Haftalık Bağımsız Gazete 28 Ekim 2021

Yazılar bitti, müziklere yolculuk…


Melis DANİŞMEND

Melis DANİŞMEND

Okunma 17 Eylül 2021, 09:14

Yazıma reklamlarla başlamış olacağım ama ilk kitabımın son sayfasını geçen pazartesi bitirdim ve Can Yayınları bünyesindeki Mundi Kitap’ın ellerine teslim ettim. Kafamda uzun zamandır kesilmeyi bekleyen en uzun kurdeleyi kesmiş olmanın verdiği hafiflik ve sevinç bana bir tür ‘tatil ruhu’ yaşatırken, yaz başından beri aynı anda birkaç iş yaptığımdan, artık kitap harici görevlerime hakkıyla odaklanmanın ve elbette müziğe daha çok zaman ayırmanın vakti geldi diye düşündüm. Pandemi sürecinde zaten ister istemez müziğe ara vermiştim/vermiştik sektör olarak ama ben bir yandan da yoğun bir yazma sürecinde olduğumdan, çok fazla konserlere yoğunlaşamamış, bunu sonbahar-kış aylarına bırakmıştım. Bir yandan da kendime Spotify’da hazırladığım ‘Kitap Yazarken’ adlı bir listeye gömülmüş olduğumdan ve aynı listeyi dönüp dönüp dinlediğimden, yeni çıkan ne varsa onlardan uzak kaldığım bir dönem geçirdim.

Şimdi son dönemde hayatımda çok yer kaplayan kitabımla vedalaşmışken (bu da doğruya doğru beni biraz üzüyor, alışmıştım baş başa geçirdiğimiz günlere) kafamı bir kaplumbağanın kabuğundan çıkarması misali sağa sola döndürerek etrafta neler olduğunu iştahla anlamaya çalıştığım günlere geçiş yaptım.

İlk durağım, tanıdığım en sadık Iron Maiden hayranlarından biri olan yazar Doğu Yücel’in bir paylaşımından haberdar olduğum Senjutsu adlı yeni Iron Maiden albümüydü. Altı yıl aradan sonra çıkan albüm elbette grubun sadece fanları değil, rock dinleyicileri arasında da heyecan ve merak uyandırıyor. Doğu affetsin, Wasted Years, Fear of the Dark, The Trooper gibi sevdiğim şarkıları dışında sadık bir dinleyicileri olmasam da, soluğu hemen Spotify’da ve aynı anda Ekşisözlük’te aldım. Bir yandan çok beğendiğim bu albümü dinlerken diğer yandan Senjutsu hakkında girilen entry’leri okumaya başladım. Metal müzik dinleyicisinin en sevdiğim özelliklerinden biri, dinledikleri müziği enine boyuna incelemeye ve tartışmaya duydukları sevda. Yani müziğin arka planında dönen sadakat, aşk, yorum ya da tartışmalar kimi zaman benim daha çok ilgimi çekiyor. Ekşisözlük’te o kadar detaylı, teknik ve müzik dergilerinde yayımlanıp iştahla okuyabileceğiniz kalitede yazılar var ki, bilgilenip şaşırmaktan kahkaha atmaya kadar değişik bir skalada tepkiler verdim okurken. Bu arada zamanında ben 10, Iron Maiden hayranı kuzenim 15 yaşındayken, odasından yayılan ‘aşırı sert’ müziğin yıllar sonra bugün son derece melodik gelmesi de tuhaf bir zaman oyunu gibi.

Gördüğüm en üretken müzisyenlerden biri olan Doğan Duru’nun (Redd) yeni single’ı T’araf, kaç zamandır dinlemek istediğim bir şarkıydı. Sözü, müziği ve düzenlemesini 24 saat içinde bitirmiş Doğan. Yine melankoli ve melodi açısından zengin bir iş. Spotify’da oradan oraya atlarken karşıma çıkan Anıl Bayraktar’ın Kaan Boşnak’ın da (Yüzyüzeyken Konuşuruz) eşlik ettiği şarkısı Katıydı Buharlaştı ise tam sonbaharda havalar hala güzelken düzenlenen bir festivalde dinlenecek, “Festival olsa da gitsek!” dedirten bir şarkı.

Instagram’da takipte olduğum ve ilk albümünü çok beğendiğim Billie Eilish’in bilhassa yeni sarı saçları sebebiyle daha yayınlanmadan ilgi uyandıran albümü Happier Than Ever’a kulak kabartmak istiyordum, oraya geçtim. İşin doğrusu Eilish’in abisi Finneas ile evlerinin küçücük odasından çıkardıkları işleri çok yaratıcı buluyorum fakat bu albüm bende bir ‘tekrar’ duygusu uyandırdı. Yine de giderek açılan bir albüm ve NDA, Happier Than Ever gibi tekrar dinlemek isteyeceğim şarkılar var. 

Spotify gezintilerimden bahsediyorum ama esas geleceğim yer bir canlı performans. Kitabımın son sayfalarını yazarken gittiğim bir konser. Hayatımda hiç Sertab Erener konserine gitmediğim için, kendisinin Bodrum Antik Tiyatro’ya geleceğini duyduğumda soluğu orada aldım. Sesinin muazzamlığı ve profesyonelliği ile ilgili ekstra bir şey yazmayayım, bu zaten 2 + 2 = 4. Benim esas ilgimi çeken, Erener’in 30 yıllık kariyerinde sırtını güvenli limanlara yaslamadan sürekli yeni şeyler üreterek güne uyum sağlamadaki çabası. Her Dem Yeşil adını verdiği bir seriyle eski hitlerini bambaşka düzenlemelerle dinleyiciyle buluşturuyor mesela. Sakin Ol’un rap versiyonu çok iyi. Erener’in sahnede diğer pop sanatçılarına göre daha rock alt yapılı bir sound’u var ama konserin ortalarında Zor Kadın, Kumsalda gibi şarkıların da içinde yer aldığı potpuride daha popa kayıyor ve izleyici çılgınca eğleniyor. Hele ki, Zor Kadın şarkısında eşlik etmeye çekinen erkek seyircileri maç tezahüratı benzetmesiyle haykırtması beni epey güldürdü. 

Jean, ceket ve topuklu botlardan oluşan cool kıyafeti ve sahnenin dört bir köşesinden seyirciye seslenip hiç durmadan dans etmesiyle unutulmaz bir konser yaşattı. Sahnede izlemenizi öneririm.

Dedim ya, artık daha çok müzik zamanı. Ben yeni şarkılar dinlemeye, kendimi beslemeye ve elbette müzik yapmaya devam edeceğim sonbahar itibariyle. Sırada yeni yayınlayacağım bir şarkı ve belki de şarkılar olacak. Yeni mevsim, yeni işler, yeni hedefler. Güzel bir sonbahar yoğunluğu… 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.