Kadınların ortak talebi: Sokakta güvenlik, hayatta eşitlik

Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle konuştuğumuz kadınlar, sokakta güvenlik kaygısı yaşadıklarını, taciz riskine karşı güzergâh değiştirdiklerini anlattı. Ekonomik belirsizlik ve artan şiddet haberlerinin de gündelik yaşamlarını etkilediğini belirten kadınlar, eşitlik, caydırıcı cezalar ve dayanışma çağrısı yaptı

04 Mart 2026 - 15:43

Seyhan KALKAN VAYİÇ- Hülya ARSLAN

8 Mart Pazar günü yurdun dört bir yanında kadınlar meydanlarda olacak. Her yıl olduğu gibi bu yıl da taleplerini dile getirecek olan kadınlar, eşitlik, adalet ve güvenli bir yaşam çağrısı yapacak. 8 Mart öncesinde Kadıköy sokaklarında görüştüğümüz kadınlar ise hem günlük yaşamda karşılaştıkları güvenlik sorunlarını hem de gelecek kaygılarını paylaştı.

Sokakta güvende hissetmediklerini belirten kadınlar, taciz riski nedeniyle güzergâhlarını değiştirdiklerini, eve daha geç gitmeyi göze alarak daha kalabalık ve güvenli buldukları yolları tercih ettiklerini ifade etti. Ekonomik belirsizlik, iş bulma kaygısı ve artan şiddet haberleri de kadınların ortak endişeleri arasında yer alıyor. Kadınlar, yaşadıkları tüm olumsuzluklara rağmen dayanışma ve birlikte hareket etmenin önemine de dikkat çekiyor.

“DAYANIŞMA İLE AŞACAĞIZ”

Akdeniz Üniversitesi Gazetecilik bölümü son sınıf öğrencisi 23 yaşındaki Emine Özdem, sokakta güvende hissetmediğini söyledi. Yaşadığı ya da tanık olduğu taciz olaylarında çevredekilerin sessiz kalmasının kendisini daha da tedirgin ettiğini belirten Özdem, “Ben zaten o anda büyük korku yaşıyorum. Yanımdakilerin korkmaması ve görüp geçmemesi gerekiyor. Olaya sert tepki verilmeli. Sessiz kalınmamalı.” dedi. Mezun olduktan sonra iş bulma kaygısı da yaşadığını dile getiren Özdem, şöyle devam etti: “Kadınlar erkeklere göre daha zor iş buluyor ve daha az maaş alıyor. Bu durum da umutsuzluğa yol açıyor. Ekonomik olarak kaygı yaşatıyor.”

Türkiye’de kadın olmanın hem güvenlik hem de gelecek açısından zorluklar içerdiğini söyleyen Özdem, tüm olumsuzlukların dayanışma ve psikolojik destekle aşılabileceğini vurguladı.

“KORKTUĞUM İÇİN UZUN YOLU SEÇİYORUM”

Yeditepe Üniversitesi Psikoloji bölümü mezunu olan ve şu an bir dövme-piercing stüdyosunda çalışan 24 yaşındaki Şevval Zeynep Yılmaz ise özellikle akşam saatlerinde dışarı çıkarken kaygı yaşadığını söyledi.

21 yaşındaki kız kardeşi ile kendisi için dışarı çıktıklarında kaygı ve korku yaşadığını söyleyen Yılmaz şöyle devam etti: “Tarabya’da oturuyorum. Eve ulaşmak için iki farklı minibüs seçeneği var. Daha kısa sürede ulaşabileceğim bir yol var ama o güzergâhta yokuştan yürümem gerekiyor ve çok tenha. Bu nedenle daha uzun süren ama yürüme mesafesi daha güvenli olan yolu tercih ediyorum. Aynı şekilde kardeşim de bunu yapıyor. Kıyafet seçerken de eve dönüş saatini  düşünüyoruz.” 

Kadın cinayetleri ve taciz haberlerinin psikolojik olarak yıpratıcı olduğunu belirten Yılmaz, “Haberlere çok bakmamaya çalışıyorum. Kadınların ölüm haberlerini görmekten dolayı çok üzülüyorum. Tedirgin olduğum için sosyal medyayı sınırlı kullanıyorum. Kadınları öldüren erkeklere gerekli cezalar verilmeli. Caydırıcı cezalar olmalı. Erkekler ‘hayır’ kelimesini öğrenmeli. Kadınlar ‘hayır’ dediği için, istemediği için öldürülüyor. Tepki vermek gerekiyor.” dedi.

