Üniversite 3 yıla mı iniyor?

Üniversitelerde dört yıllık lisans eğitiminin üç yıla indirilmesi gündemde. Eğitim Danışmanı İlhan Sevin, müfredatın sıkıştırılmasının ders yükünü artırabileceğini belirterek, bunun arka planında iş gücüne daha erken katılımın hedeflendiğine dikkat çekti

05 Şubat 2026 - 12:10

Türkiye’de yükseköğretim sistemine yönelik kapsamlı bir dönüşüm hazırlığı gündemde. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın, üniversitelerdeki dört yıllık lisans programlarının üç yıla düşürülebileceğine yönelik açıklamaları, eğitim dünyasında geniş yankı uyandırdı. Müfredatların sadeleştirilmesi, ders yükünün azaltılması ve öğrencilerin uygulama, proje ve araştırmaya daha fazla yönlendirilmesini hedefleyen bu olası reformun, Avrupa’daki örneklerle uyumlu bir model sunması amaçlanıyor.

Söz konusu düzenlemeyi değerlendiren Eğitim Danışmanı İlhan Sevin ise lisans eğitiminin süresinin kısaltılmasının fırsatlar kadar riskler de barındırdığına dikkat çekti. Öğrencilerin erken yaşta iş gücüne katılımını hedefleyen bu yaklaşımın, eğitim kalitesi üzerindeki etkilerinin iyi analiz edilmesi gerektiğini vurgulayan Sevin, böylesi önemli bir değişikliğin pilot uygulamalarla ve üniversitelerin mevcut altyapısı dikkate alınarak hayata geçirilmesinin kritik olduğunu ifade etti. 

“PİLOT UYGULAMA OLARAK PLANLANMALI”

Üniversite lisans eğitiminin 4 yıldan 3 yıla düşürülmesi konusunu değerlendiren Sevin, “Bu uygulama daha çok öğrencilerin erken yaşta iş gücüne katılımını hedefleyen bir düzenleme gibi görünüyor. Son yıllarda üniversite sayısının artmasıyla birlikte, bazı araştırmalar üniversitelerin niteliğinde düşüş yaşandığını da ortaya koyuyor. Eğitim süresi 3 yıla indirilebilir; ancak bu durum eğitim kalitesini düşürecekse, bunun mutlaka göz önünde bulundurulması gerekir. Özellikle yükseköğretim söz konusu olduğunda, çok daha etraflıca düşünülmesi gerektiğine inanıyorum. Umarım bu karar pilot uygulama olarak planlanmıştır. Çünkü yukarıdan alınan bazı kararlar sahada olumlu sonuçlar doğurabildiği gibi, olumsuz etkiler de yaratabiliyor. YÖK başkanının açıklamalarından anladığımız kadarıyla, dört yıllık müfredat üç yıla sıkıştırılacak; yaz tatilleri kısalacak ve ders yoğunluğu artacak. Bu modelin bazı üniversite ve programlarda kademeli olarak hayata geçirilmesi daha doğru olacaktır. İngiltere ve bazı İskandinav ülkelerinde benzer uygulama örnekleri mevcuttur.” dedi. 

Müfredatın sıkıştırılmasıyla birlikte öğrencilerin ders yükünün artacağına dikkat çeken Sevin, “Başarılı öğrencilerin üniversite eğitimlerini bu sürede tamamlaması hedefleniyor. Ancak belirli bir başarı düzeyini yakalayamayan öğrenciler için bu sürenin uzaması da söz konusu olabilir. Üniversitelerin altyapısı, öğretim üyesi sayısı ve öğrenci kapasitesi dikkate alınmadan bu uygulamaya geçilirse, mevcut eğitim kalitesinin düşmesi kaçınılmaz olur. Dört yılda verilen bir eğitimin üç yıla sıkıştırılması, yoğunluk ve ders yükünü artırarak eğitim kalitesini olumsuz etkileyebilir.” ifadelerini kullandı.

“ÖĞRENCİLER SOSYALLEŞMEYE ZAMAN AYIRAMAYABİLİR”

Bazı bölümlerin 3 yıllık eğitim modeline uygun olmayacağına değinen Sevin, “Tıp, diş hekimliği, eczacılık ve bazı mühendislik programlarında eğitim süresinin kısaltılmaması gerekir. Bu konuda YÖK’ün de açıklamaları bulunuyor. Buna karşılık iletişim, bazı sosyal bilimler ve iktisadi ve idari bilimler fakültelerine bağlı kimi programlarda üç yıllık model uygulanabilir. Sıkıştırılmış bir eğitim modeliyle yeterince olgunlaşamayan bireylerin mezun olması ve üniversite kalitesinin düşmesiyle birlikte, mezunların iş piyasasının beklentilerini karşılayamaması en büyük risk olacaktır” dedi ve şöyle devam etti: “Yoğun ve hızlı bir tempoda üç yılda üniversiteyi tamamlamak isteyen öğrenciler, bazı alanlarda fedakarlık yapmak zorunda kalabilir. Üniversite yaşamı yalnızca akademik eğitimden ibaret değildir. Üniversiteli olmak, aynı zamanda evrensel birey olma sürecidir. Bu nedenle Erasmus, staj, yabancı dil eğitimi ve sosyalleşme gibi önemli deneyimlere yeterince zaman ayrılamayabilir.”

“EĞİTİMDE ATILACAK ADIMLAR İYİ DÜŞÜNÜLMELİ”

Eğitim süresinin kısaltılması konusunun arka planında iş gücüne daha erken katılım ve tasarruf unsurları olduğunu belirten Sevin şunları söyledi: “Asıl hedef eğitim kalitesinin yükseltilmesi olmalıdır. Üniversite mezunu bir genç iş bulmakta zorlanıyor ya da çok düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalıyorsa, üniversite süresinin üç ya da dört yıl olmasının çok da anlamı kalmıyor. Dünya değiştikçe eğitim sisteminin de güncellenmesi, geliştirilmesi ve yenilenmesi gerekir. Ancak ülkemizde ne yazık ki ‘kervan yolda dizilir’ anlayışıyla, deneme-yanılma yöntemiyle reformlar hayata geçiriliyor. Eğitimde, ekonomide ve diğer alanlarda bunun olumsuz sonuçlarını sıkça görüyoruz. Reform ya da yenilik adı altında yapılacak her düzenlemenin, bilimsel veriler ve araştırmalar ışığında, pilot uygulamalarla test edilmesi gerekir. En büyük kaynağımız gençlerimizdir. Bu nedenle eğitimde atılacak her adım çok iyi düşünülmeli; aceleyle, ‘oldu-bitti2 anlayışıyla hayata geçirilmemelidir. 4+4+4 olarak sunulan eğitim reformu ve her ile üniversite politikası, tarihsel olarak birçok yanlış sonucu da beraberinde getirmiştir. Gençlerimizi iyi eğitmek ve onları geleceğe güvenle hazırlamak zorundayız.”


 


ARŞİV