Validebağ yeşilin gücüyle direniyor

Üsküdardaki Validebağ Korusuna yapımı planlanan ve günlerdir ülke gündemine oturan sosyal tesis ve cami inşaatının mahkeme süreci bitene kadar durdurulmasına karar verildi.

31 Ekim 2014 - 09:54
Üsküdardaki Validebağ Korusuna yapımı planlanan ve günlerdir ülke gündemine oturan sosyal tesis ve cami inşaatının mahkeme süreci bitene kadar durdurulmasına karar verildi.Ancak eylemcilerin nöbeti sürüyor
 
Semra ÇELEBİ
 
   İstanbul’un sayılı yeşil alanlarından biri olan Validebağ Korusu, son haftalarda yaşanan gelişmelerle gündeme oturmuş durumda. Üsküdar Belediyesi, İstanbul 7. İdare Mahkemesi tarafından verilen 21 Ekim 2014 tarihli yürütmeyi durdurma kararına rağmen, Çamlıca Konakları girişindeki küçük alanda inşaat çalışmasına devam edince direniş de büyüdü. Neredeyse ikinci Gezi direnişine ev sahipliği yapmaya aday bölgeye yapılacak camiyle ilgili, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’e kadar devletin en üst kademelerinden açıklamalar yapıldı. CHP ve HDP’li milletvekilleri alana gelerek destek verdi. Bu arada Koru’yu korumaya çalışanlar gözaltına alındılar, tartaklandılar, iş makinelerini içeri sokmamak için park ettikleri araçlarıyla birlikte çekildiler ama vazgeçmediler. Üstelik sosyal medya aracılığıyla sayıları arttı, her geçen gün ve gece kitleye destek büyüdü.
Validebağ Korusu Çamlıca Konakları çıkışında 26 Ekim Pazar günü de bir piknik yapıldı. Gezi direnişinde görmeye alıştığımız paylaşım ve dayanışma, orada da vardı. “Validebağ Butik Cafe”de yiyecek ve içecekler paylaşıldı; “Diren Yırca Validebağ Seninle” pankartının altında desteğe gelen müzisyenlerle şarkılar söylendi. Yeni haftaya ise yine sabaha karşı gelen çevik kuvvetle karşı karşıya gelerek başlandı.
 
“ÖNÜMÜZDE AĞAÇLARI SÖKTÜLER”
Validebağ mücadelesinin içinde yer alan ve gözaltına da alınan Taksim Dayanışması üyelerinden Avukat Can Atalay, Koru’da son günlerde yaşananları şöyle özetliyor:
“Uzun süredir Validebağ Korusu’nu yapılaşmaya açmaya çalışıyorlar. Burası da korunun devamı niteliğinde. Bu alan bedelsiz yeşil alan olmak üzere kamuya terk edilmiş. 178 parselin güneyi olarak geçiyor. 178 parselle ilgili olarak verilen iskân tarihi 2000 yılı. Üsküdar Belediye Başkanı bu konuda yalan söylüyor. 21 Ekim 2014 tarihinde yürütmeyi durdurma kararı çıktı. Dört bilirkişi raporu vardı zaten. İçeri girmişlerdi ama ağaç sökümüne başlamamışlardı. İlçe Emniyet Müdürü bana söz vermişti, karar gelince duracakları yönünde. Ancak yazılı karar almamıza rağmen çalışmayı durdurmadılar. 23 Ekim’de de gözümüzün önünde ağaçları sökünce, engellemek için yeşil alana doğru gitmek istedik.  Başımıza gelenlerin bir kısmını izlediniz. Gözaltı aracında dövüldük sonra gözaltına almadıklarını söylediler. 6 saat içeride kaldık, dayak yedik, sonra saçma sapan bir şekilde bırakıldık.”
Av. Atalay, “camii değil butik otel yapılacağı” yönündeki söylentilere dair ise “Hiçbir şeyi doğru söylemedikleri için hiçbir şeye inanmıyorum zaten ama plan camii. Bu bölgedeki cami sayısıyla ilgili tartışma da yapmak istemiyorum. Bu kadar ağacı söküp, sökmedik demek hak mıdır reva mıdır?” diye soruyor.
 
