Haftalık Bağımsız Gazete 26 Temmuz 2021

TARİH YAZAN KADINLAR-8

Belkıs hanım bundan bir asır evvel niye 'uçakla uçan ilk Müslüman Türk kadını' oldu? Kiminle, nerede, ne zaman, nasıl uçtu?

TARİH YAZAN KADINLAR-8
Gökçe UYGUN

Basında eskiden çokça rastladığımız ‘arka sayfa güzeli’ geleneğini geri getiriyoruz ancak büyük bir farkla! Alanında ilk’lere imza atmış, ‘kadınlar yapamaz’ denilen mesleklerdeki cinsiyetçi kalıpları kırmış, cesur ve azimli kadın kahramanları tanıtacağız size. Onlar, bizlerle bu topraklarda yaşadı, mücadele etti ve başarılar kazandı. Lakin erkek egemen tarih anlayışı çoğunlukla onları yok saydı. Bu kadınları tarihin tozlu sayfalarından çıkarıp, kamuoyunun yeniden dikkatine sunmayı hedefliyoruz. Buyurun tarih yazan kadınların öykülerine…

Uçağa binen ilk Müslüman Türk kadını; Belkıs Şevket

Belkıs Şevket hanım, bundan tam 108 yıl evvel ‘ilk kadın teyyare uçak yolcusu, ilk defa uçan Türk kadını’ oldu. Kadınların ve çocukların eğitilmesi, kadın haklarının gündeme getirilmesi, Osmanlı Ordusu’na bir uçak hediye edilmesi gibi önemli çalışmalarda bulunan bir aktivist olan Belkıs Şevket’in uçuşu Müslüman Türk kadınına örnek olması ve dönemindeki kadın uyanışına temsil olması açısından mühimdi. Bir nevi ‘Osmanlı’nın ilk feminist eylemi’ni yapan bu hanımefendi neden uçtu? Belkıs Şevket Hanım’ın tayerânına (uçuş) detaylı bakalım…

NEDEN UÇTU?

İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra, İstanbul'da bazı Türk kadınları 1913 yılında Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-ı Nisvan Cemiyeti'ni (Kadınların Haklarını Savunma Derneği) kurmuşlardı. Belkıs Şevket Hanım da bu derneğin etkin bir üyesiydi. Dernek, bir de ‘Kadınlar Dünyası’ dergisini çıkartıyordu. Yaşadığı döneme kıyasla iyi eğitim almış, oldukça modern ve yenilikçi bir kadın olan, çocuk terbiyesi ve müzik öğretmeni Belkıs hanım da ‘feminist gazete ve dergilerin büyükannesi’  olarak kabul edilen bu derginin yazarlarındandı.

O günlerde, Osmanlı kadınları, Avrupa’da tayyareciliğin gelişmesi ve bu gelişmede kadınların da yerini almasını örnek alıyordu. Dergideki bir yazıda, bu konuda “Biz Osmanlı kadınları Avrupa’daki hemcinslerimizin bu muvaffakiyetlerini uzaktan seyrederek müteessir oluyorduk. ‘Biz niçin yapmıyoruz, yapamıyoruz?’ diyorduk.” ifadesi kullanılmıştı. İşte tam da bu süreçte medeni cesaret örneği gösteren Belkıs Şevket, tayyareye binmeye talip olmuştu.  Tayyare Mektebi Müdürü Ali Hamdi Veli’ye başvuruldu. Kendisi bu isteğe cevabı olumlu cevap vermekle birlikte, I. Kolordu’dan  izin belgesi almaları gerektiğini söyledi.  I. Kolordu Kumandan Vekili Ahmet Cemal Bey’den izin çıkması üzerine uçuş yeri Ayestafenos (Yeşilköy) Havacılık Okulu olarak seçildi. Tarihi ise Pazar gününe denk gelen, 12 Aralık 1913 olarak belirlendi. Ancak hava muhalefeti olursa uçuşun bir gün sonraya erteleneceği de belirtildi.  Nitekim yağmur nedeniyle uçuş 13 Aralık’ta gerçekleşti. (Kimi kaynaklarda bu tarihler 30 Kasım Pazar ve 1 Aralık Pazartesi olarak geçiyor)

