Haftalık Bağımsız Gazete 19 Ekim 2021

Tarih Yazan Kadınlar-Leyla Saz

Basında eskiden çokça rastladığımız ‘arka sayfa güzeli’ geleneğini geri getiriyoruz ancak büyük bir farkla! Alanında ilk’lere imza atmış, ‘kadınlar yapamaz’ denilen mesleklerdeki cinsiyetçi kalıpları kırmış, cesur ve azimli kadın kahramanları tanıtacağız size. Onlar, bizlerle bu topraklarda yaşadı, mücadele etti ve başarılar kazandı. Lakin erkek egemen tarih anlayışı çoğunlukla onları yok saydı. Bu kadınları tarihin tozlu sayfalarından çıkarıp, kamuoyunun yeniden dikkatine sunmayı hedefliyoruz. Buyurun tarih yazan kadınların öykülerine…

Tarih Yazan Kadınlar-Leyla Saz
Semra ÇELEBİ

Anılarını yayımlayan ilk Müslüman kadın yazar, şair, besteci: Leyla Saz

Leyla Hanım adıyla da tanınan Leyla Saz, 1850’de İstanbul’da doğdu. Osmanlı’nın önemli devlet görevlilerinden İstanbul şehremini, doktor, sağlık bakanı, şair İsmail Hakkı Paşa ile Nefise Hanım’ın kızıdır. Babasının görevi dolayısıyla çocukluğunun yedi yılı (1854-61) sarayda geçti. Dört yaşında kardeşi Fatma ile Sultan I. Abdülmecit’in kızı Münire Sultan’ın yanına nedime (sohbet arkadaşı) olarak verildi. Sarayda Münire Sultan’la birlikte öğrenim gördü ve dönemin tanınmış hocalarından aldığı özel derslerle yetişti. Arapça ve Farsça öğrendi. Alaturka müzik eğitiminin yanı sıra, Batı kültürü anlayışıyla ilk piyano dersi alanlardan biri oldu.

Sultan I. Abdülmecit’in ölümü üzerine I. Abdülaziz tahta geçince, babası görevinden alınmış, Leyla Hanım da bu nedenle 11 yaşındayken saraydan ayrılmıştı. Ancak harem yaşamına yakından tanık olma fırsatı bulmuş olması nedeniyle; sarayla, padişahla, hanım sultanlarla ilgili çokça izlenim edinmişti. Güçlü bir edebiyat öğrenimi görmüş olması da güfte yazarlığı ve besteciliğine yeterli bir altyapı hazırladı. Tanzimat, Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinin üçünü de yaşayarak toplumsal değişmelere tanık olması onu duyarlı, yetenekli bir kadın yazar olarak ortaya çıkardı. Edindiği bu birikimle yaşadıklarını ustalıkla yazdı.

19 yaşındayken devlet görevlisi, şair ve hattat Giritli Sırrı Paşa ile evlenen Leyla Saz, eşinin görevleri nedeniyle Anadolu, Bağdat ve Balkanlar’da yaşadı. Dört çocuğu oldu: Yusuf Razi Bel (İşgal yıllarında İstanbul’un belediye başkanı ve fotoğrafçı), Nezihe, Ferihe, Mehmet Vedat Tek (Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın öncülerinden ünlü mimar Ankara Palas, Sirkeci Büyük Postanesi gibi önemli eserleri var).

ANI YAZARI LEYLA SAZ

Leyla Hanım, çağdaşı Şaire Nigar ile birlikte Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk Müslüman kadın anı yazarıdır. Ancak Şair Nigar’dan en önemli farkı, bu anılarını henüz hayattayken yayımlatmış olmasıdır. “Harem ve Saray Adatı Kadimesi” ismini verdiği, saray çevresini ve adetlerini anlatan anıları ile ünlenmiştir. Haremdeki yaşantı hakkında Osmanlı kaynaklarından bilgi bulmak zordur. Çünkü harem ve haremde olup bitenler, Osmanlı sosyal yaşamında “yasak bölge” olarak kalmıştır. Bu nedenle bir çok yerli ve yabancı yazar tarafından yazılanlar daha çok hayallerle şekillenmiştir. Leyla Saz’ın hatıraları ise saray ve harem hayatı hakkında daha çok gözlemlere dayanan çok önemli bir kaynaktır. Leyla Hanım’ın anıları, harem ve 19.yy’daki Osmanlı kadın hayatı konusunda gözleme dayalı tek kaynaktır. Anılarını 70 yaşında kaleme alır ve hiç bir ayrıntıyı ihmal etmez. Osmanlı harem hayatını ve imparatorluğun son döneminde kadınların yaşamını anlatan anıları değişik dillere çevrilir ve büyük ilgi görür.

