İPA’dan yaşlılık araştırması: Gelirde ve sağlıkta eşitsizlik

İstanbul Planlama Ajansı’nın “İstanbul’da Yaşlılıkta İyilik Hali” araştırmasının sonuçlarına göre yaş almış bireylerin yüzde 48,5’i maddi nedenlerle memleketine gidemiyor, yüzde 38,2’si geçinemiyor, yüzde 22,7’si ihtiyacı olan ilacı satın alamıyor

28 Nisan 2026 - 14:55

TÜİK’in 2025 yılına ilişkin “Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları” verilerine göre Türkiye’de ikamet eden nüfus 86 milyon 92 bin 168 kişi oldu. Yaşlı nüfus olarak kabul edilen 65 ve daha yukarı yaştaki nüfus 9,5 milyonun üzerine çıktı. TÜİK verilerine göre Türkiye gibi İstanbul’un nüfusu da gittikçe yaşlanıyor. İstanbul'un nüfusu, bir önceki yıla göre 52 bin 451 kişi artarak 15 milyon 754 bin 53 kişi olurken, 65 ve daha yukarı yaştaki nüfusun oranı yüzde 8,7’e yükseldi. Kadıköy’de 65 yaş ve üzeri nüfus da 96 bin 252’ye ulaştı. İlçede her beş kişiden biri 65 yaşın üzerinde. Yaş bağımlılık oranı yüzde 45,87 ile İstanbul ortalamasının (yüzde 37,79) üzerinde.Yaşlı nüfus oranının 2030 yılında yüzde 13,5, 2040 yılında yüzde 17,9, 2060 yılında yüzde 27,0, 2080 yılında yüzde 33,4 ve 2100 yılında yüzde 33,6 olacağı öngörülüyor. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan “İstatistiklerle Yaşlılar, 2025” çalışmasına göre yaşlı nüfusun yüzde 62,9’u 65-74 yaş grubunda, yüzde 29,3’ü 75-84 yaş grubunda ve yüzde 7,8’i 85 ve daha yukarı yaş grubunda yer alıyor.  Yaşlı nüfusun yüzde 0,1’ini oluşturan 100 yaş ve üzerindeki yaşlı kişi sayısı, 2025 yılında 8 bin 290 oldu.

65 yaş ve üzeri nüfusun artışına ilişkin bu verilerle birlikte, yaşlı bireylerin yaşam koşullarına ilişkin araştırmalar da yayımlanıyor. Bu kapsamda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İstanbul Planlama Ajansı tarafından hazırlanan “İstanbul’da Yaşlılıkta İyilik Hali” araştırmasında İstanbul’da yaşayan yaş almış bireylerin sağlık, ekonomik ve psikolojik durumuna ilişkin veriler paylaşıldı. Araştırma kapsamında İstanbul’da 65 yaş ve üzeri 752 kişi ile görüşüldü.

MADDİ GÜÇ SAĞLIĞI BELİRLİYOR
İstanbul'daki yaş almış bireylerin öznel sağlık değerlendirmeleri incelendiğinde, katılımcıların yüzde 35,6’sı sağlığının “iyi” olduğunu söyledi. Yüzde 39,4’ü “ne iyi ne kötü”, yüzde 25’i “kötü” yanıtını verdi.  Sosyoekonomik statüye göre değerlendirildiğinde, üst gelir grubunda sağlığını “iyi” olarak tanımlayanların oranı yüzde 62,7 iken, alt gelir grubunda bu oran yüzde 17,1’e düştü.

EKONOMİK KIRILGANLIK ÖLÇÜLDÜ
Araştırmada yaş almış bireylerin ekonomik durumuna ayrı bir başlık açıldı. Katılımcıların yüzde 33,5 gelirinin yeterli olduğunu, yüzde 28,3’ü kısmen yeterli olduğunu, yüzde 38,2’si de “geçinemediğini” ifade etti. “Son bir yıl içinde maddi nedenlerle aşağıdakilerden herhangi birini yapamadığınız oldu mu?" sorusuna verilen yanıtlar ise şöyle sıralandı;

-İhtiyaç duyulan ilacı satın alamayanların oranı yüzde 22,7
-Doktora ya da sağlık kuruluşuna gidemeyenlerin oranı yüzde 20,6
-Düzenli ve yeterli beslenemediğini bildirenlerin oranı yüzde 36,8
-Faturalarını ödeyemeyenlerin oranı yüzde 25,9
-Kira ve konut giderlerini karşılayamadığını belirtenlerin oranı yüzde 23
-Kültürel etkinliklere katılamayanların oranı yüzde 45,3
-Seyahate/ memlekete gidemeyenlerin oranı ise yüzde 48,5

KADINLARIN İHTİYACI DAHA YÜKSEK
Araştırmada yaş almış bireylerin psikolojik sağlığı da incelendi. Psikolojik destek ya da danışmanlık ihtiyacı olduğunu bildiren katılımcıların yüzde 4,9’u bu hizmeti alabilirken, yüzde 21,3’ü alamadığını ifade etti. Cinsiyete göre bakıldığında, psikolojik destek ihtiyacı duyan kadınların oranı yüzde 34,8 iken erkeklerde bu oran yüzde 17,6 olarak ölçüldü. Yaş almış kadınların ruh sağlığı hizmetlerine daha fazla ihtiyaç duyduğu görüldü. Katılımcıların yüzde 32,2’si kendini “yaşlı” olarak tanımlarken yüzde 52,1’i bu tanımlamayı reddetti.


ARŞİV