Bitkiler diyarının ressamı

Bitki ressamlığının önde gelen isimlerinden Işık Güner, 20 yılı aşkındır bitkileri gözlemleyerek, sahada takip ederek ve birebir ölçekte resmederek doğanın görsel hafızasını oluşturuyor

27 Mayıs 2026 - 12:47

Her bitki gün gelir solar. Ama onunkiler hariç. Çünkü onun, bitkileri ölümsüzleştiren bir sihri var; onları resmetmek… 

18 Mayıs Dünya Bitki Ressamları Günü vesilesiyle, sizi Türkiye’de bitki ressamlığı denilince ilk akla gelen isimlerden olan Işık Güner ile tanıştıralım. 20 yılı aşkın süredir bitki resimleri yapıyor. Yaklaşık son 15 yıldır da profesyonel düzeyde sürdürüyor bu işi. Aslında çevre mühendisliği okumuş. Ama sonrasında bu alana bir yanıyla uzak, öte yandan da yakın bir başka işe, bitki ressamlığına yönelmiş çünkü bitkilerin dünyası ve doğa çekmiş onu kendine. Böylelikle ikinci ve tam zamanlı bu mesleğini edinmiş.

Peki nasıl öğrenmiş bitki ressamlığını? Anlatıyor: “Okulu çok yok aslında. Son zamanlarda daha sık bu alanda uğraşan kurum ve kuruluşlar var olmaya başladı. Amerika ve İngiltere gibi ülkelerde bu işin okulu var. Ben kısa birkaç haftalık atölye çalışmalarında öğrendim. Kendim yaparak da bu işi ilerlettim. Şu an Amerika-Denver, İngiltere Edinburg gibi dünyanın önde gelen botanik bahçelerinde üniversite seviyesinde eğitimler veriliyor. Keza ben de Edinburg’ta eğitmenlik yapmaktayım.”

BİTKİLERİN PEŞİNDE ADIM ADIM…
Işık Güner bitki ressamlığı yaparken her zaman bir plana bağlı olarak hareket ediyor. Önce resmedeceği bitkiyi belirliyor. O bitki hakkında ön bilimsel araştırmasını yaparak, bitkinin özelliklerini öğreniyor. Sonra da bitkinin kendisini bizzat görebilmek için bitkinin bulunduğu lokasyona gidiyor ki burası bazen bir botanik bahçesi, bazen de bir dağın tepesi olabiliyor.  “Bitkilerin peşinden, bir yerden bir yere sürüklendim” deyişi de bundan. Çizeceği bitkiyi gördükten sonra da önce bir eskiz çalışması yapıyor. Ölçekli çalışıyor, yani gördüğü bitkiyi birebir çiziyor. Rengi ve dokusunu yakalamaya çalışarak, bitkinin betimleyici karakterlerini öne çıkararak çizmeye gayret ediyor. Aynı zamanda bitkiyi fotoğraflıyor da. Daha sonra da resmi tamamlama aşaması geliyor ki onun için de atölyesinde ya da herhangi bir yerde, bitkinin fotoğrafına bakarak resmi tamamlıyor. Tüm bu süreçlerde de hep botanikçilerle dirsek temasında oluyor. Böylelikle her bitkiyi bilirkişiden öğrenerek, daha bilimsel çizimler yapabilmiş oluyor.

“Bir bitkiyi araştırmak, gidip bulmak, görmek ve onu resmetmek çok keyifli süreçler. Bitkilerle çalışmanın en heyecanlı yönü, her bir bitki bambaşka bir dünya, ve her yeni bir bitkiyi resmetmeye başladığımda, bu işe yeniden başlıyor gibiyim. Sıkılmak mümkün değil.” diyen Güner için  bu işin zor tarafı da yok değil; “Değişen iklim koşulları ile birlikte bitkilerin çiçeklenme döneminde farklılıklar olabiliyor. Yani yazılı kayıtlar bazen anlamını yitirebiliyor. Çünkü gittiğinizde bitkinin çiçeklenme dönemini kaçırmış olabiliyorsunuz ya da erken gitmiş oluyorsunuz. Bu durum da onları doğru zamanda doğru yerde bulma ihtimalinizi düşürüyor. Bitkilerin sürekli değişen, hareket eden hali, bitki ressamlığının zor yönü. Ona göre yol ve yöntemler geliştirmeniz gerekiyor.”