Leyla Saz anılarında, 4 yaşından 11 yaşına kadar Çırağan Sarayı'nda yaşarken yaptığı gözlemlerini ve yaşamının diğer evrelerindeki deneyimleri anlatır.

Kitabın birinci bölümü, Çırağan Sarayı'ndaki sosyal yaşamı çeşitli açılardan tanımlayan konulara ayrılmıştır: Sarayın döşeniş şekli, saraydaki dans ve müzik dersleri ve şehzadelerin eğitimlerinin içeriği, eğlenceler, yemekler, sultanların düğünleri, sarayda Ramazan ayı ve bayram kutlamaları adetleri ve sarayda yaşayanlar için kurulmuş sağlık sistemi gibi konular hakkındaki detaylı bilgileri içerir.

İkinci bölüm, Leyla Saz'ın tanık olduğu Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemi olan 1800'lü yıllardaki kadın giyim ve modası, İstanbul'un eski gezi yerlerinden kadınların nasıl yararlandığı, evlenme gelenek ve görenekleri, gelin-kaynana ilişkileri ve kadınlarla ilgili özdeyişlerin de dahil edildiği sosyal ilişkilerle ilgili etnolojik bilgileri içerir.

Leyla Saz, anılar kitabının son bölümünü, önce babasının ve daha sonra eşinin görevleri dolayısıyla uzun süre kalmış olduğu Girit ve Prizren kentlerindeki sosyal yaşam ve siyasi olaylar hakkındaki incelemelerine ayırmıştır.

Leyla Saz, Harem ve Saray Adatı Kadimesi adlı anı kitabını İstanbul'un işgal yılları olan 1920-1921 yılları arasında, Harem-i Hümayun ve Sultan Sarayları başlığını vererek önce Vakit Gazetesi'nde, daha sonra da 1925'de Le Harem Impérial et les Sultanes au XIXe siècle adıyla Fransızca olarak Paris'te yayımlamıştır.

Leyla Saz'ın ölümünden sonra, kitabın adı tekrar değiştirilmiş ve “Haremin İçyüzü” ismiyle 1974 yılında yeniden basılmıştır.

Leyla Saz'ın anılarının, bestelerinin ve şiirlerinin çoğu Bostancı'daki köşkü yandığı zaman kaybolmuştur. Leyla Saz'ın yayımladığı anıları, yangından sonra tekrar yazdıklarıdır.

ŞAİR LEYLA SAZ

Leyla Saz'ın şiirlerine ilk kez yer veren yayın organı, 1887 yılında yayın hayatına başlayan Mürüvvet adlı kadın dergisidir.

Orijinal metin:
Kıl meclisi âmâde ne derlerse desinler
İç dilber ile bâde ne derlerse desinler.

Alemde nedir farkı bana medh ile zemmin
Sağ olsun ahibbâ da ne derlerse desinler.

Günümüz Türkçesi ile:
Aldırma buluş sevdiğinle,
Çıkar keyfini birlikteliğin, ne derlerse desinler.

Övgüye de, yergiye de aldırmam
Dostların canı sağ olsun, ne derlerse desinler.

Leyla Saz, şiirlerini topladığı Solmuş Çiçekler adlı şiir kitabı 1928 yılında dostu Abdülhak Hamit'in önsözüyle eski Türkçe harflerle yayımlamıştır. Aynı kitap daha sonra 1996 yılında oğlu Yusuf Razi Bel tarafından Leyla Saz'ın fotoğrafları ve el yazısı örnekleriyle zenginleştirilerek Latin alfabesine aktarılarak tekrar basılmıştır.

YAZAR LEYLA SAZ

Leyla Saz, 1895'ten 1908'e kadar 612 sayıyla en uzun süreli çıkan kadın dergisi ‘Hanımlara Mahsus Gazete’nin yazı kadrosunda aktif rol almıştır.

