Şişmanlık Hakkımız
ABD’li yazar, aktivist Virgie Tovar, Şişmanlık Hakkımız’da kilo, beden ve normallik kavramlarını radikal bir sorgulamaya tabi tutuyor. Kitap, yalnızca beden olumlama çağrısı yapmakla kalmıyor; şişmanlık karşıtı kültürün ekonomi, medya ve patriyarkal düzenle nasıl iç içe geçtiğini analiz ediyor.
Tovar’a göre mesele yalnızca estetik değil; doğrudan bir hak meselesi. Kadın bedeni üzerindeki denetim, güzellik standartları ve “ideal beden” dayatmaları, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yeniden üretildiği alanlar olarak ele alınıyor. Yazar, kişisel deneyimle politik çözümlemeyi bir araya getirerek bedenin feminist bir perspektifle yeniden tanımlanabileceğini savunuyor. Şişmanlık Hakkımız, güncel feminist literatürde beden özgürlüğü ve kapsayıcılık tartışmalarına güçlü bir katkı sunuyor.
Yayınevi: Güldünya Yayınları
Kadınsız İnkılap Nezihe Muhiddin, Kadınlar Halk Fırkası, Kadın Birliği
Yaprak Zihnioğlu’nun çalışması, Türkiye’de kadın hakları mücadelesinin erken Cumhuriyet dönemindeki en kritik eşiklerinden birini mercek altına alıyor. Kitap, 1923’te kurulmak istenen Kadınlar Halk Fırkası girişimini ve bu girişimin öncüsü olan Nezihe Muhiddin’in yaşamını tarihsel belgeler ışığında inceliyor.
Kitapta Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecinde kadınların siyasal hak talebinin nasıl örgütlendiği, neden engellendiği ve nasıl dönüştüğü Kadınlar Halk Fırkası’nın kapatılması, ardından Türk Kadınlar Birliği’nin kuruluşu ve kadınlara seçme–seçilme hakkının kazanım süreci, arşiv belgeleri ve dönemin basını üzerinden analiz ediliyor.
Resmi tarih anlatısında geri planda bırakılan kadın aktörleri görünür kılan kitap, Cumhuriyet inkılaplarının “kadınsız” ilerlemediğini; aksine kadınların aktif siyasal özne olarak mücadele verdiğini ortaya koyuyor.
Yayınevi: Metis Yayınları
Dört Ayak Üstünde
Miranda July’nin romanı Dört Ayak Üstünde, yayımlandığı yıl edebiyat dünyasında geniş yankı uyandırdı. Yılın En İyi Kitabı listelerinde yer alan eser 2025 Joyce Carol Oates Prize ve 2025 Women's Prize for Fiction için de finale kaldı.
Roman, 45 yaşında, evli ve çocuklu bir sanatçının tekdüze hayatına hareket katmak amacıyla Los Angeles’tan New York’a çıkmayı planladığı yolculukla başlıyor. Ancak yola çıktıktan kısa süre sonra tesadüfen durduğu bir kasabada, sıradan bir seyahat içsel bir kırılmaya dönüşüyor. Geçmişin yükleri, bastırılmış arzular ve kimlik çatışmaları birer birer su yüzüne çıkıyor.
Miranda July, orta yaşın mahremiyetine ironik, cesur ve yer yer absürt bir anlatımla yaklaşıyor. Roman boyunca “makbul kadın” kalıpları sorgulanırken; evlilik, annelik, yaş alma ve cinsellik feminist bir mercekten yeniden değerlendiriliyor. Dört Ayak Üstünde, bireysel bir hikâyeyi kolektif bir kadın deneyimine dönüştüren, özgürleşme ihtimalini tartışan çarpıcı bir anlatı olarak öne çıkıyor.
Yayınevi: Medusa Yayınları
Çiçeklenmeler
Melisa Kesmez’in Çiçeklenmeler adlı romanı, bir kadının geçmişiyle, ailesiyle ve bastırılmış duygularıyla hesaplaşmasını konu alıyor. Gündelik hayatın sıradan ayrıntılarından yola çıkan metin, kadınlık deneyiminin katmanlarını sakin ama sarsıcı bir anlatımla açıyor.
Romanın merkezindeki Türkan, kocasının ölümünün ardından kendi hayatına dışarıdan bakmayı öğrenirken; çocukluk, annelik, kırgınlıklar ve yarım kalmış arzularla yüzleşiyor. “Her şey mümkün” diyerek yeşeren umutların izinde, dünyaya doğru yeni adımlar atmaya cesaret arıyor.
Çiçeklenmeler, kadın kimliğinin yeniden tanımlanabileceğini ve kişisel dönüşümün her zaman mümkün olduğunu hatırlatan, içsel bir yolculuk anlatısı.
Yayınevi: İletişim Yayınları
Annem Öldü mü
Çağdaş Norveç edebiyatının güçlü seslerinden Vigdis Hjorth’un bu romanı, aile, kayıp, miras ve kadın ilişkileri etrafında örülen sarsıcı bir yüzleşme hikâyesi sunuyor. Seçimleri nedeniyle ailesi tarafından dışlanan bir kadının, başarılı bir ressam olarak yıllar sonra doğup büyüdüğü yere dönmesiyle başlayan anlatı, geçmişle hesaplaşma ekseninde ilerliyor.
Olay örgüsü, anlatıcının gece vakti yıllardır görüşmediği annesini araması ve telefonun açılmamasıyla tetikleniyor. Bu cevaplanmamış çağrı, anne-kız arasında kazananı olmayan bir gerilimi büyütürken aile içi travmaları, kırılgan bağları ve bastırılmış duyguları görünür kılıyor. Roman; anı, yaratı ve saplantı üçgeninde ilerleyen yapısıyla, aileyi bir “savaş alanı” metaforu üzerinden ele alıyor ve bireyin bu alandan sağ çıkma ihtimalini sorguluyor.
Annem Öldü mü, anne-kız ilişkisini, anneliğin açmazlarını ve kuşaklar arası travma aktarımını cesur bir dille irdeliyor.
Yayınevi: Siren Yayınları