Eğitim Reformu Girişimi (ERG), son dönemde okullarda yaşanan silahlı saldırılar ve artan şiddet olaylarının ardından “Bağları Sıkılaştırmak: Adil, Güvenli ve Barışçıl Okullar için Öneriler” başlıklı politika notunu yayınladı. ERG Eğitim Gözlemevi Koordinatörü Burcu Meltem Arık tarafından hazırlanan politika notu; ERG’nin uzun yıllara dayanan izleme ve değerlendirme çalışmaları, sahadan elde edilen bulgular, öğretmenler, akademisyenler ve sivil toplum temsilcileriyle gerçekleştirilen görüşmeler ile alan taramasına dayanıyor. ERG’nin politika notunda okul güvenliğinin yalnızca fiziksel koruma değil; çocukların yaşam, gelişim, eğitim ve güvenlik hakkı kapsamında ele alınması gerektiği belirtilirken, şiddetin önlenmesinin siyasi tercih değil, devletin yükümlülüğü olduğu vurgulandı.
“YAPISAL VE ÇOK KATMANLI BİR SORUN”
Politika notunda, okullarda yaşanan silahlı saldırılar ve şiddet olaylarının tek bir nedene indirgenemeyeceği; bireysel, toplumsal ve yapısal düzeyde çok sayıda etkenin iç içe geçtiği ifade edildi. Daha önce maruz kalınan şiddet, aile içi sorunlar, akran zorbalığı, dışlanma, engellilik ve nöroçeşitlilik nedeniyle ayrımcılık, okul içindeki müdahale süreçlerindeki tutarsızlıklar ve sosyal eşitsizlikler şiddet riskini artıran başlıca unsurlar arasında gösterildi.
ERG’nin politika notunda yer alan verilere göre son dokuz yılda çocukların karıştığı cinayet vakaları yüzde 131, uyuşturucu ticaretiyle ilişkili suçlar yüzde 119 arttı. Mağdur çocuk sayısı ise 2020’den 2024’e yüzde 156 artarak 279 bin 620’ye ulaştı. 2024 yılında suça sürüklenerek işlem gören çocuk sayısı 202 bin 778 oldu. Politika notunda pandemi sonrası izolasyon koşulları ve dijital ortamların da şiddet riskini artırdığı belirtildi. TÜİK verilerine göre 6-15 yaş grubundaki çocukların yüzde 91,3’ü internet kullanıyor, yüzde 74’ü dijital oyun oynuyor ve yüzde 66,1’i sosyal medya kullanıyor.

ERKEKLİK NORMLARI VE STATÜ İLİŞKİSİ
Politika notunda şiddet olaylarının büyük çoğunluğunun oğlan çocuklar tarafından gerçekleştirildiği belirtilirken, fiziksel zorbalığa maruz kalanların da çoğunlukla oğlan çocuklar olduğu kaydedildi. Erkeklik normları, statü kaybı ve güç ilişkilerinin şiddetle bağlantılı olduğu ifade edildi. Raporda, yoksulluk, gelir eşitsizliği, güvenli kamusal alan eksikliği, bağımlılık riski, aile içi şiddet ve toplumsal kutuplaşmanın okul içindeki şiddet ortamını beslediği paylaşıldı.
Mart 2026 itibarıyla bin 136 okula sabit polis görevlendirilirken, yaklaşık 22 bin okulda giriş-çıkış saatlerinde güvenlik ekipleri planlandı. ERG’nin politika notunda güvenlik odaklı müdahalelerin tek başına yeterli olmayacağı; aşırı gözetim ve denetimin okul ortamını baskı alanına dönüştürebileceği vurgulandı.
DOKUZ BAŞLIKTA POLİTİKA ÖNERİLERİ
Politika notunda, okulda şiddetin önlenmesine yönelik birbirini tamamlayan dokuz temel politika alanı sıralandı. Buna göre ilk olarak, Millî Eğitim Bakanlığı koordinasyonunda bakanlık, yerel yönetimler, sosyal hizmetler, sağlık kurumları ve okul bileşenlerini kapsayan çok paydaşlı şiddet önleme komisyonlarının kurulması; bu yapıların düzenli veri toplaması, karar alması ve hesap verebilirlik mekanizmaları oluşturması önerildi.
İkinci olarak, tüm şiddet türlerinin standart biçimde kayıt altına alınacağı ulusal veri ve izleme sistemleri oluşturulması; devamsızlık, davranış değişiklikleri, zorbalık ve risk göstergelerinin erken tespit edilerek kurumlar arası koordinasyonla müdahale edilmesi talep edildi.
Raporda ayrıca öğrenciler, öğretmenler ve okul çalışanları için güvenli, anonim ve erişilebilir başvuru mekanizmalarının kurulması; başvuru süreçlerinin şeffaf, koruyucu ve takip edilebilir hale getirilmesi gerektiği belirtildi.
Psiko-sosyal destek başlığında rehber öğretmen, psikolojik danışman ve sosyal hizmet uzmanı kapasitesinin artırılması; travma, bağımlılık, aile içi şiddet ve kriz durumlarında okul temelli destek sistemlerinin güçlendirilmesi önerildi.
Okul içi ilişkiler açısından; zorbalığı besleyen normların, statü ilişkilerinin, ayrımcılığın ve dışlayıcı kültürün dönüştürülmesi; sosyal-duygusal öğrenme programlarının yaygınlaştırılması; öğrencilerin görünürlük ve kabul arayışlarını şiddet dışında destekleyecek sosyal alanlar yaratılması gerektiği ifade edildi.
Kapsayıcı okul ortamı kapsamında ücretsiz beslenme, sanat, spor, sosyal etkinlikler, güvenli ortak alanlar, açık alan kullanımı ve ekonomik eşitsizlikleri azaltıcı sosyal destek mekanizmalarının yaygınlaştırılması öneriler arasında yer alıyor.
Fiziksel güvenlik başlığında ise okul binalarının güvenli hale getirilmesi, altyapı eksiklerinin giderilmesi, güvenli ulaşımın sağlanması ve fiziksel güvenlik önlemlerinin aşırı gözetim yerine hak temelli çerçevede uygulanması gerektiği belirtildi.
Eğitim sistemindeki yapısal baskılar açısından sınav merkezli yapı, yoğun programlar, kalabalık sınıflar, ikili eğitim ve akademik rekabetin azaltılması; sosyal-duygusal öğrenme ve öğrenci katılımının güçlendirilmesi önerildi.
Dijital şiddet başlığında ise sosyal medya platformlarının çocuk hakları temelinde düzenlenmesi, dijital zorbalık ve nefret söylemine karşı daha güçlü denetim mekanizmaları kurulması, eleştirel dijital medya okuryazarlığının eğitim süreçlerine entegre edilmesi çağrısı yapıldı.