Milli parkları özelleştirme yolu açıldı

Milli parkların özelleştirilmesini öngören teklif TBMM’de AKP ve MHP oylarıyla kabul edildi. Düzenlemeyle milli parklar ve tabiat parklarında özel kişi ve şirketlere 49 yıla kadar, bazı durumlarda ise 99 yıla kadar kullanım hakkı verilebilecek

15 Mart 2026 - 16:36

TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP oylarıyla kabul edilerek yasalaşan Milli Parklar Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik öngören düzenleme, korunan alanların yönetimi, planlanması ve işletilmesine ilişkin önemli değişiklikler getiriyor.Çevre örgütleri ve muhalefetin itirazlarına rağmen kabul edilen düzenlemeyle Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün yetkileri genişletilirken, milli parklar ve tabiat parklarında turistik tesisler ile bazı altyapı yatırımlarına özel sektör eliyle izin verilmesinin önü açılıyor.

TURİSTİK TESİSLER İÇİN UZUN SÜRELİ İZİN

Yeni düzenlemeye göre milli parklar ve tabiat parklarında, planlara uygun olmak ve kamu yararı bulunmak şartıyla gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri lehine turistik tesis yapılmasına izin verilebilecek.

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından verilecek izin kapsamında tesis edilen intifa hakkı 49 yılı geçemeyecek. Ancak işletmenin başarılı olduğunun belgelenmesi halinde bu süre 99 yıla kadar uzatılabilecek. Süre sonunda tesisler Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne devredilecek.

Düzenleme kapsamında milli park ve tabiat parklarında ulaşım, elektrik iletim hatları, petrol ve doğal gaz hatları, haberleşme altyapısı, su ve atık su tesisleri gibi altyapı yatırımlarına da izin verilebilecek. Bu projeler planlara uygunluk ve kamu yararı gerekçesiyle hayata geçirilebilecek.

Yasayla birlikte Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne döner sermayeli işletmeler kurma yetkisi de verildi. Milli parklar ve diğer korunan alanlardan elde edilen gelirler Genel Müdürlüğün döner sermayesine aktarılacak. Cumhurbaşkanı, döner sermayeye tahsis edilen sermaye miktarını beş katına kadar artırabilecek.

Milli parklara gelen ziyaretçilere uygulanacak ücreti, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü belirleyecek. Giriş ücretini ödemeden giriş yaptığı tespit edilenlere giriş ücretinin 4 katı tutarında idari para cezası verilecek.

PLANLAMA YETKİLERİ GENİŞLETİLDİ

Düzenlemeyle milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanlarında uygulanacak uzun devreli gelişme planları ve yönetim planları Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanacak ya da hazırlattırılacak.

Milli park sınırları içinde yer alan ve daha önce Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen bazı turizm izinleri ve sözleşmeler, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne devredilecek. Bu işlemler 1 Ocak 2026’dan itibaren Genel Müdürlük tarafından yürütülecek.

‘AVLANMA TARİFESİ’

Yasayla birlikte "geleneksel avcılık" adı altında yaban hayvanlarının avlanması için tarifeler belirlendi. Buna göre av hayvanlarının türlerine, ağırlıklarına ve trofelerine (yaban hayvanın boynuz, diş, post ve benzeri hatıra değeri taşıyan parçaları) göre alınacak avlama ve avlanma izin ücretleri Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce tespit edilecek. Bu durum yaban hayatı koruma sahalarında tahribatın artmasına neden olabilir.

“MİLLİ PARKLAR YATIRIM ALANINA DÖNÜŞEMEZ”

Türkiye’de 1958 yılında ilan edilen Yozgat Çamlığı Milli Parkı ile başlayan süreçte bugün toplam 50 milli park bulunuyor. Uludağ, Göreme, Kaçkar Dağları, Köprülü Kanyon, Kazdağları, Manyas Kuş Cenneti, Ağrı Dağı ve Aladağlar milli parkları ülkenin en bilinen alanları arasında yer alıyor.

Muhalefet partileri ve bazı çevre örgütleri ise düzenlemenin korunan alanlarda ekonomik kullanımın önünü genişletebileceği görüşünde. Milli Parkların ekosistemlerinin korunması ve koruma statülerinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden yaşam savunucuları “Milli Parklar yatırım alanına dönüşemez.” diyor.

Eleştirilerde özellikle turistik tesisler için uzun süreli kullanım hakkı tanınması ve altyapı yatırımlarına izin verilmesinin milli parkların korunması ilkesini zayıflatabileceği dile getiriliyor. Korunan alanlarda turizm yatırımlarının artmasının ziyaretçi yoğunluğunu artırabileceği ve doğal alanların taşıma kapasitesini zorlayabileceği de eleştiriler arasında. Ayrıca ulaşım ve enerji altyapısı gibi projelerin habitat parçalanması ve yaban hayatının yaşam alanlarının daralması gibi sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor.


ARŞİV