Çocuklar içerde, eğitim dışarıda

Çocuk mahpusların eğitim hakkını inceleyen rapor, tutuklu çocukların kurum dışındaki örgün eğitime erişemediğini ortaya koyuyor

09 Eylül 2026 - 10:48

Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı’nın (TÇYÖV) “Çocuk Mahpusların Eğitim Hakkı: Türkiye’de Çocuk Mahpusların Örgün Eğitime Erişim Hakkının İhlali Üzerine Bir Değerlendirme Raporu”, kapalı ceza infaz kurumlarındaki çocukların eğitim hakkının sınırlandığını ortaya koyuyor.

Çocuk Mahpusların Eğitim Hakkına Erişimini İzleme Küme Çalışması (TÇYÖV,  FİSA Çocuk Hakları Merkezi, sosyal hizmet uzmanı Dr. Emrah Kırımsoy) tarafından hazırlanan Kasım 2025 tarihli rapor, Eşit Haklar için İzleme Derneği (ESHİD) ve İnsan Hakları Bilgi ve Belge Sistemleri (HURIDOCS) ortaklığında gerçekleştirilen ve Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu tarafından desteklenen “İzleme ve Savunuculuk Ortaklıkları Yoluyla Türkiye’deki Dezavantajlı Grupların Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklarının Desteklenmesi” programı kapsamında kaleme alındı. Çalışmada Birleşmiş Milletler Eğitim Hakkı Özel Raportörü Katarina Tomasevski tarafından geliştirilen “4A modeli” esas alındı. Buna göre eğitim hakkı; mevcudiyet, erişilebilirlik, kabul edilebilirlik ve adapte edilebilirlik olmak üzere dört temel boyutta değerlendiriliyor.

(Fotoğraf Bakırköy Kadın İnfaz Kurumu’ndan / İHA)

EĞİTİMSİZLİK CEZAEVİNDEN ÖNCE BAŞLIYOR

Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 3 Kasım 2025 tarihli verilerine göre ceza infaz kurumlarında 4 bin 682 çocuk bulunuyor (bu rakam 1 Eylül 2026 itibarıyla 4 bin 926’ya ulaştı). Bunların 3 bin 449’u, yani yüzde 73,7’si tutuklu; bin 233’ü ise hükümlü. Çocukların 4 bin 488’i oğlan, 194’ü kız çocuğu. Çocukların yüzde 90,1’ine karşılık gelen 4 bin 218 çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında, 464 çocuk ise açık kurumlarda bulunuyor. 4 bin 682 çocuğun 370’inin okuma yazma bilmediği, 196’sının okuryazar olmasına karşın herhangi bir okul bitirmediği, 104 çocuğun eğitim durumunun ise bilinmediği raporda yer alıyor. Çalışmaya göre bu veriler, çocukların önemli bölümünün ceza infaz kurumuna girmeden önce eğitim hakkına erişemediğini gösteriyor.

Raporun öne çıkan bulgularına göre, ceza infaz kurumlarında tutulan çocukların büyük çoğunluğu kapalı kurumlarda bulunuyor. Henüz haklarında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunmayan tutuklu çocuklar, masumiyet karinesine rağmen kapalı cezaevlerinde tutulmaları nedeniyle örgün eğitimden fiilen koparılarak açık öğretim veya yaygın eğitime yönlendiriliyor. Bu durum Anayasa’nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkı ve Milli Eğitim Temel Kanunu’ndaki “süreklilik” ilkesiyle çelişiyor.