“ŞARKTA BİR OSMANLI İSLAM KIZI…”

Bu tarihi gün kayıtlara aşağıdaki şekilde geçmişti: “İşte bu suretle bir Osmanlı kızı mazinin bıraktığı korkaklığı kahrederek tayyare ile yarınki Pazar günü, hava müsaade etmediği halde pazartesi günü velhasıl bu hafta zarfında Ayestefanos’ta birçok hanımların huzuruyla tayyare mektebi sahasından tayerân edecektir. İlk büyük muvaffakiyeti şarkta bir Osmanlı İslam kızı gösterecektir.”

“HÜZNÜMÜ SUAL ETMEYİNİZ”

Belkıs Şevket, uçuş öncesi şunları yazmıştı: “Sabırsızlıkla Pazar gününü bekliyor ve daima yazı odamdaki barometreye bakıyordum. Of, barometre düşüyordu. Evet, birkaç saat sonra şiddetli lodosla yağmur yağıyordu. Artık hüznümü sual etmeyiniz. Pazar günü mütemadiyen denilebilecek derecede yağmur yağdı. Fakat barometre terfi ediyordu. Gece rüzgâr durdu, yağmur dindi... Ertesi günü düşünüp mutlu oluyordum.”

ALMAN GAZETECİ DE ORADAYDI

Beklenen gün geldiğinde Belkıs Şevket Hanım ve  cemiyet üyeleri, cemiyetin merkezi olan Sultanahmet Binbirdirek'te bulunan Kadınlar Dünyası'nın idarehanesinde buluşup, otomobillerle uçuşun gerçekleştirileceği Yeşilköy'e hareket ettiler. Otomobiller bir bayram kutlar gibi cemiyetin bayraklarıyla donatılmış ve tüm cemiyet azaları kırmızı beyaz kurdelalardan yapılmış rozetleri takınmışlardır. Bu güne şahit olmak isteyenler arasında, Almanya’nın en meşhur gazetelerinden birisi olan Berlinertageblatt’ın İstanbul muhabiri madam Odet Faldeman da vardı. Türk kadınının bu cesur girişimi sırasında yabancı bir gazetecinin hazır bulunması Avrupa basınının ve halkının bundan haberdar olması açısından önem arz ediyordu. 

( Belkıs Şevket’in, cemiyet üyeleriyle olan bu uçak önü hatıra fotoğrafı, -kimi kaynaklara göre- ‘bir kadın kadrajından çekilen ilk fotoğraf’tır. Fotoğrafı, Alman kadın muhabir Odet Faldeman çekmiş olabilir.)

“KADINLIK CESUR OLMALI”

Heyet ve Belkıs Şevket Hanım, dinlendikten sonra uçuşun gerçekleştirileceği “Osmanlı” isimli Deperdussin tipi uçağın yanına geldiler. Bu, Sultan Reşad’ın orduya hediye ettiği, II. Balkan Savaşı’na katılan ve ilk kurşunu yiyerek gazi olan tayyareydi.  Burada bir fotoğraf çekildikten sonra Belkıs Şevket Hanım, babasının elini öpmüş ve alkışlar içinde uçağa bindirilmeden evvel, kadınlara “Kadınlık cesur olmalı, vatan-ı mukaddesemizi cesaret kurtarır. Kadınlık anca cesaretle tali eder” diye seslendi.

(“Belkıs Şevket Hanımefendi teyyare üzerinde îrâd-ı nutk iderken” (Kadınlar Dünyası dergisinden)