Hanımlara Mahsus Gazete, dönemin diğer kadın yazarları yanında Şair Nigâr'ın eserlerinin de tanınmasında rol oynamış ve bu dergi bünyesinde Hanımlara Mahsus Gazete Kütüphanesi kurularak aralarında Şair Nigâr'ın da bulunduğu Makbule Hanım, Fatma Aliye Hanım, Fatma Fahrünnisa'nın kitaplarının basımı ve satışı yapılmıştır.

BESTECİ LEYLA SAZ

Leyla Saz çeşitli makam ve usullerde 200 kadar şarkı bestelemiştir. Bestelerinin bir kısmı konağındaki yangın nedeniyle kaybolmuştur. Günümüze ulaşan eserlerinin sayısı 52'dir.

Leyla Saz bestelerinin sözlerinin çoğunu kendisi yazmıştır. Diğer bestelerinde ise dostları Süleyman Nazif, Recaizade Mahmud Ekrem Bey, Yaşar Şadi, Nabi-zade Nazım, Samih Rıfat, Arif Hikmet Bey ve Şair Nigar Hanım'ın şiirlerini kullanmıştır.

Besteleri arasında, “Mani oluyor halimi takrire hicabım” adlı tanınmış şarkı da yer alıyor.  Leyla Hanım, klasik eserlerin besteleri dışında, özellikle Cumhuriyetin ilk yıllarında çok sevilmiş olan ve Kurtuluş Savaşı yıllarında ünlenen “Yaslı Gittim Şen Geldim, Aç Koynunu Ben Geldim” marşının da bestecisidir.

Leyla Hanım, 1934'te Soyadı Kanunu'nun çıkmasından sonra “Saz” soyadını almıştır. Bu soyadını almasının nedenini ise, “kendimi bildim bileli günüm müziksiz geçmedi” ifadesiyle açıklamıştır.

BOSTANCI’DAKİ KÖŞKÜYLE ESERLERİ DE YANDI

Eşinin ölümünden sonra tekrar İstanbul’da yaşamaya başlayan Leyla Hanım’ın Bostancı’daki köşkü adeta bir sanat evi gibidir. Ancak yazdıkları, şiirleri ve bestelerinin de içinde bulunduğu bu köşk işgal yıllarında çıkan bir yangında kül olur. Sonradan, hatırladıklarını yeniden kağıda döker. Leyla Saz yangını ve kaybını bir şiirinde şöyle anlatır:

Yandı köşküm pılım pırtım bucağım

Söndü hiç tütmemek üzre ocağım

Heder oldu çekilen bunca emek

Ne evim kaldı, ne bahçem, ne çiçek

Ne sazım kaldı, ne nağmem, ne nota

Ne masam kaldı, ne minder, ne oda

Ne kalem kaldı, ne defter, ne kitap

Her ne yazdımsa bütün oldu yebab

Bir ağızdan ederek hep feryad

Elbet etmişler idi istimdat

Yandı mahvoldu bütün asarım

Varmış oğlumda biraz eşarım

(…)

Yapılsa ev alınır hepsi yine

Konmaz asar-ı güzidem yerine

Başka hepsindeki his, vak’a, hayal

Şimdi tekrarı ise emr-i muhal

(…)

Aradım, topladım ettim itmam

Bende mevcut idi mevcut makam

Deyiverdim hem bu imiş hükm-i kader

Gam da elbet ömrüm gibi elbet geçer.

“ŞİMDİ ÖLGÜN, KIRIK BİR SAZ OLDU”
Leyla Saz, 6 Aralık 1936 tarihinde, 86 yaşında, damadı Mehmet Ali Ayni’nin Kızıltoprak’taki evinde hayata gözlerini yumar.
Ölümünden bir gün sonraki, 7 Aralık 1936 tarihli Cumhuriyet gazetesi “86 yaşında ölen şaire, münevver ve güzide bir Türk kadını idi” başlığını atar. Yine aynı gazetenin iç sayfalarında ise haber, “Leyla Saz da; Şimdi ölgün bir saz, kırık bir saz oldu” başlığıyla yer alır.

BESTEKÂR LEYLA SOKAK

Leyla Saz’ın adı, bir Kadıköylü sanatçı olarak, ömrünün son yıllarını geçirdiği Kızıltoprak’taki sokağa verilmiştir. Özenç Sokak’ın sonunda Fahrettin Kerim Gökay Caddesi’ne paralel yoldaki “Bestekâr Leyla Sokak”, sanatçının izlerini günümüze taşımaya devam ediyor.

Kaynakça:


Etiketler; #leyla saz

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.