MÜTAREKEDEN ZAFERE
19 Eylül 1921
SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ
Saygıdeğer arkadaşlarım!
Milletimizi yok etmek amacında olan düşmanlarımız, Birinci Dünya Savaşı'nda içinde bulunduğumuz grubun yenilgisinden faydalanarak amaçlarını hızlı bir şekilde gerçekleştirmek için harekete geçtiler. Hepimizin bildiği gibi, mütareke döneminde ülkemizi ve milletimizi savunmak için elimizdeki tüm imkânları almak konusunda her türlü yola başvurdular. Gerçekten de ordumuz dağıtılmış, silahlarımız ve toplarımız neredeyse yok edilmişti. İşte böyle bir zamanda, düşmanlar amaçlarına tamamen ulaşmak için Yunan ordusunu ülkemize saldırtmışlardı. Bu sırada düşmanın karşısına çıkabilenler, yalnızca vatan sevgisiyle dolu millet evlatlarıydı. Gerçekten de Yunan ordusu, karşısında sadece milli kuvvetlerden oluşan zayıf bir hat bulmuştu. Ancak, bu hattın arkasında millet ve milletin temsilcilerinden oluşan yüce heyetiniz, varlığımızı savunmanın tek yolunun ordu olduğunu anlayarak, böyle bir orduyu oluşturmak için tüm çabalarını sarf etmeye başlamıştı. Ancak düşmanlarımız bize bu fırsatı vermek istemediler ve hemen milli kuvvetlerimizin üzerine saldırdılar. Bu saldırılar sonucunda Bursa, Uşak gibi değerli şehirlerimiz de -İzmir gibi- düşmanın eline geçti. Fakat hükümetimiz bundan yılmadı ve bir an bile tereddüt etmeden ordusunu kurmak için hazırlıklarına devam etti. Bu çabalar sonucunda, ülkemizin savaş bölgesinde ordunun temelini oluşturacak bazı teşkilatlar kurulmaya başlandı. (…)
Yunan ordusu, temmuz ortalarında taarruz hareketine başladı. Ordumuz, İnönü, Kütahya ve Altıntaş'ın kuzey ve kuzeydoğusunda uzanan bir hatta bulunuyordu. Bu hatta düşmanla temas kuruldu. Ancak ilk temasta, düşmanın sayıca ve silahça üstünlüğü ortaya çıktı. Bu nedenle ordumuz, kesin bir muharebeye girmekten kaçındı ve sadece mevzi muharebeleri vererek düşmanı zaiyatlara uğratmakla yetindi. (…)
17-18 Ağustos'ta düşman, Sakarya'nın batısında ordumuzun ana kuvvetleriyle temas kurdu. Düşman, Mihalıççık ve Sivrihisar'da ciddi bir direnişle karşılaşacağını düşünerek kuvvetlerini bu hat üzerinde toplamıştı. Ancak bu bölgede düşmanla teması sürdüren kuvvetlerimiz sadece süvari birlikleri ve küçük piyade müfrezelerinden oluşuyordu. Bu birlikler, düşmanın ilerleyişini mümkün olduğunca geciktirerek geri çekildi. Özellikle düşman ordusunun sağ kanadı ve gerisinde faaliyet gösteren süvari birliklerimiz, düşmanın ilerleyişini büyük ölçüde zorlaştırdı.
(…)
26 Ağustos'ta düşman, tüm cephede genel taarruzlarına devam etti. Ancak bu taarruzlar da her yerde püskürtüldü ve düşman ağır kayıplar verdi. 27 Ağustos'ta düşman, Sapanca-Yamak arasındaki bölge hariç, tüm cephede genel taarruza geçti. Ancak bu taarruzda da hiçbir başarı elde edemedi.
28 Ağustos'ta düşman, gündüz ve gece boyunca tüm cephede taarruzlarına devam etti. Bu taarruzlar sonucunda Beylikköprü civarında ve sol kanadımız karşısında bir miktar arazi kazandı. Ancak buna karşılık, özellikle sol kanadımız karşısında telafisi mümkün olmayan ağır kayıplar verdi.
29 Ağustos'ta düşman, Beylikköprü'den Dikilitaş ve Büyükgökgöz mevzilerine kadar tüm kuvvetleriyle genel taarruza geçti. Bu taarruzda Dikilitaş civarında bir miktar arazi kazandı. Ancak bu ilerleme, cephede yapılan düzenlemelerle durduruldu.
30 Ağustos'ta düşman, Beylikköprü bölgesinde ve Sarı Halil ile Kursak bölgesinde ordumuzun sol kanadına karşı genel taarruza geçti. Bu taarruzlar da her yerde püskürtüldü.
31 Ağustos'ta düşman, tüm cephede taarruzlarına devam etti ve Sivrihisar ile Çaldağı bölgesinde bir miktar arazi kazandı. Ancak düşman, sol kanadımıza karşı taarruzdan vazgeçti ve merkezdeki zayıf noktalara yöneldi.
(…)
6 Eylül'de ordumuz, düşmanın direncini kırmak için merkezden karşı taarruza geçti. Bu taarruz başarılı oldu ve düşmanın direnci kırıldı.
8 Eylül'de bu taarruz hareketine devam edildi ve elde edilen başarılar genişletildi.
10 Eylül'de tüm cephede ve özellikle düşmanın sol kanadına karşı genel taarruza geçildi. Bu taarruz kısa sürede büyük sonuçlar verdi. Düşman ordusunun hayati mevzileri kahraman askerlerimiz tarafından ele geçirildi. Düşman, topunu tüfeğini bırakarak perişan bir şekilde geri çekilmeye başladı.
11 Eylül'de düşman, sağ kanadından başlayarak batıya doğru geri çekildi. Ancak ordumuzun taarruzu o kadar etkiliydi ki, düşman ordusu Yunan milletinin gösterebileceği tüm cesareti ve kahramanlığı göstererek karşı koymaya çalıştı.
12 Eylül'de ordumuz, şiddetli taarruzlara devam eti ve düşman en önemli mevzilerini süngülerimize terk etmek zorunda kaldı.
13 Eylül'de Sakarya Meydan Muharebesi zaferle sonuçlandı. Düşman ordusu perişan bir halde Sakarya Nehri'nin batısına atıldı.
Efendiler,
Türkiye Büyük Millet Meclisi ordusunun Sakarya'da kazandığı bu zafer, tarihte eşi görülmemiş büyük bir meydan muharebesidir. Bu zafer, milletimizin bağımsızlık mücadelesinde önemli bir dönüm noktasıdır. Bu zaferi kazanan kahraman ordumuzu, komutanlarımızı ve milletimizi en içten duygularımla tebrik ediyorum.
(…)
Bu zafer, milletimizin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinde bir dönüm noktasıdır. Düşmanın Anadolu'yu işgal etme hayalleri bu zaferle son bulmuştur. Artık düşman, vatan topraklarımızdan tamamen atılıncaya kadar takip edilecek ve bir daha böyle bir maceraya kalkışamayacaktır.
Efendiler,
Bu zafer, milletimizin azmi, inancı ve kahramanlığının bir sonucudur. Bu zaferle, Türk milleti dünyaya bir kez daha bağımsızlığını koruma kararlılığını göstermiştir. Bu zafer, milletimizin hür ve bağımsız yaşama hakkının bir ifadesidir.
Bu zaferin ardından, düşmanın vatan topraklarımızdan tamamen atılması için ordumuz takip ve taarruzlarına devam edecektir. Vatanımızda tek bir düşman askeri kalmayıncaya kadar mücadelemiz sürecektir. Yaşasın Türk ordusu! Yaşasın Türk milleti!