Sosyal medyada yaş sınırı Meclis gündeminde

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 15 yaş altına yönelik sosyal medya düzenlemesi TBMM gündeminde. Düzenlemenin kapsamını ve olası sonuçlarını Avukat Duygu Kuru ile konuştuk

15 Ocak 2026 - 16:32

Çocukların sosyal medya kullanımı, Türkiye’de yeni bir yasal düzenleme hazırlığıyla birlikte yeniden gündeme geldi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı taslak, 15 yaş altındaki çocukların sosyal medya platformlarına erişiminin sınırlandırılmasını ve platformlara yönelik yeni yükümlülükler getirilmesini öngörüyor. Bakanlık, düzenlemeyi çocukların dijital ortamda maruz kaldığı risklere karşı bir koruma mekanizması olarak tanımlarken, yasağın kapsamı, uygulanma biçimi ve hukuki sonuçları ise tartışma konusu olmaya devam ediyor. Düzenlemenin çocukların ifade özgürlüğü, bilgiye erişim hakkı ve ebeveyn sorumluluğu üzerindeki etkileri henüz netlik kazanmış değil. Çocuk hakları üzerine çalışan Avukat Duygu Kuru, 15 yaş altına yönelik sosyal medya düzenlemesini değerlendirdi. 

HANGİ PLATFORMALARI KAPSAYACAK? 
Kuru, ortada henüz kamuoyuna açıklanmış bir yasa metni bulunmadığını hatırlatarak, değerlendirmelerin Bakanlık tarafından yapılan açıklamalara dayandığını söyledi. Kuru, “Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, yasa taslağının Ocak 2026’nın sonunda TBMM’ye sunulacağını duyurdu. Bu nedenle henüz tam metne hâkim değiliz. Ancak yapılan açıklamalardan anladığımız kadarıyla, sosyal medya platformlarına 15 yaşından küçük çocuklara hiçbir şekilde hizmet sunmama ve hesap açmama yükümlülüğü getirilmesi hedefleniyor.” dedi.

Taslağın yasalaşması halinde, 15 yaş altındaki çocukların sosyal medya platformlarında hesap açmasının engelleneceğini belirten Kuru, “Aynı zamanda platformlara zararlı içerikleri filtreleme konusunda da yeni yükümlülükler getirilmesi planlanıyor gibi görünüyor.” ifadelerini kullandı. Kuru, henüz kapsam netleşmemiş olsa da, Instagram, Facebook, X ve TikTok gibi aktif içerik üretimine dayalı platformların düzenlemeden etkileneceğini düşündüğünü söyledi.
İZLEME Mİ PAYLAŞIM MI? 
Yasağın çocukların yalnızca paylaşım yapmasını mı yoksa izlemeyi de mi kapsayıp kapsamadığına ilişkin soruya da açıklık getiren Kuru, mevcut açıklamalarda pasif içerik tüketimine dair açık bir düzenleme bulunmadığını aktardı. Duygu Kuru, “Resmî açıklamalar, daha çok sosyal medya platformlarının 15 yaş altına hizmet sunmaması ve hesap açmaması üzerinden ilerliyor. Çocukların hesap açmasını engelleme ve ebeveyn onayı mekanizmaları odaklı bir yükümlülük söz konusu gibi görünüyor. İzlemeye ilişkin doğrudan bir ibare şu aşamada yer almıyor.” dedi.

Kuru’ya göre böylesi bir yasağın hukuken zorunlu olup olmadığı, çocukların korunması ile temel haklar arasındaki dengeye bağlı. Kuru, “Anayasa’nın 41. maddesi devlete çocukları her türlü istismara ve şiddete karşı koruma görevi yüklüyor. Bugün siber zorbalık, dijital bağımlılık ve uygunsuz içerikler çocuklar için ciddi bir tehdit haline gelmiş durumda. Ancak sosyal medya kullanımı, ifade özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkıyla doğrudan bağlantılı olduğu için getirilecek kısıtlamanın ölçülü ve uygulanabilir olması gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
ALTERNATİF MODELLER TARTIŞILIYOR 
Kuru, tüm dünyada mutlak yasaklar yerine farklı modellerin de tartışıldığını vurguladı. Buna göre ilk seçenek, ebeveyn denetimi ve onayı. Kuru, “Tam bir yasak yerine, çocukların platformlara ancak ebeveyn onayı ve dijital kimlik doğrulamasıyla erişebilmesi sağlanabilir. Mevcut taslakta da bu modele dair bazı izler bulunuyor. Metin paylaşıldığında bunun kapsamı daha net görülecek.” dedi.
Bir diğer başlığın algoritmik düzenleme olduğunu belirten Kuru, “İçeriklerin filtrelenmesi, çocuklara yönelik reklam ve ticari hedeflemenin yasaklanması, erişimin tamamen engellenmesine kıyasla daha az kısıtlayıcı bir alternatif olarak tartışılıyor.” ifadelerini kullandı.

Dijital okuryazarlık eğitiminin ise teknik yasakların sınırlarını dikkate alan önemli bir başlık olduğunu söyleyen Kuru, “VPN gibi uygulamalarla yasakların aşılabildiği düşünüldüğünde, çocuklara ve ailelere yönelik kapsamlı dijital okuryazarlık eğitimleri kalıcı bir çözüm olarak değerlendirilebilir.” dedi. Platform bazlı kısıtlama ihtimaline de değinen Kuru, “Tüm sosyal medya platformlarının değil, risk oranı yüksek olanların sınırlandırılması; eğitici ve güvenli platformların ise açık tutulması da konuşulabilecek alternatifler arasında.” diye konuştu.
UYGULAMA VE DENETİM 
Yasağın nasıl uygulanacağı ve yaş doğrulamanın nasıl yapılacağına ilişkin belirsizliklerin sürdüğünü söyleyen Kuru, Avustralya örneğine dikkat çekti. “Doğum tarihi beyanı, kimlik taraması, yüz tanıma ve yapay zekâ ile yaş tahmini gibi yöntemler kullanılıyor. Ancak sistem açıkları nedeniyle VPN gibi yollarla erişim hâlâ mümkün olabiliyor.” dedi.
Kuru, çocukları dijital risklerden korumayı amaçlayan bu tür düzenlemelerin güçlü bir gerekçeye dayansa da, ifade özgürlüğü, uygulanabilirlik ve teknik sorunlar nedeniyle tartışmalı olmaya devam ettiğini belirterek, “Bu nedenle yasa taslağının kamuoyuyla paylaşıldıktan sonra çocukların üstün yararı ve hukuki boyutlarıyla dikkatle değerlendirilmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.


ARŞİV