metinlerde dolaşırken, onların 'oyunsu' tarafını sahnede nasıl var edebilirim diye düşünüyordum. Çünkü bu tür konuların seyirciyi mutlaka karanlık bir çukura sürüklemesi gerektiğine inanmıyorum. Doğru bir biçimsel yaklaşımla, seyircinin hem keyifle takip edebileceği hem de üzerine düşünebileceği bir sahne dili kurulabilir.” Karahancı, Hiç Dünya karakterlerinin günümüz dünyasında birebir karşılığı olan, doğrudan bir temsiliyet taşıyan karakterler olmadığını belirterek, “Ama hikâye de kendini yalnızca karakter derinliği üzerinden kurmuyor. Aslında bu ikisinin arasında bir yerde duruyorlar. Oyunda öyle anlar var ki, seyirci az önce dışarıdan bir karikatür gibi izlediği bir karakteri, bir anda kendi hayatında bir yere dokunan biri olarak görebiliyor. Oyunun kurduğu ilişki tam olarak burada başladığına inanıyorum.” diyor.
