Haftalık Bağımsız Gazete 21 Ocak 2021

Yeni karantina: Belki yeni bir sen


Melis DANİŞMEND

Melis DANİŞMEND

Okunma 19 Kasım 2020, 18:24

17 Kasım 2020, saat 18.16. Yaklaşık bir saat sonra yeni bazı kararlar açıklanacak. Mekânların ve tüm hayatın kapanması, bazı şeylerin eskisi gibi yapılamayacak olması söz konusu. Ve hatta sokağa çıkma kısıtlamalarının gündeme gelmesi. Aylar sonra, daha önce bu yılın bahar aylarında tecrübe ettiğimiz bir süreci tekrar yaşayacağız gibi görünüyor. Ve ne kadar devam edeceği hiç belli olmadan. 

Hayatımıza giren ve her şeyi alt üst eden bu virüs ve süreçle ilgili sanırım konuşulmamış hiçbir şey kalmadı. Ekranlarda, gazetelerde, sosyal medyada, sofralarda, sohbetlerde, telefonlarda, her yerde her şeyi konuştuk. Belki yüzlerce, binlerce kez haber okuduk, dinledik, izledik, düşündük, korktuk, kızdık, üzüldük. Hissetmediğimiz duygu kalmadı. Sanırım. 

Bugün annem, gösterdiğim maskeli bir fotoğrafıma bakıp, “Acaba ileride bu halimize gülebilecek miyiz?” diye sordu. “Bilmiyorum” dedim. Öyle olacağını düşünmek istiyordum ama olan bitene bakınca emin de değildim. Yeni kararların arifesindeyken, hayatımız riskteyken, belki potansiyel taşıyıcıyken, büyük kayıplar verirken, hayatlarımız, işlerimiz, ilişkilerimiz, her şeyimiz giderek kısıtlanacakken olumsuz şeyler yazmak istemiyorum. Bu kara tabloda olabilecek en olumlu şeyi yazmaya çalışmak istiyorum. Basit şeyleri. Basit şeyler en derin duyguları silip süpürür diyerek. Bunu bilen, öğrenen, uygulayan (ama aslında şüphe eden) biri olarak denemek bir ihtimal doğurur diyerek. Başlıyorum:

Yeni albümlere zaman ayırın: Eskiler, yeniler, arada kaynamışlar, hiç bilmedikleriniz… Müziğin ayağınıza gelmesini ya da belli yaşlarda dinleyip sonra bırakılan bir ‘gençlik hevesi’ olmasını beklemeyin. Klasik rock’lar, Türk sanat müziği, caz, türküler, 70’ler Türkçe popu ve hatta gerçekten hiç tarzınız olmayan bir albümü baştan sona etüt etmek. Bıkmayın, üşenmeyin, bir sonraki şarkıya geçmeyin. Bence bu belirsiz süreç müzik zevkinizi geliştirmek için en doğru zaman.

Sürükleyici bir kitap bulun: Kendimden de biliyorum; bu süreçte odaklanmak, satırlarla dost olmak çok zor, çok. Bir satırı 32 kere okuyup hala anlayamadığım günler daha hemen şurada yanı başımda duruyor. Soldaki bir sayfayı okurken aynı sayfada hayatımın geçmişini, geleceğini, tüm iniş çıkışlarımı, kırdığım ve beni kıran insanları bulmam, onlarla hesaplaşırken beynimde evirip çevirdiklerim yüzünden kafamı sayfanın solundan sağına geçirememem ve bu yüzden boynumun tutulacak kıvama geldiği günler… Hepsi hemen şu köşede. Olsun. Bu yeni karantina bana bir şeyler öğretecek. Öyle hissediyorum.

Bir elişi öğrenin: Kişiden kişiye değişir ama insanın zihnini -bir çocuğu oyalamak misali- en güzel oyalayan şeylerden biri kesinlikle elişi. Geçen gün satın aldığım basit bir konfeksiyon askısının montajını yaparken buna bir kez daha emin oldum. İnsanın elleri bir şeyle ilgilenirken zaman duruyor. İster yemek yapın, ister resim; marangoz işleri ya da ne bileyim bir tür çizim. Hiç kabiliyetim yokken zamanında bazen bir figür çizerdim ve iyi olduğunu düşünürdüm (değildi). Bazen onun güzel olduğuna inanmak bile iyi gelirdi. İşte öyle basit bir şey bu elişi.

Klasik dizileri tamamlayın: Geçen karantinada Friends’i 30. kez izleyen biri olarak bu sefer daha önce baştan sona izlemediğim birkaç diziye öncelik vereceğim. Mesela The Sopranos, mesela bölük pörçük izlediğim ama ona rağmen hayran olduğum (hele ki son bölümüne) Six Feet Under… Yeni dizileri söylemiyorum bile. Onları hap gibi yuttunuz, yutarsınız diye düşünüyorum. 

Biyografi okuyun: Bir Wikipedia müdavimi olarak beni en çok oyalayan şeylerden biri, hayatını yoktan var eden, kocaman eden insanların hangi mahalleden çıkıp nereye doğru ilerlediğini görmek. Hayatının başlangıcı, geçtiği yollar ve bu hayata nasıl tutunduğu. İlham almak bazen sadece bazı basit satırlarda duruyor.

Anlayamadığınız bir şeyi anlamaya çalışın: Canınızın sıkılması pahasına. Bir insanı. Bir olayı. Bir anıyı. Bir kavramı. Belki bir davayı. Hiç düşünmediğiniz kadar karşınızdakinin sözlerini anımsayın. Biraz çaba sarf edin. Belki hiç bilmediğiniz biri sizin kurtarıcınız ve hatta en büyük yıldızınız olur. Yolunuzu kaybettiğinizde.

Saat 20:00. Biraz önce yeni kararlar açıklandı. Hiçbir şeyi tam olarak anlayamadım. İlkokulda bir havuz problemi çözmeye çalışırken ve asla çözemezken anneme şöyle demiştim, “Anne ben bu havuzu niye anlamaya çalışıyorum? Anlamak istemiyorum.” Annem sadece çözmem gerektiğini söylemişti. Daha fazlasını sorgulamam anlamsızdı. Maalesef öyle gerekiyordu. 

Bugün yine hiçbir şey anlamıyorum. Hayatlarımız, yakınlarımız, işlerimiz, her şeyimizin riskte olduğu bir dönemde olabilecek en pembe gözlüğü takmaya çalıştım bugün. Hayata tutunmanın yolunun yeni bir şeyler keşfetmek, merak etmek, yeni biriyle tanışmak, onun sözlerinden ilham almak, bazen de her şeyi boş viteste bırakmak üzerine kurulu olduğu bir an bu. Umarım her şey hiç görmediğimiz bir gün kadar güzel olur. O hiç görmediğimiz gün güneşin bir küçük kasabada denize doğru batışı kadar normal ve inanılmaz olur. Bazen güneşin batışı bir umut olur.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.