Deprem Çalışma Grubu, İstanbul Tabip Odası, İstanbul Barosu, İstanbul Dişhekimleri Odası, TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İstanbul Şubeleri 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında Kadıköy’de ortak basın açıklaması gerçekleştirdi. 15 Şubat Pazar günü Kadıköy İskele Meydanı’nda gerçekleşen basın açıklamasında hem deprem bölgesindeki sorunlara değinildi hem de olası Marmara-İstanbul depremine karşı uyarılarda bulunuldu.

“DEPREM MARMARA BÖLGESİNİ DERİNDEN ETKİLEYECEK”
Basın açıklamasında, “Şubat 2023 depremlerinin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen deprem bölgesinde barınma, sağlık, eğitim ve ekonomi sorunları sürmektedir. Bu tablo, Marmara-İstanbul depremi açısından geleceğe dair güven vermemektedir. Bilim insanları yaklaşık 7,4 büyüklüğünde olması beklenen Marmara-İstanbul depreminin yalnızsa İstanbul’u değil, tüm Marmara Bölgesi’ni ve Türkiye ekonomisini derinden etkileyeceğini ifade etmektedir. 1999’dan beri bu gerçeği biliyoruz. Peki, hazırlıklı mıyız? Hazırlık için yapılan plan ve projeler büyük ölçüde kağıt üzerinde kalmıştır. Afet öncesi risk azaltma ve hazırlık ilkeleri hayata geçirilmemiştir. Depreme en kritik anda yanıt verecek olan kamusal sağlık sistemi zayıflatılmıştır. Sermayenin ve siyasi iktidarın afetlere karşı gereken önemi vermediğini, temel yaklaşımın krizi fırsata çevirme olduğunu bilmekteyiz. Şubat 2023 depremi sonucu yaşananlar bunu açık biçimde ortaya koymaktadır.” denildi.

“SAĞLIK HİZMETLERİ ÖZEL SEKTÖRE BIRAKILDI”
İstanbul’un depreme hazırlıklı hale getirilmediğine değinilen açıklamada, “İstanbul’da birçok kamu sağlık kurumu tamamen ya da kısmen yıkılmış, taşınma adı altında kapasiteleri büyük oranda azaltılmıştır. İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi, İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları Hastanesi, Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi bu süreçten doğrudan etkilenmiştir. Depremde en çok gereksinim duyulacak olan kamu hastanelerinin zayıflatılması, sağlık hizmetini fiilen özel sektörün hegomonyasına bırakmaktadır. İstanbul’da toplanma alanları yetersiz ve afet durumuna uygun altyapıdan yoksundur. Geçici barınma alanları net biçimde planlanmamıştır. Moloz yönetimi için somut, şeffaf bir yol haritası bulunmamaktadır. Kentsel dönüşüm ranta teslim edilmiştir. Depreme karşı alınması gereken önlemlerin sorumluluğu asgari ücretliye, geçinemeyen emekliye, yoksullara yüklenmiştir. Depreme karşı alınması gereken önlemlerin sorumluluğu yoksul halka, asgari ücretliye, geçinemeyen emekliye yüklenmektedir. Kamusal sorumluluklar bireysel kadere indirgenmektedir.” ifadeleri kullanıldı.

“SORUMLULUK ALMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Açıklamanın sonunda, “Depremde halk olarak en çok zarar görecek olan bizleriz. Bu nedenle depreme bağlı afet yönetim süreci yalnızca sermayenin ve onunla işbirliği içindeki siyasi iktidarın inisiyatifine bırakılamaz, bırakılmayacaktır. Demokratik kitle örgütleri olarak bu sürecin asli öznesiyiz ve afetlere karşı hazırlık, risk azaltma ve kamusal denetim süreçlerinde aktif biçimde sorumluluk almaya devam edeceğiz.” denildi.