Kadıköy’de 6 Şubat için adalet çağrısı

İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, 6 Şubat Depremi’nin üçüncü yılında Kadıköy İskele Meydanı’nda basın açıklaması düzenleyerek yaşamını yitirenleri andı ve sorumluların yargılanmasını istedi

09 Şubat 2026 - 11:27

İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Malatya, Gaziantep ve Diyarbakır’ın da aralarında bulunduğu 11 ilde yaşamını yitirenleri anmak ve yaşananların sorumlularını hatırlatmak amacıyla depremin üçüncü yılında Kadıköy İskele Meydanı’nda basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, “Unutmak yok, affetmek yok, helalleşmek yok”, “Gün gelecek devran dönecek, katiller halka hesap verecek”, “Depremi unutma, unutturma” ve “6 Şubat’ın hesabı sorulacak” sloganları atıldı.

“HİÇ KİMSE SORUMLULUK ALMIYOR”

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) İstanbul Bölge Temsilcisi Asalettin Arslanoğlu, “Tam üç yıl önce Türkiye’nin bugüne kadar gördüğü en şiddetli ve sonuçları en ağır depremini yaşadık. Bir kez daha gördük ki mimarların, mühendislerin, jeologların ve yer bilimcilerin defalarca söylediği gibi deprem öldürmüyor; kâr hırsıyla yapılan çürük binalar öldürüyor. Deprem öldürmüyor, kâr hırsından başka hiçbir şey bilmeyen kapitalizm, bu düzen öldürüyor. On binlerce insanı bir anda kaybettik. Bu acıyı ve kaybettiklerimizi unutturmamak için, üç yıl sonra bir kez daha Kadıköy Meydanı’nda İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri olarak bir araya geldik.” ifadelerini kullandı.

Deprem felaketinin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen sorumluların yargılanmadığını ve yeterli cezalar verilmediğini vurgulayan Arslanoğlu, “Resmî rakamlara göre 50 binin üzerinde yurttaşımızı bu depremde kaybettik. Ama gördüğünüz gibi yargılananların sayısı neredeyse iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar az. Hiç kimse suçlu değil, hiç kimse sorumluluk almıyor. Çürük binaların çürük zeminler üzerine yapılmasına göz yuman; müteahhitleri destekleyen tek bir bürokratın, teknokratın, yöneticinin ya da politikacının sorumluluk aldığını, halktan özür dilediğini ya da istifa ettiğini hâlâ görmedik.” diye konuştu.  Arslanoğlu, mücadeleyi sürdüreceklerini belirterek, “Bu halkı çürük binalara, müteahhitlerin bizim için yaptığı mezarlara sokmasınlar diye, bilimsel gerçeklerin arkasından yürümeye devam edeceğiz. Baskı ve şiddet ne kadar devam ederse etsin, bir kişi kalsak bile bu safları asla terk etmeyeceğiz ve haykırmaya devam edeceğiz.” dedi. 

FİLMLERİ ARATMAYACAK TÖRENLER

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İstanbul İl Koordinasyon’dan Aydan Adanır ise şunları söyledi: “Şehirlerimizin ve yapı stokunun depreme hazır olmaması, etkin ve bütüncül bir acil durum yönetim sisteminin kurulmaması, bir doğa olayının büyük bir toplumsal felakete dönüşmesine neden oldu. Depremin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen hem afet öncesi risk azaltma hem de afet sonrası iyileştirme süreçlerinde gerekli adımların yeterli ölçüde atılmadığını görüyoruz.” 

Yeniden yapılaşma sürecindeki planlama ve uygulama sorunlarının bölgedeki yurttaşların yaşadığı güçlükleri arttırdığını vurgulayan Adanır, “Depremin ilk günlerinden bu yana yaşanan yıkımın büyüklüğünü toplumdan saklamaya ve her şeyin kontrol altında olduğu algısını yaratmaya çalışan iktidar, bu tutumunu Hatay’da film stüdyolarını aratmayacak törenlerle sürdürmekte. En ağır yıkımı yaşayan illerden Hatay’da elektrik, doğalgaz ve altyapı sorunları çözülemezken aceleyle yapılan çamurlu yollar, eksikleri giderilmeyen TOKİ konutları ve kalıcı çözümlerin yokluğu bu tabloyu bir kez daha açığa çıkarmaktadır.” ifadelerini kullandı. Deprem bölgesinde barınma, beslenme, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçlara erişimde hâlâ ciddi sorunların olduğunu söyleyen Adanır, “Binlerce yurttaşımız konteyner alanlarda yaşamını sürdürmekte. Hak sahibi olduğu konutlara maliyetler nedeniyle erişemeyen depremzedeler bulunmakta. Bir yıl içinde tamamlanacağı belirtilen kalıcı konutların önemli bir bölümü hâlâ teslim edilmedi.” dedi. Adanır, “Göstermelik adımlar ve kısa vadeli uygulamalar toplumun güvenliğini sağlamaya yetmez. Bilimsel planlama, şeffaf denetim ve kamusal sorumluluk esastır. Daha fazla rant uğruna insan yaşamını ve bilimsel gerçekleri geri plana iten bu anlayış terk edilmeli. Aklı, bilimi, planlamayı ve denetimi dışlayan yönetim yaklaşımı ülkemizin geleceği açısından ciddi bir risk oluşturmaktadır.” diye konuştu.


ARŞİV