Haftalık Bağımsız Gazete 18 Kasım 2017

Yüzdük yüzdük ama başındayız


Bağış ERTEN

Bağış ERTEN

Okunma 09 Kasım 2017, 14:41

Bir haberle açalım yazıyı. Gazete Kadıköy’de de rastlamış olabilirsiniz. Acıbadem’de Kadıköy Belediyesi bir yüzme havuzu açtı. İçinde eğitimlerin de verildiği havuz yarı olimpik ve üstü açılır kapanır bir şekilde tasarlanmış. Buraya kadar sıradan bir haber gibi görebilirsiniz bunu. Belediye bir havuz açmış. Eee?

Öyle değil. Konu yüzme olduğunda hiç değil. Türkiye’nin belki de en başarısız olduğu olimpik spor branşından bahsediyoruz.  Malum, olimpiyatların üç incisi var: Atletizm, yüzme ve jimnastik. Bunlar bir yana diğerleri bir yana. Atletizmde biraz ‘ilaçlı’ ve devşirme bir tarihimiz söz konusu ne yazık ki. Doping cezaları, başka ülkelerde yetişmiş sporcular üzerinden bu alanda tartışma çok. Ama en azından unutulmayan atletizm anları var hayatımızda. Sonuçta üç madalyamız duruyor cebimizde. Hayır elimizden alınanlardan bahsetmiyorum. Ruhi Sarıalp, Eşref Apak ve Copello Escobar’ın madalyaları hâlâ müzelerde. Jimnastik ise zor bir spor. Yetiştirmek kolay değil. Buna rağmen hamleler de yok değil. Göksu Üçtaş, Tutya Yılmaz son yıllarda umut dolu başarılara imza attılar.

Ama yüzmede durum başka. Bırakın madalyayı, henüz Olimpiyat finalinde son sekize kalabilmiş sporcumuz yok. Hatta son umudumuz (gençlerde dünya şampiyonu olan Ukrayna kökenli) Victoria Zeynep Güneş yarı final yüzdü diye nasıl da sevinmiştik. Durum o derece vahim. Eski federasyon büyük bir gazla Michael Phelps’in meşhur antrenörü Bob Bowman’ı getirmişti. Turkcell büyük paralar döktü. Devamı gelmedi. Bowman gitti, hedefler yarım kaldı. Çünkü yüzme sporu gazla çalışmıyor. Uzun yıllar emek gerektiriyor. Bakalım bu emeği harcayacak bir zaman bulan olacak mı?

Peki bunların Kadıköy’le ne ilgisi var? Çok! Yüzmenin ‘başkentlerinden’ biri Kadıköy. Hem Fenerbahçe’nin hem de Galatasaray’ın Fenerbahçe Burnu’nda havuzu var. Üstelik yan yanalar. Kalamış tarafından bakınca bayraklarının yan yana dalgalandığını görmeniz mümkün. Belki de bu ülkede bir arada durabildikleri tek yer orası. Çünkü oranın atmosferi, kültürü bu!

“Üç tarafı denizlerle çevrili ama yüzücü yok” cümlesini sarf etmeyelim boşa. Yüzücü yetiştirmenin ana şartı deniz değil, havuz olması. Ve yüzmenin koşulları ve standartları o kadar zor ki, harcanması gereken o kadar çok çaba gerek ki, bugünden yarına kolay kolay yüzücü yetişmiyor.

Düşünün, tarihin en büyük yüzme ekollerinden biri olan Avustralya bile dibe vurabiliyor bu sporda. 2012 Londra Olimpiyat Oyunları’nda dağıldılar ve şapkayı öne koyup düşünmeye başladılar. Onlar yüzmenin referans ülkelerinden biri ama hâlâ ayağa kalkmakta zorlanıyorlar. Bir zamanlar Ian Thorpe, Grant Hackett, Eamon Sullivan, Stephen Rice gibi rekortmenler artık yok ve ne yapacaklarını kara kara düşünüyorlar.

O yüzden yüzmede her hamle önemli. Her tesis, her eğitim, her girişim taş taş üstüne koymak demek. Üstelik şunu biliyor musunuz? Doğumunuzdan itibaren, ölene dek başka yapabileceğiniz spor da yok. Bu ülkeden senede her yıl 1000 kişi boğulurken, plajlarda izdiham yaşanırken, Adana’da gençler kanallarda yüzme öğrenirken, Konya’da canavar gibi sporcular yetişebiliyorken, yüzmede bu kadar geri kalıyor olmamızın bir bahanesi olamaz.   

Acıbadem’de yeni bir yüzme salonu varken, Kadıköy yüzmeye bu kadar müsaitken değerlendirmek lazım. Öyle değil mi?

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.