Eyüboğlu'ndan sevgilerle...

Çok yönlü sanatçı Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun, her biri küçük boy sanat eseri niteliğindeki mektup zarflarından oluşan “Sevgilerle, Bedri Rahmi Eyüboğlu” sergisini görmek için son hafta!

17 Mart 2026 - 11:45

Ünü Kalamış'tan dünyaya yayılan ressam, yazar ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun mektup zarflarını yakından görmek ister misiniz? O halde yolunuzu bugünlerde Beyoğlu'na düşürmeniz lazım. Zira İBB Miras’ın yenileyerek şehrin kültür sanat yaşamına yeniden kazandırdığı Casa Botter'deki sergiyi ziyaret etmelisiniz. Buradaki “Sevgilerle, Bedri Rahmi Eyüboğlu” sergisi, sanatçının dönemin önemli kültür-sanat isimleri ve aile dostlarıyla yazıştığı mektuplarının zarflarından oluşuyor.Sergi, hem sanatçının özel dünyasına hem de Türkiye’nin kültür tarihine zarflar üzerinden bakmak isteyen izleyiciler için şiirsel bir durak sunuyor.  

142 eser içeren sergide, 1957-1974 yılları arasına tarihlenen ve Türkiye’nin yanı sıra ABD, Kanada ve Fransa adreslerini taşıyan zarflar yer alıyor. Adresli, tarihsiz ya da notlarla işaretlenmiş zarflar Bedri Rahmi Eyüboğlu ile eşi Eren Eyüboğlu, ağabeyi Sabahattin Eyüboğlu, oğlu Mehmet Hamdi Eyüboğlu’nun yanı sıra Fikret Mualla, Mustafa Pilevneli, Turan Erol, Mehmet Ali Cimcoz, Tosun Bayraktaroğlu ve Ertuğrul Özakdemir gibi dönemin önemli isimleri arasındaki yazışmalara tanıklık ediyor. Bu ilginç sergide  Fikret Mualla ile Bedri Rahmi Eyüboğlu arasındaki mektup ve Eyüboğlu’nun arkadaşı Nâzım Hikmet için yazdığı “Zindanı  Taştan Oyarlar” -bilinen adıyla “Yiğidim Aslanım”- şiirinin el yazısı hali de yer  alıyor.

ZARFLARDAKİ MİNİ TUVALLER

“Sevgilerle, Bedri Rahmi Eyüboğlu” sergisinde yer alan zarflar tarihi birer belge olmanın ötesinde, Bedri Rahmi’nin görsel dünyasının küçük tuvallerine dönüşüyor. Soyut ve soyutlamaya yakın kompozisyonlar, tekrar eden biçimler, balık imgeleri, Amerika yıllarında kullandığı kum ve farklı malzemelerle oluşturulmuş yüzeyler, geleneksel motiflerle birleşerek sanatçının özgün dilini yansıtıyor. Mektupları postaladığı zarfların üzerine akrilik, pastel gibi malzemelerle çizdiği otoportre siluetleri de dikkat çekiyor.

 İBB Miras ve İBB Kültür katkılarıyla 27 Ocak'ta sanatseverlerle buluşan sergi, 29 Mart'a dek (pazartesi hariç her gün 10.00-21.00 saatleri arasında) Casa Botter'de ücretsiz olarak ziyaretçilerini bekliyor.

( Serginin 27 Ocak'ta yapılan açılışına sanatçının torunu Rahmi Eyüboğlu da katıldı.)

MAVİ KAPLUMBAĞA

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Kalamış’taki atölye-evi, sanatçının ölümünün 50. yılında ilk kez “müze ev” olarak ziyarete açılmıştı. İstanbul Kültür Yolu Festivali kapsamında geçen sonbaharda hayata geçirilen ve Eyüboğlu ailesinin himayesinde hazırlanan proje, sanatçının yaşam alanını sanatseverlerle buluşturdu. 1958 yılında Mimar Turgut Cansever tarafından modernizmin izlerini taşıyacak şekilde kapısız ve esnek mekanlarla tasarlanan bu özgün yapı, Eyüboğlu’nun eşi Eren Eyüboğlu ile birlikte yürüttüğü sanatsal üretimin ve dönemin entelektüel buluşmalarının merkezi olma özelliğini taşıyor. 2009 yılında tescillenerek koruma altına alınan bu kültürel miras yapıda, sanatçının resim, mozaik ve seramik çalışmalarının yanı sıra şahsi eşyaları, not defterleri ve Anadolu ruhunu yansıtan objeleri bulunuyor.

İSTANBUL'UN KOLEKTİF BELLEĞİ

Öte yandan İBB Sanat Koleksiyonlarından özel bir seçkiyi sanatseverlerle buluşturan “Kolektifin Belleği: İBB Koleksiyonları”sergisi de yıl sonuna kadar Artİstanbul Feshane’de ziyarete açık.  Koleksiyonun Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan yüzyıllık sanat birikimini özel bir seçkiyle bir araya getiren sergide 187 sanatçının 627 eseri yer alıyor. Sergi geniş sanatçı yelpazesinde Giovanni Bellini’den Tevfik Fikret’e, Abdülmecid Efendi’den Bedri Rahmi Eyüboğlu’na uzanan isimleri bir araya getiriyor. Koleksiyonun yakın dönem katmanları ise İstanbul’un güncel dönüşüm dinamiklerini izleyen bir seçki sunuyor. Kentin kırılgan ekolojisini, sosyomekânsal eşitsizliklerini, hafıza mekânlarının kaybını ve kültürel direnç pratiklerini görünür kılan çağdaş sanat üretimleri, koleksiyonu tarihsel bir arşiv olmaktan çıkarıp yaşayan bir düşünsel alan hâline getiriyor. Bu çerçevede koleksiyonda yer alan sanatçıların tematik çeşitliliği, İstanbul’u sadece bir mekân değil, toplumsal ilişkilerin üretildiği bir sahne olarak ele alıyor. 

 


ARŞİV