Mesut Kaplan
“Bu fani dünyadan bir gün göçüp gideceğim. Ama yeniden dünyaya gelmek olanağım olsa, Allah’tan yine ressam olmayı dilerim.”
Hoca Ali Rıza
Türk resim sanatının peyzaj geleneğinde ekol yaratmış en müstesna figürlerinden biri olan Hoca Ali Rıza (1858–1930), Üsküdar başta olmak üzere İstanbul’un sokaklarını, sahillerini, kahvehanelerini ve tarihi köşelerini büyük bir sadakatle tuvaline aktaran bir kent seyyahıdır. “Asker Ressamlar” kuşağının bu öncü ismi, Batı’dan gelen resim tekniklerini Türk-İslam estetiğinin dinginliği ve yerelliğiyle harmanlamıştır. 1914 Kuşağı ressamlarının (İbrahim Çallı, Ruhi Arel, Feyhaman Duran, Hikmet Onat, Hüseyin Avni Lifij, Nazmi Ziya Güran, Namık İsmail, Sami Yetik ve Ali Sami Boyar ve Hasan Vecih Bereketoğlu) da hocası sayılan Hoca Ali Rıza’nın, doğaya olan tutkulu bağlılığı ve açık havada çalışma alışkanlığı, onu döneminin diğer sanatçılarından ayıran en önemli özelliklerindendir. Onun fırçasında İstanbul; anıtsal yapıların gölgesinde kalmış sivil mimarisi, yıkılmaya yüz tutmuş ahşap evleri, ihtişamlı selvi ağaçları ve mahalle çeşmeleriyle en doğal ve samimi haliyle hayat bulur. Hoca Ali Rıza’nın ressamlığındaki en ayırt edici güç, yağlı boyadaki ustalığı yanında aynı zamanda desen ve söğüt veya asma gibi ağaçların dallarının yakılarak kömürleştirilmesiyle elde edilen bir çizim aracı olan füzen tekniğindeki olağanüstü hızı ve yeteneğidir.

Cebinde her an taşımaya hazır olduğu küçük defterlerine kurşun kalem, sulu boya veya mürekkeple düştüğü anlık eskizler (krokiler), Türk sanat tarihinde eşine az rastlanır bir görsel hafıza havuzu oluşturur. Hoca Ali Rıza, çizdiği mekânların köşelerine o anki hislerini, hava durumunu veya mekânın ismini içeren eski harflerle notlar düşerek adeta resimlerini birer günlük gibi kullanmıştır. Onun çizgilerindeki güçlü perspektif algısı, ışık-gölge dengesindeki hassasiyet ve ağaç dokularını işlemedeki detaycılık, arkasında bıraktığı binlerce eseri salt birer sanat objesi olmaktan çıkarıp Osmanlı’nın son dönemi ve Cumhuriyet’in ilk yıllarına ait paha biçilemez birer tarihi belgeye dönüştürür.

Erenköy Kız Lisesi
Hoca Ali Rıza’nın eşsiz mirası, İstanbul’un kaybolan kentsel kimliğini koruyan en güçlü referans kayaklarındadır. Bugün betonlaşan veya tamamen yok olan pek çok dere yatağı, kır kahvesi ve tarihi semt dokusu, Hoca Ali Rıza’nın İstanbul ışığı; yakaladığı o şeffaf, huzurlu ve nostaljik paleti sayesinde zihinlerimizde canlılığını korumaktadır. Ömrünü Üsküdar ve Kadıköy gibi semtlerin doğal güzelliklerini kayıt altına almaya adayan ve uzun yıllar verdiği derslerle sayısız öğrenci yetiştiren bu büyük ustanın, Türk resminde memleket manzarasını ve yerli ruhu romantik bir realizmle taçlandıran gerçek bir ekol olduğu aşikârdır.

Fenerbahçe 1929
“Ressamlık tabiattan çizmektir. Modelden çizmeğe çalışan, tabiattan çizerken muvaffak olamaz.”
Hoca Ali Rıza
Bütün ilhamını tabiattan aldığını söyleyen Hoca Ali Rıza, yaşamı boyunca bunu devam ettirerek başta Üsküdar olmak üzere İstanbul’un yüzlerce noktasını resmetmiş ve geçmişle günümüzü mukayese imkânı vermiştir.
Hoca Ali Rıza’nın en çok resmettiği bölgelerden biri olan Kadıköy manzaraları, estetik bir görüntüden ziyade 20. yüzyılın ilk yarısındaki Kadıköy ve çevresinin kentsel dönüşümünü ve sivil mimarisini gözler önüne seriyor olması da önemlidir.

İbrahimağa Mahallesi
Hoca Ali Rıza’nın Üsküdar’dan sonra adımlarını en çok sıklaştırdığı yer, şüphesiz sivil mimarisi ve kendine has sahil yaşantısıyla öne çıkan Kadıköy’dür. Onun fırçasında Kadıköy; bugünkü kalabalığından uzak, tabiatla insanın henüz kavga etmediği huzurlu bir sayfiye beldesidir. Bugün yüksek apartmanların ve asfalt yolların altında boğulan Kurbağalıdere, ustanın tuvallerinde salkım söğütlerin suya sarktığı, kıyısına küçük ahşap sandalların, kırık dökük iskelelerin ve ahşap kulübelerin dizildiği epik bir su yoluna dönüşür. Moda ve Kalamış sahilleri ise Hoca Ali Rıza için İstanbul ışığının denizle buluştuğu en nadide alanlardır.

Moda İskelesi
Küçük krokilerinde Moda’nın dik yarlarını, kıyıya vuran dalgaların köpüklerini ve uzakta, puslu bir ufuk çizgisinde kaybolan adaları büyük bir perspektif dehasıyla betimler. Erenköy’ün masalsı tren istasyonu, Haydarpaşa, Moda İskelesi, Moda Deniz Hamamı, çeşmeler, sokaklar ve kıraathaneler, Hoca Ali Rıza’nın Kadıköy çizimlerinde kendini gösteren başlıca yerlerdendir.

Göztepe İstasyonu 1902
Bugün hızlı kentsel dönüşümün gölgesinden kalan İstanbul’un birçok kültürel değerini korumak ve geçmişle olan bağının kopmasını engellemek için Hoca Ali Rıza’nın resimlerini tekrar tekrar gözden geçirmek gerekir.