İklim krizinin görünmeyen afeti

İklim krizinin etkisiyle daha sık ve şiddetli yaşanan sıcak hava dalgaları, önemli bir halk sağlığı sorununa dönüşüyor. Mekânda Adalet Derneği’nden Yağız Eren Abanus, plansız kentleşmenin etkisiyle İstanbul'un aşırı sıcaklara karşı daha kırılgan hâle geldiğini belirterek, bunun aynı zamanda bir iklim adaleti sorunu olduğuna dikkat çekiyor

07 Ağustos 2026 - 09:49

İklim krizinin etkisiyle daha sık ve şiddetli yaşanan sıcak hava dalgaları, büyüyen bir halk sağlığı sorununa dönüşüyor. Lancet Countdown Europe 2026 Raporu'na göre, 2024 yılında Avrupa'da sıcaklığa bağlı yaklaşık 62 bin 775 kişi yaşamını yitirirken, incelenen 823 bölgenin yüzde 99,6'sında sıcaklığa bağlı ölümler arttı. Dünyanın en hızlı ısınan bölgelerinden biri olan Akdeniz Havzası'nda yer alan İstanbul da bu riskten en fazla etkilenecek kentler arasında gösteriliyor. Mekânda Adalet Derneği İklim Adaleti Program Koordinatörü Yağız Eren Abanus ise plansız kentleşmenin etkisiyle İstanbul'un aşırı sıcaklara karşı daha da kırılgan hâle geldiğini belirterek, bunun aynı zamanda bir iklim adaleti sorunu olduğuna dikkat çekiyor.

“SESSİZ KATİL”
Yaz mevsimi uzun yıllar boyunca deniz, tatil ve güneşle anıldı. Ancak iklim krizinin etkileriyle birlikte sıcak hava dalgaları artık dünyanın birçok kentinde can kayıplarına yol açan, gündelik yaşamı ve kentlerin işleyişini doğrudan etkileyen bir afet olarak öne çıkıyor. Buna rağmen aşırı sıcaklar, deprem ya da sel gibi afetler kadar görünür olmadığı için çoğu zaman göz ardı ediliyor. Abanus, bunun en önemli nedenlerinden birinin sıcak hava dalgalarının geride diğer afetler gibi somut yıkım görüntüleri bırakmaması olduğunu söyledi.

Aşırı sıcakların yol açtığı can kayıplarının çoğu zaman doğrudan sıcak hava ile ilişkilendirilmediğini belirten Abanus, bu nedenle gerçek tablonun çoğu zaman görünmez kaldığını ifade etti. Abanus şu değerlendirmelerde bulundu: “Ölüm gibi olumsuz sonuçlar insanların hâlihazırda muzdarip olduğu örneğin kalp rahatsızlıklarının tetiklenmesiyle ortaya çıktığı için ölüm kayıtlarında aşırı sıcak bir sebep olarak gösterilmiyor, onun yerine kalp krizi veya beyin kanaması gibi sebeplere atıf yapılıyor. Zaten bu gibi sebeplerden ötürü aşırı sıcak genellikle 'sessiz katil' olarak adlandırılıyor.”

Abanus’a göre sıcak hava dalgalarının afet olarak algılanmasını zorlaştıran etkenler yalnızca sağlık verileriyle sınırlı değil. Yaz mevsimine yüklenen kültürel anlamlar da bu algıyı besliyor. Abanus, “Yaz geldiğinde sıcak tatil yerlerine gitme alışkanlığı, 'güneş girmeyen eve doktor girer' atasözü ve 'esmiyor', 'hava sıcak değil de nem çok' gibi kalıplaşmış espriler bu kültürel anlamın içeriğine dair gösterilebilecek örnekler arasında. Tabii ki bu kültürel olguları değiştirmek çok kolay değil, bazılarını değiştirmeye çalışmak antipatik bile olabilir ama bunlarla da nasıl mücadele edeceğimizi düşünmekte fayda var." ifadelerini kullandı.

İSTANBUL'U BEKLEYEN RİSK
İklim krizinin etkileri en belirgin biçimde sıcak hava dalgalarında hissediliyor. İnsan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle geçmişte 50 yılda bir görülmesi beklenen aşırı sıcak hava olaylarının bugün yaklaşık beş kat daha sık yaşandığını söyleyen Abanus, İstanbul'un da dünyanın en hızlı ısınan bölgelerinden biri olan Akdeniz Havzası'nda yer alması nedeniyle bu değişimden en fazla etkilenecek kentlerden biri olduğunu belirtti.

Ancak yükselen sıcaklıklar tek başına bu tabloyu açıklamıyor. Plansız kentleşme, betonlaşma ve yeşil alan kaybının sıcak hava dalgalarının etkisini daha da artırdığına dikkat çeken Abanus, şunları paylaştı: “İstanbul, en hızlı ısınan bölgelerden biri olan Akdeniz Havzası'nda yer aldığı için bu değişimden çok olumsuz etkilenecek. Bunun dışında İstanbul gibi büyük kentler özellikle plansız ve rant odaklı kentleşme süreçleri geçirenler, kentsel ısı adasının da etkisiyle adeta birer ısı hapishanesine dönüşecekler.”

Kentlerde hissedilen sıcaklığın artmasında yoğun yapılaşma, betonlaşma ve yeşil alan kaybının önemli rol oynadığını belirten Abanus, rüzgâr koridorlarının yapılaşmayla kesilmesi ve yüksek yapıların oluşturduğu kent kanyonlarının da kentsel ısı adası etkisini güçlendirdiğini söyledi. Yaşanan tablonun yalnızca kentleşmenin doğal bir sonucu olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Abanus, “Bütün bu teorik açıklamaların ötesinde bu problemin bu derece derinleşmesinin ardında yanlış politik kararlar bulunuyor. Kentsel ısı adası etkisi kentlerde sıcaklığı artırarak zaten anormal bir afet durumu olan sıcak dalgalarının etkisinin daha da artmasına sebep oluyor.” dedi.