“CEZASIZLIK ŞİDDETİ ARTIRIYOR”

Kadınlara yönelik şiddetin ve ayrımcılığın artık tahammül sınırlarını aştığını belirten Behire Ufuk Özgenç, eşit ve adil bir yaşam talep ettiklerini söyledi. Özgenç, kadın cinayetlerine karşı daha ağır yaptırımlar uygulanması gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu: “Biz ayrıcalık istemiyoruz, doğal ve adaletli davranılmasını istiyoruz. Şu an bilmediğimiz bir yerde bir kadın öldürülüyor. Hiçbir kadın bunu hak etmiyor. Onlara kötülük yapanların ciddi şekilde cezalandırılması gerekiyor.” 

Cezaların caydırıcı olması gerektiğini de vurgulayan Özgenç, “Bir insanı öldüren biri 3–5 sene sonra serbest kalmamalı. Ciddi yaptırım olmalı. Bir kadın senden ayrılmak istiyor diye onu nasıl öldürebilirsin! ‘Ya benimsin ya toprağın’ anlayışı olabilir mi? O da bir anne babanın evladı, kimsenin başkasının hayatını almaya hakkı yok.” ifadelerini kullandı. Kadınların yalnızca fiziksel değil ekonomik ve psikolojik şiddetle de karşı karşıya kaldığını belirten Özgenç, “Kadın hem çalışıyor hem şiddet görüyor hem çocuğuna bakıyor. Bir de ‘istemiyorum’ dediğinde öldürülüyor. Bugün 16–17 yaşında bir kızım olsa sokağa gönderirken korkarım. Cezasızlık oldukça bu cesaret ve şiddet devam edecek.” diye konuştu.

 “GECE DIŞARIDA OLMAK KAYGI VERİYOR”

Kadın olmanın her gün ayrı bir mücadele anlamına geldiğini ifade eden Ekin Aytaç,  “Türkiye’de kadın olmak zor. Güvenlik sorunu var, eşitsizlik var. Her gün mücadele etmek gerekiyor. Son bir günde altı kadının öldürüldüğü bir ülkede yaşıyoruz. İyi hal indirimi, kravat indirimi gibi uygulamalar insanlara cesaret veriyor. ‘Ben de yaparım’ diyorlar. Bu çok tehlikeli. Şu an kadınların hem ekonomik hem psikolojik hem de fiziksel olarak tam anlamıyla güvende olduğu bir ortam yok. Gece dışarı çıkmak bile plan meselesi. Taksi nereden alacak, nereye bırakacak? Kızım 11 yaşında. Büyüdüğünde muhtemelen getirip götürürüm diye düşünüyorum. Minibüse binecek, inecek, yürüyecek… Bunların hepsi ayrı bir kaygı. Gençliğimde yaşadığım şeyleri onun yaşamasını istemiyorum.”

 “SADECE UMUT ETMEK YETMEZ”

Songül Öztürk de artan şiddet olaylarına dikkat çekerek, “Her gün bir haber görüyoruz. Genç bir kadın ağır şiddete uğruyor, iki yıl susmak zorunda kalıyor, sonra ifşa ediyor. Fail kısa sürede dışarı çıkıyor, kadın ise korku içinde yaşamaya devam ediyor. Bu adalet değil. İyi halmiş, kravatmış… Benim canıma kasteden birine indirim olmaz. Yolda rahat yürüyemiyorsam bu ülke zaten bitmiştir.” dedi.

8 Mart meydanlarında yıllardır yer aldığını belirten Öztürk, taleplerini ise şöyle dile getirdi: “Eşit işe, eşit ücret istiyoruz. Görünmeyen emeğimiz var. Evdeki yük hâlâ kadının omzunda. Bugün dışarı çıkıp hazırlanmak bile bir nefes almak gibi. 12 yaşında biri kız biri erkek iki çocuğum var. Erkek çocuk bizim evde hiçbir zaman ayrıcalıklı olmayacak. Çocuklarımızı eşitlik bilinciyle yetiştirmemiz gerekiyor. Sadece umut etmek yetmez, ses çıkarmak da gerekiyor.”

 


ARŞİV