Gençler her gün müzik dinliyor ama üretimde yoklar

Üsküdar Üniversitesi’nin 72 üniversiteden 469 öğrenciyle yaptığı araştırmaya göre, her 10 üniversite öğrencisinden 9’u her gün müzik dinliyor. Ancak gençler müzik üretimine ve enstrüman çalmaya mesafeli duruyor

03 Ağustos 2025 - 16:31

Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı ve sosyolog Melike Demir’in yürüttüğü araştırma, Türkiye’deki üniversite öğrencilerinin müziğe yönelik tutumlarını detaylı biçimde ortaya koydu. Araştırmaya İstanbul, Ankara, İzmir, Muş, Rize gibi farklı şehirlerden toplam 469 öğrenci katıldı. Katılımcıların yüzde 66’sı kadın, yüzde 34’ü erkeklerden oluştu.

HER 10 KİŞİDEN 9’U HER GÜN DİNLİYOR

Araştırma sonuçları, müziğin öğrencilerin günlük yaşamında vazgeçilmez bir yer edindiğini ortaya koyuyor. Katılımcılara yöneltilen “Gün içinde ne sıklıkla müzik dinlersiniz?” sorusuna verilen yanıtlar, müziğin artık sadece bir hobi değil, bir yaşam tarzı haline geldiğini gösterdi. Verilere göre; katılımcıların yalnızca yüzde 1,4’ü hiç müzik dinlemediğini belirtti. Yüzde 22,5’i gününün büyük bir kısmını müzik dinleyerek geçirdiğini ifade ederken, yüzde 19,5’i günde ortalama 1 saat, yüzde 20,9’u 2 saat, yüzde 11,1’i ise 3 saat müzik dinlediğini söyledi. Hatta yüzde 5,4’lük bir kesim günde 5 saatten fazla müzik dinliyor.

Gençler müziğe en çok cep telefonlarından ulaşırken, Spotify ve YouTube gibi dijital platformlar öne çıkıyor. Katılımcıların yüzde 66’sı ders çalışırken müzik dinliyor, yüzde 51’i bazı geceler müzikle uyuyor. Müziği duygularla ilişkilendiren gençlerin yüzde 35’i onu “duygu yoğunluğu”, yüzde 18’i “yaşam tarzı”, yüzde 17’si ise “eğlence” olarak tanımlıyor.

Araştırma sonuçları, gençlerin hem Türkçe hem de yabancı müzikte geniş bir yelpazeyi benimsediğini gözler önüne seriyor. Katılımcıların yüzde 17,1’i pop dinlemeyi tercih ederken, rock müziğini tercih edenlerin oranı yüzde 10 olarak belirlendi. Rap (yüzde 4,6), Türk sanat müziği (yüzde 4,1) ve Türk halk müziği (yüzde 3) gibi türler ise daha düşük oranda temsil edildi. Türkçe müzik dinlemediğini belirtenlerin oranı da (yüzde 3) oldukça düşük düzeyde kaldı. Yabancı müzik tercihlerinde ise Batı pop müziği yüzde 36,9 ile ilk sırada yer aldı. Bunu Batı rock müziği (yüzde 10,8) ve Batı klasik müziği (yüzde 8,7) takip etti. Jazz ve tekno müzik türleri sınırlı dinleyici kitlesine sahipken, Batı müziği dinlemediğini belirtenlerin oranı yüzde 20,6 ile dikkat çekti.

En çok dinlenen Türk sanatçılar arasında Sezen Aksu, Barış Manço ve Mabel Matiz gibi isimler bulunurken, yabancı sanatçılarda Adele, Lana Del Rey ve The Weeknd öne çıkıyor. . Azerbaycan, Kazakistan ve Özbekistan kökenli sanatçılar dinlenenler arasında yer alıyor.

ENSTRÜMANLA TEMAS AZ

Araştırma bulguları gençlerin müziği yoğun şekilde tükettiğini ancak üretim sürecine sınırlı düzeyde katıldığını ortaya koyuyor. Katılımcıların tam yüzde 80,2’si herhangi bir enstrüman çalmadığını belirtti.  Katılımcıların büyük kısmının (yüzde 71,3) herhangi bir enstrüman çalmadığı yönünde bilgi verdi. Araştırma, katılımcılar arasında enstrüman kullananların ise gitar (yüzde 7,6), piyano (yüzde 4,1) ve saz (yüzde 1,1) gibi enstrümanlara yöneldiğini gösteriyor.

Katılımcılar arasında daha önce hiçbir enstrüman eğitimi almayanlar yüzde 63,7 ile daha yaygınken, daha önce müzik okulunda/kursunda eğitim alanlar yüzde 14,1, özel ders alanlar ise yüzde 10 olarak tespit edildi. Yüzde 7,3’lük bir kısım ise kendi emekleriyle enstrüman çalmayı öğrendiğini belirtti.

Araştırmada, müzik paylaşımının çoğunlukla arkadaş ortamında gerçekleştiği, aile içinde ise sınırlı kaldığı görüldü. Gençlerin yüzde 34’ü arkadaşlarıyla yılda birkaç kez müzik etkinliğine katıldığını belirtirken, ailesiyle birlikte müzik etkinliğine katılanların oranı sadece yüzde 8,4. “Ailenizle birlikte şarkı söylediniz mi?” sorusuna “evet” diyenlerin oranı yüzde 38,9’da kaldı.

“TOPLUMSAL BARIŞIN DA TEMİNATI”

Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, gençlerin müzikle çok katmanlı ve dinamik bir ilişki kurduğunu belirterek, “Gençler, müzik tercihlerini bireysel duygu durumları ve sosyal bağlamlara göre çeşitlendirerek, müziği kimlik oluşumunda önemli bir kültürel alan olarak benimsemektedir. Dijitalleşme ile birlikte, gençler müzikle sadece dinleyici olarak değil, sosyal medya ve dijital platformlar aracılığıyla aktif etkileşimde bulunan katılımcılar haline gelmiştir. Ancak, müzik üretimi ve enstrüman çalma oranlarının düşük olması, gençlerin daha çok tüketici konumunda kaldığını ortaya koymaktadır.” dedi.

Gençlerin müzikle olan ilişkisini dinleyici pozisyonundan üretici pozisyonuna taşımanın önemini vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, “İlkokuldan itibaren eğitim kurumlarının ve yerel yönetimlerin gençlerin yaratıcı katılımını teşvik edecek stratejiler geliştirmesi önem arz etmektedir. Müzik eğitiminin tüm toplumsal kesimlerin erişimine açık olacak şekilde yaygınlaştırılması ve ailelerin bu sürece etkin biçimde katılımının sağlanması, gençlerin müzikle daha derinlikli ve üretken bir ilişki kurmalarını destekleyecek başlıca stratejik adımlar arasında yer almaktadır.” ifadelerini kullandı.

Gençlerin müzikle ilişkisinin derinleşmesinin onları daha üretken ve paylaşımcı yapacağını vurgulayan Süleymanlı “Sanat ve müzik kültürü yalnızca bireysel gelişimi desteklemekle kalmamakta, aynı zamanda toplumsal uyumun ve barışın inşasında da önemli bir rol üstlenmektedir.” dedi.


ARŞİV