Kahramanmaraş’taki Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen ve 8 öğrenci ile 1 öğretmenin yaşamını yitirdiği, 13 kişinin de yaralandığı silahlı saldırı, okullarda artan şiddet ve güvenlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Saldırının ardından kentte eğitime iki gün ara verilirken, Eğitim Sen İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Barış Uluocak, yaşananların yalnızca tekil bir olay olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. Uluocak, okulda yaşanan şiddetin arkasında eğitim politikalarından sosyal medya kullanımına, okullardaki fiziki ve psikososyal yetersizliklerden öğretmenlerin yalnızlaştırılmasına kadar uzanan çok boyutlu nedenler bulunduğuna dikkat çekti.

“ŞİDDET ARTIŞI BİR KIRILMANIN YANSIMASI”
Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırısını değerlendiren Uluocak, “Kahramanmaraş’ta yaşanan olayla ilgili büyük bir üzüntü yaşıyoruz. Okullarda şiddet vakaları son zamanlarda ciddi oranda artış gösterdi. Ancak bu boyutta ve kıyıcılıkta bir saldırı daha önce hiç yaşanmamıştı. Genel olarak şiddet vakalarının artış gösterdiği toplumsal bir gerçekliktir. Okullar da bu şiddet dalgasından payına düşeni fazlasıyla almaktadır. Şiddetin sebepleri konusunda kolaycı, basmakalıp çıkarımlar yapılması doğru değildir. Okul içi şiddetin kaynağı olarak pek çok sebep sayılabilir. Ancak bu yaygın ve sürekli şiddet bize esas sorunun izlenen eğitim politikaları ile ilgili olduğunu göstermektedir. Eğitimde kamusallık ve laiklik ilkesini tahrip eden, gençleri akademik başarısızlık kıskacında geleceksizliğe mahkum eden, kendi ideolojik yaklaşımları doğrultusunda okul kültürü ve iklimini bozarak aidiyet duygusunu zedeleyen, çıkarılan yasalar ve söylemlerle öğretmenlerin itibarını sarsıp onları yalnızlaştıran politikalar, yaşanan şiddetin başlıca sebepleri arasında sayılabilir.” dedi.
Dijital ortam ve sosyal medyanın bu tür olaylardaki etkisini değerlendiren Uluocak, “Sosyal ve kültürel açıdan yeterli olanaklara sahip olmayan gençlerin giderek dijital mecralarda daha fazla vakit geçirdiği ve yeterli denetimin olmadığı bir sistemde bu maruz kalma halinin olumsuz etkileri olacağı açıktır. Ancak yaşanan şiddet olaylarının ana sebebi olarak dijital ortam ve sosyal medyayı göstermek bence yüzeysel bir bakış açısı olur. Sonuçta bu mecralarda milyonlarca genç ve çocuk vakit geçirmekte, ancak çok azı ciddi psikososyal problemler yaşamaktadır. Bu mecralar için pedagojik ilkelere uygun denetimler gereklidir. Ancak yaşanan şiddet olayları daha derinlikli ve çok boyutlu ele alınmalıdır.” diye konuştu. Uluocak şöyle devam etti: “Yaşanan şiddet olayları tekil, arızi ya da münferit değildir. Nicelik olarak farklılık gösterse de hemen her gün ülkenin her yerinde benzer olaylar çeşitli düzeylerde yaşanmaktadır. Bu da bize yaşananların tekil olaylar olmadığını maalesef kanıtlamaktadır.”

“NİTELİKLİ EĞİTİM ÜCRETSİZ OLMALIDIR”
Uluocak, “Kamusal ve laik eğitimi aşındıran, eğitimi ticarileştiren, öğretmeni değersizleştiren, öğrencilerin büyük bölümünü ucuz iş gücü olmaya ya da belirli okul türlerine yönelmeye zorlayan, eğitime yeterli bütçe ayırmayan, okullara yeterli personel atamayan ve öğrenciyle öğretmeni kalabalık sınıflar ile yetersiz fiziki koşullarla baş başa bırakan politikalar, yaşanan sorunların başlıca nedenleri arasındadır. Nitelikli eğitim, herkes için erişilebilir ve ücretsiz bir temel hak olarak güvence altına alınmalıdır. Eğitim politikaları demokratik ve katılımcı süreçlerle belirlenmeli; öğrencilerin ilgi, yetenek ve ihtiyaçlarını gözeten bütünlüklü bir eğitim modeli hayata geçirilmelidir. Eğitime ve okullara yeterli bütçe ayrılmalı; kalabalık sınıflar, ikili öğretim ve fiziki yetersizlikler giderilmelidir. Yeterli sayıda öğretmen ve yardımcı personel atanmalı; öğretmenleri hedef hâline getiren, mesleki saygınlığı zedeleyen uygulamalara son verilmelidir. Ayrıca okullarda pedagojik ilkelere uygun güvenlik önlemleri alınmalı ve her okula yeterli sayıda psikolojik danışman atanmalıdır.” şeklinde konuştu.
Uluocak son olarak şunları dile getirdi: “Okulda yaşanan şiddet tüm toplumu ilgilendiren bir olaydır. Bu nedenle öğretmen, öğrenci, veli tüm eğitim unsurlarının ortak akıl ve dayanışma ile bu sorunlara çözüm araması ve hayata geçirmesi gerekmektedir. Bu şiddet olaylarından hareketle yasakçı, aşırı güvenlikçi, tedirgin edici yaklaşımlar sergilenmemelidir. Kendi endişesiyle baş başa kalmış, atomize olmuş, stres ve korku içinde bireyler olarak yaşananları tek başımıza göğüslemeye çalışmak yerine bilimsel aklın rehberliğinde ortak hareket etme iradesi gösterilmelidir.”