Kadıköy Belediyesi Karikatür Evi’nde devam eden “Karagöz’ün İlahi Komedyası Yedi Suret Yedi Yansıma” sergisi kapsamında, “Karagöz ile Türk Ressamlarını Tanıyalım” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirildi. 25 Ocak Pazar günü Karikatür Evi’nde düzenlenen söyleşide, sanatçı Aziz Murat Aslan, Karagöz’ün yalnızca bir gölge oyunu değil, Türk resim sanatıyla tarihsel ve estetik bağlar kuran bir anlatım alanı olduğunu belirtti.
Söyleşide Karagöz’ün tarihsel ve coğrafi derinliğine de dikkat çeken Aslan, bu geleneğin dar bir alana sıkıştırılmasının doğru olmadığını şu sözlerle anlattı: “Karagöz genellikle sadece bir İstanbul folkloru ya da Bursa efsanesi gibi anlatılmaya çalışılıyor. Oysa tarihsel vesikalara baktığımızda çok daha geniş bir coğrafya görüyoruz. Karagöz sadece İstanbul’a ait değildir. Anadolu’da, Balkanlar’da, Orta Doğu’da ve Kuzey Afrika’da karşılığı vardır. Yunanistan’da Karagiozis formuna dönüşür, İtalya’da Pupi geleneğiyle benzerlik gösterir, İran’da ise Fanus-i Hayal anlatılarıyla karşımıza çıkar.”
ANİMASYONUN ÖNCÜSÜ
Karagöz’ün yalnızca Ramazan eğlenceleriyle sınırlandırılamayacağını belirterek bu sanatın estetik boyutuna dikkat çeken Aslan, “Karagöz iki boyutlu bir yapıdır. Işık ve gölgeyle, eklemleri üzerinden hareket eden bir sistemdir. Bu yönüyle çizgi filmin, sinemanın ve animasyonun öncülerinden biri olarak okunabilir ve bu estetik anlayış Türk ressamlarını da etkilemiştir.” dedi.
Karagöz’ün yalnızca geleneksel bir gölge oyunu değil, aynı zamanda güçlü bir görsel anlatım dili olduğunu söyleyen Aslan, söyleşide Karagöz’den etkilenen Türk ressamlarla ilgili bilgiler verdi.

ERKEK RESSAMLARDAKİ YANSIMALARI
Söyleşide Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Karagöz geleneğiyle kurduğu ilişkinin malzeme ve teknik düzeyde somutlaştığını anlatan Aslan, “Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun deve derisinden kesip boyadığı bir Karagöz figüründen söz edilir. Topkapı Sarayı koleksiyonundaki Karagöz tasvirlerinden yola çıkarak yaptığı guaj ve sulu boya çalışmalar, onun bu gelenekle kurduğu ilişkiyi çok açık biçimde gösterir. Birçok eserinde de Karagöz yansımaları vardır.” dedi.
Cihat Burak’ın Karagöz’le kurduğu ilişkinin yalnızca resimle sınırlı kalmadığını, bu temasın tiyatro anlatısı üzerinden de sürdüğünü belirten Aslan, “Cihat Burak mimarlığı bırakıp resme yönelen bir sanatçıdır. Karagöz tekniğinden esinlendiği eserleri var.” dedi.
Burhan Uygur’un da Karagöz’le temasının daha şiirsel ve dolaylı bir hat üzerinden okunabileceğini söyleyen Aslan şunları anlattı: “Burhan Uygur resmin gizli şairidir. Can Yücel’in ‘Rengârenk’ kitabını, Behçet Necatigil’in ‘İki Başına Yürüme’sini resimlemiştir. Modern Müze’deki çift kanatlı kapının sağ üst köşesinde yer alan Karagöz açısı, onun Karagöz’le temas ettiği somut ve çok kıymetli bir örnektir.”
KADIN RESSAMLAR VE KARAGÖZ
Aliye Berger’in akademi dışından gelmesine rağmen Karagöz estetiğine güçlü bir figür dili kurduğunu belirten Aslan, “‘Çeyiz Taşıyıcıları’ adlı çalışması Karagöz’ün evlenmesi oyunundaki tasvirlerle benzerlikler taşır.” dedi.
Mihri Müşfik’in figür anlayışıyla Karagöz estetiği arasında güçlü bir paralellik kuran Aslan, “Mihri Müşfik, figürle kurduğu doğrudan ilişki ve cesur anlatımıyla Karagöz’ün yüzeysellikten beslenen ama derinlikli estetiğine çok yakın bir yerde durur.” ifadelerini kullandı.
Müfide Kadri’nin kısa ömrüne rağmen güçlü bir görsel iz bıraktığını ve Karagöz’le arasında kurduğu bağı anlatan Aslan, Güzin Duran’ın ise özellikle yüzey ve kompozisyon anlayışıyla Karagöz’e yaklaştığını belirtti. Aslan, Nazlı Ecevit’in çalışmalarında da Karagöz geleneğinin bilinçli olmasa da güçlü bir görsel hafıza olarak hissedildiğini söyledi.


“BENİM İÇİN BİR AYDINLATICI IŞIK OLDU”
Söyleşiye katılan öğretmen Sahure Ögeç, etkinliğin kendisi için özel olduğunu şu sözlerle anlattı: “Okuluma daha önce Karagöz ve Hacivat perdesi kurulmuştu, hatta elimde oyun perdesi de var ama ilkokul düzeyinde kullanabileceğim hazır piyeslere ulaşmakta gerçekten zorlanıyordum. Bugün tamamen şans eseri bu söyleşiye geldim ve hem nereden başlayabileceğimi gördüm hem de Karagöz’ü eğitimde nasıl daha doğru kullanabileceğime dair kafamda pek çok şey netleşti. Bu söyleşi benim için gerçek anlamda bir aydınlatıcı ışık oldu.”
Söyleşiden memnun kaldığını belirten ve görsel sanatlarla ilgilendiğini ifade eden Ayşe Eren Bahşi ise, “Karagöz’ün resim adı altında sunulabileceği hiç aklıma gelmemişti. Kullandığı materyaller beni çok ilgilendirdi; zımparanın bu şekilde kullanılacağı, yüzeyin bu biçimde renklendirileceği aklıma gelmezdi. Alüminyum rölyef kabartmalar, deri kullanımı… Deri gelenekte vardı ama diğer malzemelerin bu kadar zengin ve çoklu kullanımı gerçekten çok etkileyiciydi. Çok ünlü ressamların Karagöz’den nasıl etkilendiğini ve bunun detaylarını dinlemek beni çok mutlu etti.” dedi.