“YARGI KARARINA UYULMALI”
TMMOB Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhcu da kent dokusuna zarar veren uygulamalardan bir an önce vazgeçilmesi gerektiğini belirterek şunları söylüyor:
“Validebağ, İstanbul’un en önemli korularından bir tanesi. Anadolu yakasının yeşil ihtiyacını karşılıyor. Birinci derece koruma alanı içinde yer almaktadır. Buna rağmen Üsküdar Belediyesi bu alanı tahrip edebilecek bir cami inşaatı girişimini yasalara aykırı bir şekilde başlatmıştır. Nihayetinde yurttaşların yargıya başvurmaları sonucu alınan yürütmeyi durdurma kararını hiçe sayan bir şekilde hafriyat işlemleri başlamıştır. Bölgede yurttaşların duyarlılık göstermesi, koruya ve yaşam değerlerine sahip çıkması, kıvanç duyulacak bir şekilde büyüyerek gelişmektedir. Bölgedeki yeşil alanın, Validebağ Korusu’nun korunması için geniş toplum kesimlerinin bir dayanışma içerisinde olduğunu görüyoruz. Hiçbir koşul altında burasının yağmaya kurban edilemeyeceğini düşünüyorum.”
 
“TAKİPÇİSİ VE MÜDAHİLİ OLACAĞIZ”
Muhcu, Mimarlar Odası olarak, olayın peşini bırakmayacaklarını da vurguluyor: Burada şehircilik ilkelerine açıkça aykırı bir durumla karşı karşıyayız. Açılan davada bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere, bilimsel verilere göre bölgede bir cami ihtiyacı söz konusu değildir. Ayrıca koruma ile güvence altına alınmış olan Validebağ Korusu ve yeşil alana bir yapılaşma yapılması mümkün değildir. Bu gerçekler doğrultusunda biz meslek örgütü olarak hem yargı kararının hem sürecin izleyicisi, takipçisi ve müdahili olacağız. Burada vatandaşlarla birlikte yargı kararına sahip çıkacağız. Yargı kararının ve Validebağ korusunun korunmasının en önemli güvencesi yurttaş duyarlılığıdır. Bu duyarlılığın daha da arttırılması için çaba içinde olmamız gerekiyor.
Başından beri Koru’yu koruma mücadelesinin içinde olan Validebağ Gönüllüleri Derneği Başkanı Arif Belgin ise yaşanan süreci artık herkesin çok iyi bildiğini belirterek şunları söylüyor: “Eğer Üsküdar Belediye Başkanı, bizim duracağımızı, vazgeçeceğimizi sanıyorsa çok yanılıyor. Kendisine tavsiyemiz, hukukla, halkla inatlaşmaktan vazgeçip buradaki inşaatı biran önce durdurması.” 
 
‘HALKININ SESİNE KULAK VERİLMELİDİR’
Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu da Validebağ Korusu’nda yaşanan gelişmelerle ilgili olarak bir açıklama yaparak, çevre halkının talebine cevapa verilmesini istedi:
“Üsküdar Validebağ Korusu’nda yerel yönetim ve mahalle halkı arasında yaşanan gerginliği endişeyle takip ediyoruz.
Üsküdar Validebağ Korusu'nun yanında bulunan araziye cami inşaatının yapılmasına karşı oluşan kamuoyu tepkisi yerel yönetimler, kamu kuruluşları tarafından dikkate alınmalıdır.
Sorun camii inşaatı sorunu değildir; halkın iradesinin, beklentisinin yok sayıldığı imar politikalarıdır. 
Yaşayanların “yeşil alan” olarak korumak istedikleri bir alanın herhangi bir nedenle imara açılması çoğulcu, bir arada birlikte yaşam anlayışına aykırıdır. İnsanların yaşadıkları yerle ilgili görüşlerinin, beklentilerinin dikkate alınmadığı bir kamu yöneticiliği sürekli bir çatışma konusu olacaktır. Bu da pek tabii doğru bir kent politikası değildir. Yerel yönetimlerin sorumlulukları, halkın ihtiyaçlarını tespit etmektir; onların beklentilerinin dışında kendi anlayışını dayatmak değildir. Validebağ Korusu’nda yaşananlar da insanların kentine sahip çıktığı örnekler arasında yerini alıyor.
Validebağ halkı, yeşil alanlarını korumak istiyor, buna kulak vermek; bu tepkiyi önemsemek gerekir. Doğasına, kentine sahip çıkan duyarlı ve sorumlu yurttaşlar olarak Validebağ halkıyla çatışmak değil; onların bu tutumu, önemsenmeli, değerli görülmelidir. Yerel yöneticiler, halkın mutlu olduğu yaşam alanlarının kolaylaştırıcısı, savunucusu olmalıdır. Bu anlamda Validebağ Korusu’nda günlerdir yaşanan bekleyişi, camii inşaatı yapanlar ve ona karşı çıkanlar olarak değil, yeşil alanına sahip çıkan yurttaşların iradesi olarak görmek gerekmektedir.”
 