BÜROKRASİ EĞİTİMİ GECİKTİRİYOR

Ceza infaz kurumlarındaki çocukların örgün eğitim sistemi ile ilişkilendirilme sürecinin talebe bağlı olmasının ise re’sen sağlanması gereken hakkın koşula bağlanarak ihlal edilmesi anlamına geldiği vurgulanan raporda, “Kuruma yeni giren ve haklarından habersiz bir çocuğun bu talebi dile getirmesi beklenmektedir. Bir avukatın ifadesi bu durumu çarpıcı bir şekilde özetlemektedir: ‘...buradaki arkadaşların çoğu okula gidebileceğini bilmiyor, okula gidebileceklerini bilseydiler okula gelirlerdi tarzı bir beyanı da olmuştu… gördüğümüz sorun, çocuğun bu hakkından hiç haberdar olmaması.’ Talepte bulunabilen şanslı azınlık ise bürokrasinin yavaşlığı ile yüzleşmektedir. Okuldan evrak getirilmesi, kurumlar arası yazışmalar gibi prosedürlerin uzun sürmesi, çocuğun sınav dönemlerini kaçırmasına ve otomatik olarak sınıfta kalmasına neden olmaktadır. Bu hantal yapı, çocuğun psikolojisi üzerinde de yıkıcı bir etki yaratmaktadır. Bir avukatın gözlemlediği gibi, çocuklar, ‘o işlemleri yapana kadar zaten belki tahliye olurum... bir de okulu mu sıkıştıracağım araya, okulu da sıkıştıracaksam bir de orada rezil olmak var’ diyerek umutsuzluğa kapılmaktadır.”

(görsel yapay zekayla hazırlanmıştır)

HUKUKİ PARADOKS

Türkiye’deki sistemin temelinde yatan en büyük çelişkinin, bakanlıkların görev alanları arasındaki hukuki ve fiili çatışma olduğu vurgulanan raporda, bu konu şöyle açıklanıyor: “Bir yanda Milli Eğitim Temel Kanunu, eğitimi her çocuk için zorunlu kılmakta, bu sorumluluğu devlete yüklemekte ve hatta çocuğunu okula göndermeyen ailelere idari para cezaları uygulamaktadır. Diğer yanda ise Adalet Bakanlığı’na bağlı ceza infaz kurumları, bir çocuğu tutukladığı anda bu zorunlu hakkı fiilen askıya almaktadır. Devletin kendi içindeki bu bariz tutarsızlığı bir avukat şu keskin sorularla ortaya koymaktadır: ‘Çocuk okumuyor, kuruma girmeden önce bu aileye dikte edilir. Hatta para cezası vardır... Ama çocuk kuruma girdikten sonra sanki devlet tarafından çocuk göz ardı ediliyor... Anne ve babayı cezalandırırken kuruma bunun hesabı neden sorulmuyor?’ Bu hukuki paradoks, çocuklar açısından adaletsizlik yaratmaktadır.”

CEZAEVİNDEKİ SINIF, OKULUN YERİNİ TUTMUYOR

Kapalı ceza infaz kurumları bünyesinde liseler, mesleki eğitim merkezlerinin (MESEM) açılması raporda eleştirilen konular arasında yer alıyor. “Duvarlar içinde okul” yaklaşımının, birkaç derslik ve tahtanın bulunduğu bir alan oluşturmanın ötesine geçemediği, ayrıca hapsedilmeyi eğitimin yeni bir normu haline getirme riski taşıdığı vurgulanıyor. 

KIZ ÇOCUKLARI DAHA DEZAVANTAJLI

Rapor, çocuk mahpusların tamamının aynı koşullarla karşılaşmadığına da dikkat çekiyor. Ceza infaz kurumlarındaki çocukların yalnızca yüzde 4,1’i kız çocuklarından oluşuyor. Ancak kız çocuklarının sayısının düşük olması, onlar için çocuklara özgü ayrı kapalı kurumların bulunmamasının gerekçelerinden biri olarak ortaya çıkıyor. Kız çocuklarının kadınlara yönelik ceza infaz kurumlarının ayrılan bölümlerinde tutulabildiği belirtiliyor. Rapora göre bu kurumlarda çocukların yaşına ve gelişim özelliklerine uygun derslik, atölye, spor alanı ve eğitim programlarının bulunmaması, kız çocuklarının eğitim açısından oğlan çocuklarına oranla daha ağır dezavantaj yaşamasına neden oluyor.

ÇÖZÜM: EĞİTİMEVİ

Mahpus çocukların örgün eğitime kurum dışında erişebildiği eğitimevi modelinin güçlendirilmesi istenen raporda, uzun vadede tutuklu çocukların kapalı ceza infaz kurumlarında tutulmasına son verilmesi öneriliyor. 

Füsun Tırman, Serap Borucu ve Harika Kora’nın Türkiye’deki beş kadın hapishanesinde anneleriyle yaşayan çocukların cezaevi koşullarını gözler önüne seren “Umutları Ertelenen Çocuklar” sergisinden...

 


ARŞİV