15 DAKİKALIK UÇUŞ

Belkıs Şevket Hanım’a pilotlara has bir kıyafet, başlık ve gözlük giydirilmişti. Daha sonra ‘Türk havacılık tarihinin ilk şehitlerinden’ olacak olan Fethi Bey pilot mahallindeki yerini, Belkıs Şevket de bir sandalye aracılığıyla uçakta kendisine ayrılan kısımdaki yerini aldı. Belkıs hanım bu şekilde etrafı gözlerken tayyarenin pervanesini bir askerin çeviriyor olduğu dikkatini çekmiş ve gemilerdeki gibi kendiliğinden hareket eden bir pervanenin yapılmasının mümkün olup olmadığını düşünmüştü. Tayyarenin pervanesi hızlanıp uçuşa hazır olduğu sırada, Fethi Bey son kontrolleri yaparak askerlere uçağı bırakma emrini vermiş ve 13.14’te yolculuk başlamıştı. Beyoğlu, Pangaltı, Hürriyet-i Ebediyye Tepesi, Boğaziçi ve Üsküdar üzerinden belli irtifada bir gezinti yapıp, Ayastefanos’a geri dönüldü. Tüm bu rota boyunca Belkıs Şevket Hanım, daha önceden hazırlanan ve Osmanlı sancağını anımsatan kırmızı beyaz kurdelalara sarılı kartları uçaktan fırlattı. 

UÇAK HEDİYE TALEBİ

Belkıs Hanım’ın uçmak istemesinin tek nedeni, şark kadınlarının garp kadınlarından geri kalmayacaklarını ispat etmek değildir. O, dünyada yaşanan gelişmeleri iyi takip eden bir aydın olduğu için, Osmanlı Ordusu’nun Trablus’taki hazin halinden rahatsız olmuş ve Osmanlı Ordusu’nun uçak ihtiyacına destek vermek istemişti. Dolayısıyla uçaktan attığı kartlarda aslında bir istek vardı: “Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-ı Nisvan Cemiyeti azasından ve Kadınlar Dünyası muhabirlerinden Belkıs Şevket; Osmanlı ve İslam kadınlığı namına havada tayerân (uçarken) ederken: Kadınlar Dünyası ismiyle muhterem ordumuza bir tayyare ihdasını (hediye edilmesini) bila tefrik-i cins ve mezhep (ırk ve mezhep ayrımı gözetmeksizin) Osmanlı kadınlığından bekler.”

Ancak Belkıs Şevket Hanım önderliğinde yapılan bu girişim, halk üzerinde bir heyecan ve yankı uyandırsa da yeterli miktara ulaşılamadığı için uçak alınamadı. Üç hafta süren kampanya süresince 2.622 kuruş toplanabildi. Ancak bu uçuş yabancı basında ilgi görmüş, uçuşu izleyen Alman muhabir Faldeman, ‘üzerinde dikkatle durulması gereken cesurca bir jest ifadeleriyle’ tabirini kullanmıştı.

 “RUHUM DAHA ÖTELERE GİTMEK İSTİYORDU”

Mutlu ve heyecanlı olan Belkıs Şevket Hanım uçuş esnasında gördüklerini ve hissettiklerini şu şekilde aktarıyordu: “Semalara doğru nuru hidayetle parlayan hilalli minareler şamdanlar içindeki mumlar gibi müşahede olunur. Ebniye ve emâkin fenni çocuk eğlencelerindeki küçük olur gibi nazara çarpıyordu. Sevimli payitahtımız semadan kuş bakışı görünüşü hakikaten pek güzeldi… O kadar süratli tayerân ediyorduk ki kartları attıkça kolumu yanıma getirmek için iyice müşkilat çekiyordum… Pervaneden sıçrayan benzin gözlüklerimin üstüne sıçrıyor, etrafımı görmek için bunları temizliyordum. Çünkü oturduğum yer makineye pek yakın idi. Vücuduma muhafazaten giydiğim dört tane yün fanila ile üşüyordum. Başım daha çok üşüyordu… Sefine-i havaiyemiz iniş ve kalkışlar yapıyordu. Bu esnada muvazeneyi bozmamak ehemmiyetlidir. İstanbul’dan ayrıldıktan beş on dakika sonra karargâha ulaşıldı. Yere nüzul ettiğimiz zaman gönlümde bir mahzunluk vardı. Kalbim, ruhum daha çok gezmek, hatta uzaklara, ötelere gitmek istiyordu.”

Bu yazıda Pamukkale Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr Umut Karabulut ve aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalı yüksek lisans öğrencisi Sema Doğan’ın, “İstanbul Semalarında Uçan İlk Türk Kadını:Belkıs Şevket Hanım” başlıklı makalesinden yararlanılmıştır.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.