Kent planlamasında büyük ölçekli dönüşümlerin zaman alacağını hatırlatan Abanus, yapay gölgelendirme gibi kısa vadede uygulanabilecek çözümlerle de önemli mesafe alınabileceğini söyledi. Bu tür uygulamaların mahalle sakinlerinin deneyimleri dikkate alınarak planlanması gerektiğini belirten Abanus, bu yaklaşımı 2025 yılında Maltepe Belediyesi ile yürüttükleri çalışmada da hayata geçirdiklerini aktardı.

İKLİM ADALETİ MESELESİ
Sıcak hava dalgaları toplumun tamamını etkiliyor ancak herkes bu afetle aynı koşullarda mücadele etmiyor. İklim krizinin etkilerinin toplumun tüm kesimlerinde eşit hissedilmediğini söyleyen Abanus, “Sıcak dalgalarına karşı kırılganlık çok geniş bir yelpazeye yayılıyor. Yaşlılar, kronik hastalıkları olanlar, çocuklar, kadınlar, hamileler, dış mekânda çalışanlar, engelliler ve evsizler sıcak dalgalarına karşı en kırılgan gruplar arasında yer alıyor.” dedi.

Bu kırılganlığın yalnızca sağlıkla ilgili olmadığını ifade eden Abanus, sosyal ve ekonomik koşulların da belirleyici olduğuna dikkat çekti. Abanus, şunları söyledi: “Maruz kalınan sonucun ciddiliği ve diğer ülkelerde yapılan araştırmalardaki sonuçlara bakılacak olursa yaşlıların sıcaklara karşı en kırılgan gruplar arasında olduğu söylenebilir. Bu kırılganlık sosyal izolasyon, yaşlandıkça kronik hastalıklardaki artış, bakım ihtiyacı, gelir düzeyinde azalma gibi faktörlerden kaynaklanıyor.”Benzer bir riskin açık havada çalışan işçiler için de geçerli olduğunu belirten Abanus, Türkiye'deki mevcut düzenlemelerin çalışanları aşırı sıcaklara karşı korumakta yetersiz kaldığını ifade etti.

ÇÖZÜM PAHALI PROJELERDE DEĞİL
Kentleri sıcak hava dalgalarına karşı korumanın yalnızca büyük ölçekli altyapı yatırımlarıyla mümkün olmadığını söyleyen Abanus, dünyadaki başarılı örneklerin daha çok erken uyarı sistemleri ve sıcak-sağlık eylem planlarına dayandığını belirtti.

Yeşil altyapı konusunda Avrupa kentlerinin önemli adımlar attığını ancak bunun tek başına yeterli olmadığını ifade eden Abanus, şu değerlendirmelerde bulundu: “Yeşil altyapıyı kullanarak bu sorunla başa çıkma açısından Avrupa ülkelerindeki çoğu kentin durumunun iyi olduğu söylenebilir. Ama bu bile bahsedilen kentleri etkili bir biçimde koruyamıyor. Sıcak dalgalarıyla mücadelede en etkili sonucu aynı zamanda maliyeti de bir hayli düşük olan sıcak-sağlık eylem planları, erken uyarı ve müdahale sistemleri veriyor.”

Uzun vadeli ve maliyetli projelerin tek başına çözüm olmayacağını vurgulayan Abanus, şöyle devam etti: "Türkiye'deki yerel yönetimlerin bu örneklerden çıkarabileceği en önemli ders şu: Sıcak dalgaları ve kentsel ısı adası denince ilk olarak akla genelde çok maliyetli olan, uzun vadeli ve politik açıdan zorlu kentsel düzenlemeler geliyor. Ancak çözüm burada değil, çözüm dezavantajlı grupları doğru tespit edebilmek ve belli planlar doğrultusunda erken uyarı ve müdahale sistemleriyle onlara ulaşmakta." 

Sıcak hava dalgalarıyla mücadelenin yalnızca yerel yönetimlerin sorumluluğunda olmadığını belirten Abanus, merkezi yönetimin de sera gazı emisyonlarını azaltacak politikaları hızla hayata geçirmesi gerektiğini söyledi. Ulusal ölçekte sıcak-sağlık eylem planlarının hazırlanması, sıcaklığın sağlık üzerindeki etkilerini takip edecek sistemlerin kurulması ve iş sağlığı ile güvenliği mevzuatının aşırı sıcakları da kapsayacak şekilde güçlendirilmesinin öncelikli adımlar arasında yer aldığını ifade etti.

“Yurttaşlar da aşırı sıcağın şakasının olmayacağı bilinciyle yaz dönemi alışkanlıklarını ciddi ölçüde değiştirmeli.” Uyarısında bulunan Abanus, “İklim krizi artık gelecekte beklediğimiz bir risk değil halihazırda yaşamakta olduğumuz bir afet. Bunun dışında yurttaşların aşırı sıcaklara karşı dezavantajlı grupları korumak için dayanışma ağları kurmasında da çok yarar olduğunu düşünüyorum. Üstelik dayanışma ağı derken çok yeni şeyler icat etmeye de gerek yok akrabalık ilişkileri kapsamında aşırı sıcak dönemlerde büyüklerimizi arayıp durumlarını sormak, aşırı sıcak riskinden onları haberdar etmek ve su içmeleri gerektiğini hatırlatmak bile çok faydalı olabilir.” dedi.


ARŞİV