HER ZAMAN SULUBOYA
Bütün resimlerini suluboya ile yapıyor Işık Güner, çünkü bu boya türü ile gerçeğine çok yakın bitki resimleri yapılabildiğini vurguluyor ve ekliyor; “Suluboyanın kontrol edilemez tavrını, kontrol altına almaya çalışmayı seviyorum. Suluboya kullanarak bu konuda ilerledim. Sanırım asla vazgeçmeyebilirim. Belki de bu konuda biraz muhafazakârımdır, ama suluboya bitki resimleri yapmak için mükemmeldir.”


Güner, bitki resimlerini, bitkiler dünyasını daha geniş kitlelere anlatabilmek için bir araç olarak kullandığını vurgulayarak, “Ben betimleyici, tanımlayıcı, bilimsel bitki resimleri yapıyorum. Resimlerimle ulaşmak istediğim tek hedef, bitkilerin o karmaşık, gizemli dünyasını bilmeyen insanlara resim aracılığıyla ulaştırmaya çalışmak. Bu konuya vakıf olmayan insanlara öğretebilmek, onlara göstermek ve onlarda ilgi uyandırmak istiyorum.” diyor. 


HER BİTKİ BİR BAŞKA KEŞİF
Peki şimdiye dek çizdiği binlerce bitki arasında bir favorisi var mı acaba? Şöyle yanıtlıyor: “Yok aslında. Çünkü bitkileri çizmeye başladığınız zaman, uzunca bakarak ve gözlemleyerek çizildiği için ilk başta çok gösterişsiz bir bitkinin bile çok acayip detayları ile karşılaşabiliyorsunuz. Bu çok heyecanlı. O nedenle her bitkinin resmini yaparken, her seferinde farklı bir keyif alıyorum. Ama şunu ekleyebilirim ki; Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu bölgeleri özellikle ilgimi çekiyor çünkü buralarda inanılmaz soğanlı bitkiler var. Bunların her biri beni çok heyecanlandırıyor, buralara yaptığım seyahatler iyi hissettiriyor.”

Işık Güner, Türkiye’deki bütün bitkilerin resimlerinin yapılmasını hedefleyen Resimli Türkiye Florası adlı bir projede botanikçi babası Adil Güner ile birlikte görev alıyor 
 

İSKOÇYA GÜNLERİ VE ÖDÜLLER
“Edinburgh Botanik Bahçesi’ni ilk ziyaret edişim, 20'li yaşlarımın başlarındaydı, sonra da sürekli burayı ziyaret etmeyi hiç bırakmadım. Edinburgh’daki bu uzun yıllarda, becerilerimi ve tekniğimi geliştirirken, başka fırsatlar karşıma çıkmaya başladı. 2010’da resimlerim, Londra’da düzenlenecek ‘Bitki Resim Sergisi’ için ‘Royal Horticultural Society’ tarafından seçildi, bu gerçekten heyecan vericiydi. Kaç yaşında olduğumu tam olarak hatırlamıyorum, ancak Londra’daki RHS sergisini ilk ziyaretimde çok gençtim, öyle ki bitki ressamı olacağımı bile bilmiyordum o zamanlar, sonuçta mühendis olacaktım! Sergi mükemmeldi, çok etkilendim ve sergide yer alan bütün resimleri tek tek inceledim. Yıllar sonra, aynı sergide yer almak için resimlerimin seçilmesi, gözlerimi doldurmasa da, ayaklarımı yerden kesti. 2010 ve daha sonra 2014’te RHS’de resimlerimi sergiledim. Her iki sergide de, sadece altın madalya değil, aynı zamanda ‘Araucaria araucana’ (2010) ve ‘Gunnera tinctoria’ (2014) resimlerinle ‘Best in Show’ ödüllerini kazandım. Ayrıca birkaç kez eserlerimi Royal Caledonian Hospitality Society’de (BISCOT) sergiledim. Resimlerim iki kez, prestijli ‘Mary Mendum Madalyası’na layık görüldü."


 


ARŞİV