'Maskesiz' bir sosyalleşme buluşması

Halitağa’da bir kafede, nöro-çeşitli bireylerin toplumsal baskı hissetmeden bir araya gelebileceği ücretsiz buluşmalar organize eden, kendisi de nöro-çeşitli birey olan Tuncay Sancak, kaotik şehir hayatında duyusal ve ruhsal açıdan güvenli bir liman sunmayı hedefliyor

26 Mart 2026 - 12:41

Kadıköy’ün kalabalık sokaklarından birindeki bir kafede, sadece fiziksel değil, duyusal erişilebilirliğin de önemsendiği yeni bir oluşum filizleniyor. 32 yaşında AuDHD tanısı alan (otizm spektrum bozukluğu ve dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu) 36 yaşındaki Tuncay Sancak, kendi deneyimlerinden yola çıkarak nöro-farklı bireyler ile ailelerini bir araya getiriyor. Sancak (nam-ı diğer ‘Happy Tuncay’) konuya dair sorularımızı yanıtladı.

-Sizi tanıyalım. Nöro-çeşitli bir birey olarak nasıl bir geçmişiniz ve bugününüz var?

Uzun yıllar veri analisti, veri bilimci ve yapay zeka uzmanı olarak Almanya’da Mercedes Benz’de çalıştım, aynı zamanda proje yöneticiliği yaptım. Dünyayı araştırma amaçlı gezdim. Şimdi iki ülkede çalışıyorum; Almanya’da Stuttgart ve Türkiye’de Kadıköy’de köklendim, git gel yapıyorum. 

-4 sene evvel nörodiverjan (beyni ortalama/nörotipik kabul edilen yapının dışında olan bireyleri tanımlayan terim) olduğunuzu öğrenince neler değişti hayatınızda?

O zamana dek kendimi hep “uyumsuz” biri sanıyordum. Aslında mesele bu değildi. Ben uyumsuz değildim, sistem bana uygun değildi. Otizmli ve DEHB’li olduğumu (Autism + ADHD = AuDHD) öğrendiğim gün hayatım ikiye ayrıldı: Tanıdan önce kendimle savaşıyordum, tanıdan sonra kendimi anlamaya başladım. Bugün artık kendimi değiştirmeye çalışmıyorum; kendimi doğru ortamda doğru şekilde kullanıyorum.

(Happy Tuncay,  kendisi gibi nöro-çeşitli kişilere danışmanlık veriyor)

“SİSTEM, TEK TİP İNSANLAR İÇİN TASARLANMIŞ”

-Nöro-çeşitli bireylerin pek çok sorunu vardır eminim ama ilk 3 tanesini sorsam…?

İlki, sürekli yanlış anlaşılmak... Davranışlarımız görülüyor ama nedenleri anlaşılmıyor. İkincisi, duyusal hassasiyet… Işık, ses, kalabalık gibi unsurlar bizim için küçük detaylar değil, doğrudan sinir sistemimizi etkileyen faktörler. Üçüncüsü ise maskeleme... Topluma uyum sağlamak için sürekli rol yapmak zorunda kalıyoruz. Bu da zamanla ciddi bir tükenmişlik yaratıyor. Aslında sorun bireylerde değil; sorun, sistemin tek tip insanlar için tasarlanmış olması.

- Siz de bu sorunları yaşayan biri olarak, ücretsiz etkinlikler düzenlemeye karar verdiniz.

Dünyayı gezdiğim dönemde şunu fark ettim: nöro-çeşitli insanlar yalnız değil ama yalnız hissediyor. Bu yüzden fiziksel olarak bir araya gelebilecekleri, kendileri olabilecekleri alanlar yaratmak istedim. Bu noktada yollarımız Halitağa/Kıvanç Sokak’ta bulunan Cambridge Cafe ile kesişti. Sahibi Yusuf Abi (Bayram) bu fikre açık yaklaştı. Kendisi nöro-farklılık konusunda eğitim almış ve bu tür etkinliklere özellikle destek veren bir işletmeci. Birlikte sadece bir buluşma değil, duyusal olarak güvenli bir sosyal alan oluşturduk. 

(Happy Tuncay ve kafe işletmecisi Yusuf abisi)

-Mesela nasıl? Mekanda (ruhsal açıdan güvenli bir alan yaratılmasına ek olarak) nöro-çeşitli bireylerin duyusal hassasiyetlerini gözeterek ne gibi düzenlemeler yaptınız?

Bir kafeyi nörofarklılar için uygun hale getirmek aslında düşündüğümüz kadar zor değil. Yaptığımız düzenlemeler çok basit ama etkili; ışık seviyesini yumuşattık, ortam sesini azalttık ve kalabalığı kontrol ettik. İnsanların kendilerini rahat hissedebileceği bir atmosfer oluşturduk. En önemlisi şu: Bu alanda kimse ‘garip’ değil. Bu bir ayrıcalık değil, bir ihtiyaç.

-Ne zaman başlıyor bu buluşmalar? Kimler katılabilir? 

Buluşmalar yeni başlıyor ama etkisi çok güçlü. Her ayın ilk cumartesi günü saat 10.00’da nörofarklı yetişkinler için, her ayın ilk pazartesi günü saat 10.00’da ise anneler için buluşmalar yapacağız. Bu buluşmaların amacı yalnız olmadığınızı görmek ve güvenli bir ortamda sosyalleşmek… Maksimum 10 kişi ile sınırlı ve ücretsiz. Katılacak birçok kişi ilk kez kendini rahat hissedeceğini, bazıları ise ilk defa maskesiz iletişim kurabileceğini ifade ediyor. Çok talep var. Bizim için en önemli geri bildirim “Burada kendim olabileceğim..” denilmesi.  Bu cümle, yaptığımız işin doğru olduğunu gösteriyor. Çünkü bazen en güçlü şey terapi değil; sadece “benim gibi insanlar da varmış” demektir.

Kadıköylü işletmecilere çağrı

-Kadıköy gibi hareketli bir semtte ‘yavaş ve güvenli’ bir alan sunmanın zorlukları veya avantajları neler?

Kadıköy kaotik bir yer ama aynı zamanda en açık fikirli bölgelerden biri. Zorluk duyusal yoğunluğun çok yüksek olması. Öte yandan insanların farklılıklara daha açık olması gibi bir avantaj da sözkonusu. Doğru alan yaratıldığında Kadıköy, bu tür projeler için uygun bir zemin sunuyor.

-Mekanları, nöro-çeşitli bireyler için daha erişilebilir hale getirmek için ne yapılabilir?

Çok küçük adımlar yeterli. Belirli saatlerde sessiz zaman dilimleri oluşturmak, ışık ve müzik seviyesini ayarlamak, personeli bilinçlendirmek gibi... Bu değişiklikler küçük görünebilir ama bir bireyin hayatında büyük fark yaratır. 

-Kadıköy’de başka mekanlar da aradığınızı biliyorum. Bu haber vesilesiyle bulursunuz umarım. Bir çağrınız var mı?

Evet, bu alanı büyütmek istiyoruz. Tüm işletmelere çağrım şu: Kapsayıcı olmak istiyorsanız, sadece fiziksel değil, duyusal ve zihinsel erişilebilirlik de sağlayın. Kapınızı açarsanız sadece müşteriler gelmez, bir dönüşüm başlar… 

 


ARŞİV