CKM Yazar Buluşmaları kapsamında düzenlenen ‘Sahte Cennetler ve Gerçek Kaçış Yolları’ başlıklı söyleşi ve imza günü, 25 Ocak Pazar günü Caddebostan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Yazar Müge İplikçi’nin konuk olduğu etkinliğin moderatörlüğünü Prof. Nazan Haydari üstlendi. Bir tarikattan kaçış öyküsü olan ‘Sahte Cennetten Kaçış’ üzerine konuşmasının ardından İplikçi, okuyucularıyla bir araya gelerek kitaplarını imzaladı.
NASIL BAŞLADI?
Kitapta yer alan bir buluşmanın benzerini, bir emniyet mensubuyla yaşadıktan sonra kendini bu kitabı yazarken bulduğunu söyleyen Müge İplikçi, “Yazmakta olduğum başka bir kitap vardı, hala bekliyor beni. O buluşmadan o kadar etkilendim ki bu kitabı yazmak zorunluluğu hasıl oldu.” dedi. Artık “kendi karasularında” yazmadığını söyleyen İplikçi, “Bu, yazarın debisini genişletmesiyle ilgili, su ve yatak artık sana yetmiyor. Daha hızlı ve derin akman gerekiyor, kaldı ki Türkiye gibi bir ülkede her an her şeyin tetikleyici olduğu bir alanda, yürümek ve hatta koşmak gerekiyor. Bu da öyle bir çalışmaydı.” şeklinde konuştu.

Romanın içindeki karakterlerle Margaret Atwood’un Damızlık Kızın Öyküsü’nün dillendirildiğini ve bu ilişki hakkında konuşan İplikçi, yazarın kendisi için bir mihenk noktası olduğunu vurgularken konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Atwood’un cesur kalemi, bitip tükenmeyen enerji, dünyayı sorgulama ve yola soru işaretleri ile ünlemler bırakarak gitmesi… Damızlık Kızın Öyküsü 1985 yılında çıktığında, aslında Nazi dönemine referans vererek yazılmıştı. Totaliter rejimlere eleştirel perspektiften yazılmış bir romandır ama hali hazırda, distopik roman olarak karşımıza çıkmıştı kurgusal bağlamda. Kendisinin yakınlarda bir röportajını okudum ve yaşanan bu olaylar sonucunda artık kitabının distopya olmadığını ifade ediyordu. Bu kitap ona aslında bir selam duruşu, ‘evet haklısın yazarım bu bir distopya değil, dünyanın her tarafında olagelen bir şey, bizim ülkemizde de 90’lı yıllardan itibaren büyük bir ivmeyle nüfus etmiş bir gerçek’ demek içindi. Bir anlamda bunun için de yazıldı diyebilirim.”
SİSTEME ENTEGRE BİR CENNET
Kitabın adına nasıl karar verdiğini de anlatan İplikçi, “Cennet vaadi, insanoğlu tek tanrılı dinleri inşa ettiğinden bu yana herkes için büyüleyici bir yapı. Ancak bugün karşımıza çıkan cennet tipi, bu naif arayıştan çok farklı. Sahte bir yapı içinde şekilleniyor; sisteme entegre oluyor ve hatta devletler tarafından onore ediliyor. Buna tanık olduk, bunu gördük ve bizzat yaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.