Uzun bir yaz tatilinin ardından kısa bir süre sonra okullar yeni eğitim ve öğretim yılına merhaba diyecek. Çocuklar için okulun açılması özlenen arkadaşa ve öğretmene kavuşmak, heyecan, merak, kaygı ve korku gibi birçok duygunun bir arada yaşanması demek. O yüzden çocuk için okula başlamanın güzel olduğu kadar zorlayıcı tarafları da var. Psikolog Arzu Turçalı ile okula uyum sürecinde çocuğa nasıl yaklaşılması ve nelerin yapılmaması üzerine konuştuk.
Çocukların tatil boyunca daha esnek bir düzen içinde yaşadığını, okul dönemi başladığında sabah erken kalkmanın, belirli bir programa uymanın, akran ilişkilerine tekrar adapte olmanın onları zorlayabildiğini dile getiren Turçalı, çocuğun uyumunu kolaylaştıran en önemli unsurun düzenli bir hazırlık süreci olduğunu söyledi, sürecin olumlu geçmesi için yapılması gerekenleri de şöyle sıraladı: “Yaz tatilinden itibaren uyku ve beslenme saatlerinin okul düzenine yakınlaştırılması gerekir. Okul öncesinde öğretmenle tanışmak, okul binasını gezmek, sınıf ortamını görmek çocuğun kaygısını azaltır. Ayrıca aile içinde okul hakkında olumlu bir dil kullanılması, çocuğun merakını destekler.”
“DUYGULARI ANLAMAK SÜRECİ KOLAYLAŞTIRIR”
Yeni başlayan çocuklar için okulun ilk defa uzun süreli ayrılığı temsil ettiğini ifade eden Psikolog Arzu Turçalı, şöyle devam etti: “Merak, heyecan, korku ve kaygı aynı anda yaşanabilir. Bu süreçte en sık görülen sorunlar ayrılma kaygısı, uyku düzeninde bozulma, isteksizlik ve bazı fiziksel yakınmalardır (karın ağrısı, baş ağrısı gibi). Bunların büyük bölümü doğal ve geçici uyum tepkileridir. Bu noktada ebeveynin yapması gereken en önemli şey çocuğun duygusunu kabul etmektir. “Korkmana gerek yok” demek yerine, “ilk günler biraz zor olabilir ama alışacaksın, ben buradayım” demek çocuğu rahatlatır. Çocuğun sorularına sabırla yanıt vermek, onu güvenceye almak ve duygularını paylaşmasına alan açmak süreci kolaylaştırır.”
Anaokulundan ilkokula geçişin oyundan daha çok akademik becerilere yönelme anlamına geldiğini, bunun da çocuklarda “ben yapabilir miyim” kaygısını tetikleyebileceğini işaret eden Psikolog Turçalı, “Sınıf ortamı daha kuralcı ve sorumluluk odaklıdır. Bazı çocuklar bu değişime hızlı uyum sağlar, bazıları ise daha çok desteğe ihtiyaç duyar. Ailenin beklentilerini gerçekçi tutması, çocuğu kıyaslamaması ve küçük başarılarını takdir etmesi bu dönemi sağlıklı geçirmenin anahtarıdır.” dedi.
“GİZLİCE SINIFTAN AYRILMAK KAYGIYI ARTIRIR”
Uyum sürecinde anne ve babaların çocuğa güven vermesi, sabırlı olması ve kendi kaygılarını çocuğa yansıtmaması gerektiğini belirten Turçalı, öğretmenlerin ise çocuğu birey olarak tanımak, onun tempo ve ihtiyaçlarına uygun yaklaşmakla sorumlu olduğunu söyledi. Aile ve öğretmen işbirliğinin ne kadar güçlü olursa çocuğun uyumunun da o kadar kolay olacağını ifade eden Turçalı, bu süreçte yapılmaması gerekenleri de şöyle anlattı: “En sık yapılan hata çocuğu zorlamak veya kıyaslamaktır. “Bak arkadaşın hiç ağlamıyor” gibi sözler çocuğun kaygısını artırır. Ayrıca vedaları uzatmak, gizlice sınıftan ayrılmak ya da çocuğun duygularını küçümsemek uyumu zorlaştırır. Ebeveynin net, kararlı ve sevgi dolu tutumu çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şeydir.”