SUAVİ: “BARIŞ DİLİNİ SAVUNUYORUM”
Validebağ Korusu’nun yapılaşmaya açılmaması için yürütülen direnişe sanatçılar da destek veriyor. Kendisi de Koşuyolu’nda yaşayan müzisyen Suavi, direnişe dair şunları söylüyor:
“Sıkıntılı bir süreç yaşıyoruz. AKP’nin sadece Validebağ üzerinden yürüttüğü bir proje değil. Bu proje insanların iştahını kabartan hem rant, hem dini istismar hem onun merkezinde içki ruhsatlarına varan bir zincir. Ben bir Koşuyolulu olarak bu kapsama alanında olduğum için tabi ki tarafım; demokrasiden ve adaletten yana. Burada da demokrasi karşıtı, adaletsizlik içinde yürüyen bir süreç var. Destek olmak için geldim. Dilerim bu kuşatmalar en azından burada geri adım attırılarak halkın lehine bir yere doğru evrilir. İkinci bir Gezi vakası yaşamadan, çocuklarımızı kaybetmeden, onları sakat ya da özgürlüklerinden alıkoymadan kazanım elde ederiz. Buradaki kalabalığın böyle bir sürece katkı sunacağını ummak istiyorum. Bir çatışma dili değil, barış dilinin hâkim olması gerektiğini savunuyorum. Derdimizi anlatabilirsek ve kararlı olabilirsek eğer, önce buradaki semt halkı, giderek de tüm Kadıköy ve Üsküdar halkı avantaj sağlamış olur.”
 
“SAĞLIKLI BİR HAYAT İSTİYORUZ”
Çamlıca Konakları girişinde, cami yapılacak alanda yüzlerce polisle birlikte, her yaştan kent savunucusu nöbet tutuyor. Şehrin “akciğeri” niteliğindeki koruyu korumaya çalışan mahalle sakinleri ve destekçileri, mücadelelerin sonuç vereceği umudunu taşıyor:
-Zeynep Erdağ: Üsküdar Belediyesi’nin bu alana bir cami yapma projesi var ancak elimizde bir de yargı kararı var. Uzun süredir burada bir eylemlilik sürecindeyiz zaten. Yeşil alanlar nefes alacağımız yerler İstanbul’da pek kalmadı artık. Her yer inşaata, ranta açılmış durumda. Buna dur demek gerekiyor. Yığca’da zeytinlikler katlediliyor, HES projeleriyle nehirlerin yönleri değiştiriliyor, doğa katliamlarına yol açıyor. Karadeniz’den Ege’ye kadar herkes HES’lere karşı bir tutum geliştirmiş durumda ve bunda çok haklılar. Yenilenebilir enerji diye bir şey varken biz doğayı katletme yolunda gidiyoruz ülkemizde. Bunlara dur demek için, yeşil alanlarımızı korumak için herkesi buraya bekliyoruz.
-Füsun Akgül: Buranın yapılaşmasını istemiyorum çünkü hedefleri Validebağ Korusu’na girmek. Burada cami olacağına kesinlikle inanmıyorum. Caminin bir estetiği olur, bir etiği olur. Evlerin dibinde cami olmaz. Kesinlikle yanlış bir yer. Bu kadar insanı taciz edecek bundan güzel bir yer bulamazlardı. Tebrik ediyorum!
-Ayşegül Kaşlı: Bir buçuk yıldır mücadele ediyoruz, çevreyle ilgili yaptıkları tüm yanlışlara karşı. Umarım burayı da koruyabiliriz, daha önce başka yerleri koruduğumuz gibi…
 
-Öykü Eroğlu: Ben bir camiye gerek olduğunu düşünmüyorum çünkü çevrede çok cami var. Zaten ihtiyaç olsaydı talep de olurdu. Polis gücüyle ibadethane yapmak amacına uygun bir şey de değil zaten. Ayrıca cami yapıldığı zaman korunun girişi kapanacak ve tamamen insanların kullanımına kapanacak. Biz sağlıklı bir hayat istiyoruz, sağlığımızı da korudaki yürüyüşlere, temiz havaya borçluyuz. Ne cami ne de başka bir bina istemiyoruz. Son kalmış doğal alan da gitsin istemiyoruz. 

ARŞİV