"Marmara kirlilik yükünü taşıyamıyor"

Kadıköy Kent Konseyi, Marmara Denizi’ni tehdit eden müsilaj sorununu ele almak ve çözüm yollarını tartışmak amacıyla “Su ve Müsilaj” paneli düzenledi

03 Nisan 2026 - 10:21

Kadıköy Kent Konseyi Gıda ve Tarım Çalışma Grubu tarafından 28 Mart Cumartesi günü Kadıköy Tasarım Atölyesi’nde (TAK) düzenlenen “Su ve Müsilaj” panelinde, Marmara Denizi’ni tehdit eden kirlilik ve müsilaj sorunu ele alındı. 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte konuşan uzmanlar, deniz kirliliğinin nedenlerini aktarırken yerel ve ulusal ölçekte çözüm önerilerini paylaştı. Marmara’nın hâlâ kurtarılabilir olduğu ancak bunun için hızlı ve bilimsel adımlar atılması gerektiği de konuşuldu. Panelin moderatörlüğünü Tulip Sürdürülebilirlik Merkezi Kurucu Yöneticisi Şafak Özsoy üstlenirken, konuşmacılar arasında Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şube Sekreteri Ahmet Burak Coşkun, İstanbul Çevre Konseyi Onursal Başkanı ve Denizcilik ile Su Ürünleri Uzmanı Zafer Murat Çetintaş ile İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği uzmanı Doç. Dr. Ahsen Yüksek yer aldı.

“MARMARA YOĞUN ATIK SU BASKISI ALTINDA”

Panelde konuşan Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şube Sekreteri Ahmet Burak Coşkun, Marmara Denizi’nin yoğun nüfus ve sanayi bölgesinde yer almasının ciddi bir çevresel baskı oluşturduğunu şu sözlerle ifade etti: “Marmara Denizi, Türkiye nüfusunun yaklaşık dörtte birine ev sahipliği yapan geniş bir havzayı etkiliyor. Bu kadar yoğun insan yerleşimi ve sanayi faaliyetinin bir arada bulunduğu bölgede her gün çok büyük miktarda atık su oluşuyor. Bu atık suların önemli bir kısmı ise ne yazık ki yeterli arıtma süreçlerinden geçirilmeden doğrudan ya da dolaylı yollarla denize ulaştığı için, Marmara Denizi’nin ekosistemi uzun süredir ciddi bir baskı altında kalıyor. Evsel ve tarımsal atıklar suyun organik yükünü artırarak özellikle bakteri ve alg çoğalmasını hızlandırırken, endüstriyel atıklar ise içerdiği ağır metaller, kimyasal bileşikler ve toksik maddeler nedeniyle çok daha kalıcı ve geri dönüşü zor zararlar oluşturuyor. Bu durum Marmara Denizi’nin doğal dengesini her geçen yıl daha da kırılgan hale getiriyor.”

“OKSİJEN SEVİYELERİ DÜŞÜYOR”

Marmara Denizi’nde en kritik sorunlardan birinin de çözünmüş oksijen seviyelerindeki düşüş olduğunu anlatan Coşkun, “Özellikle denizin dip bölgelerinde ölçülen oksijen seviyeleri zaman içinde ciddi şekilde azalmış durumda. Bu durum o bölgelerde yaşayan balıklar ve diğer deniz canlıları için yaşam koşullarını giderek zorlaştırıyor. Hatta bazı alanlarda tamamen yaşanamaz hale getiriyor.” dedi. Bu sürecin giderek yayıldığını belirten Coşkun sözlerine şöyle devam etti: “Bu sadece belirli noktalarda yaşanan lokal bir problem değil, aksine şehirleşme, yüzey akışları, sanayi deşarjları ve yağmur suyu sistemleri gibi birçok farklı kaynaktan beslenen sürekli bir baskı olduğu için Marmara Denizi genelinde yayılım gösteren yapısal bir çevre sorununa dönüşmüş durumda.”

“BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİNİ KAYBEDİYOR”

Panelin diğer konuşmacısı olan İstanbul Çevre Konseyi Onursal Başkanı Zafer Murat Çetintaş, Marmara Denizi’nde yıllardır süren çevresel baskının ekosistemde ciddi bir bozulmaya yol açtığını belirterek, “Marmara Denizi’nde yıllardır süren çevresel baskı ekosistemi ciddi şekilde bozmuş durumda ve bu durum artık geri dönüşü zor bir noktaya gelmiştir.” dedi.

Mevcut durumun uzun süredir biriken kirlilikten kaynaklandığını da ifade eden Çetintaş, “Geçmişte Marmara Denizi son derece zengin bir deniz yaşamına sahipti. Ancak bugün gelinen noktada birçok balık türü ya tamamen yok olmuş ya da ciddi oranda azalmıştır. Bu değişim doğrudan insan kaynaklı kirlilik, plansız kıyı kullanımı ve kontrolsüz atık yüküyle bağlantılıdır. Ayrıca denizin kendi kendini yenileme kapasitesi de bu yoğun baskı karşısında zayıflamış durumdadır.” diye konuştu.

 “BALIK ÇEŞİTLİLİĞİ BÜYÜK ÖLÇÜDE AZALDI”

Marmara Denizi’ndeki ekosistem değişimini de anlatan Çetintaş, Marmara kıyılarının geçmişte çok daha canlı ve çeşitli bir yapıya sahip olduğunu belirterek, “Özellikle lüfer, palamut, istavrit ve farklı dip balıkları çok daha yoğun şekilde görülüyordu. Bugün ise bu türlerin ya çok sınırlı alanlarda kaldığını ya da popülasyonlarının ciddi şekilde düştüğünü görüyoruz ve bu değişim yalnızca doğal bir süreç değildir. Doğrudan insan faaliyetlerinin ve denetimsiz kirlilik yükünün bir sonucudur. Marmara giderek tekdüze bir ekosistem yapısına doğru evrilmektedir.” ifadelerini kullandı.

“KİRLİLİK YÜKÜ YILLARDIR BİRİKİYOR”

İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği uzmanı Doç. Dr. Ahsen Yüksek ise “Arıtma sistemlerinin yetersizliği, sanayi kaynaklı deşarjlar ve evsel atıkların yeterince kontrol edilememesi bu tabloyu her geçen gün daha da ağırlaştırıyor. Marmara artık bu yükü taşıyamıyor ve bu nedenle kirlilik yükü azaltılmadan kalıcı bir çözümden söz etmek mümkün değil. Mevcut gidişatın devam etmesi halinde ekosistemin toparlanması zor olacak.” uyarısında bulundu. 

Müsilaj sorununa yalnızca çevresel bir olay olarak bakılamayacağını vurgulayan Yüksek,  “Bilimsel izleme sistemlerinin sürekli hale getirilmesi gerekiyor. Çünkü veriye dayanmayan hiçbir müdahale kalıcı sonuç üretmez. Aynı zamanda yerel yönetimler, üniversiteler ve merkezi idarenin ortak veriyle hareket etmesi şart, aksi halde bu sorun tekrar eder ve etki alanı giderek genişler müdahale her yıl daha da zor hale gelir. Çözüm ancak uzun vadeli, koordineli ve bilimsel temelli bir yaklaşımla mümkün olabilir.” ifadelerini kullandı. 

 


ARŞİV