Haftalık Bağımsız Gazete 05 Ağustos 2021

TARİH YAZAN KADINLAR-16

Basında eskiden çokça rastladığımız ‘arka sayfa güzeli’ geleneğini geri getiriyoruz ancak büyük bir farkla! Alanında ilk’lere imza atmış, ‘kadınlar yapamaz’ denilen mesleklerdeki cinsiyetçi kalıpları kırmış, cesur ve azimli kadın kahramanları tanıtacağız size. Onlar, bizlerle bu topraklarda yaşadı, mücadele etti ve başarılar kazandı. Lakin erkek egemen tarih anlayışı çoğunlukla onları yok saydı. Bu kadınları tarihin tozlu sayfalarından çıkarıp, kamuoyunun yeniden dikkatine sunmayı hedefliyoruz. Buyurun tarih yazan kadınların öykülerine…

TARİH YAZAN KADINLAR-16
Gökçe UYGUN

İlk Türkiye güzeli Feriha Tevfik

Feriha Tevfik Negüz, (d. 1910 - ö. 22 Nisan 1991), 1929 yılında Cumhuriyet gazetesinin düzenlediği yarışmayla Türkiye'nin ilk (resmi) güzellik kraliçesi seçildi.

Türkiye, 1929'da ülkenin en güzel kadınını seçmeye karar verdi. Hatta Atatürk'ün bu yarışmanın yapılması için emir verdiği söylenir. Aracılık edecek kuruluş ise Cumhuriyet gazetesidir. İlk duyuru oradan yapıldı. 4 Şubat 1929’da yayınlanan ilanda şöyle deniliyordu: "Bütün dünyada güzel kadınlar seçilir ve memleketlerinin güzellik kraliçesi intihap edilirken, bizim böyle bir kraliçemiz niçin olmasın? Türkiye'nin en güzel kadını acaba kimdir?"

İki gün sonra gerçek niyet açıklandı: ‘‘Türkiye'nin güzellik kraliçesini bulmaya karar verdik...’’ 16-25 yaş arasındaki ‘‘hanımlar’’ arasında ‘‘mühim ve ciddi’’ bir müsabaka yapılacaktır. Bir hafta sonra gazetenin sahibi ve başyazarı Yunus Nadi sütununu bu konuya ayırır. Bu arada güzellerin mayo ile jüri önüne çıkacakları, bunun ise ‘‘gayri ahlakî’’ olduğu yolunda eleştiri getirenlere de cevap verir.

“KADIN GÜZELLİĞİNDEN ERKEKLER ANLAMAZ!”

Aday fotoğraflarının aylar süren yayınlanışı ülkenin gündeminde ciddi bir yer buldu.  Fotoğrafların yanında bir yazışma sütunu ortaya çıktı. Örneğin bir kadın okur şöyle yazar: “Kadın güzelliğinden erkekler anlamaz!”

125 adayın fotoğraflarının yayınlanışı 21 Haziran 1929’da bitti. Sonra okurlar oy verdi. 1 Ağustos'ta açıklanan sonuçlara göre, 1121 oyla Muallâ Suzan birinci seçildi. Feriha Tevfik ise 721 oyla 11. sıradaydı. Gazete 400'ün üzerinde oy alan 48 yarışmacının büyük jüri önüne çıkmasına karar verdi. Yarışma Cumhuriyet gazetesinin üst katında yapıldı. 

Jüri, önce ilk sekiz adayı seçti. Ardından bu sekiz ismi üç defa oylayarak da yarışmanın birincisini seçti: Hicran Hanım. Evet, yarışma jürisi 2 numaralı Hicran Hanım’ı Türkiye’nin en güzel kadını seçmişlerdi ki; kendisinin evli olduğu anlaşıldı. Yarışma şartnamesinde adayların bekar olması gerektiğine dair bir madde vardı ve bu sebeple Hicran Hanım oylama dışı bırakıldı.

Hal böyle olunca adaylar bir kez daha jüri önüne çıktılar. Jürideki isimlerden Yazar Peyami Safa, adaylara hitaben, “Bu bir seçimden ziyade, kalplerimizle güzellikleriniz arasında çekilecek bir kuradır. Kazanamayanlar güzelliklerinden ziyade talihlerine küssünler” ifadelerinin yer aldığı kısa bir konuşma yaptı. Ardından adaylarla kısa sohbetler yapılarak konuşmalarına, seslerinin ahengine bakıldı ve tekrar bekleme salonuna geçtiler.

Cumhuriyet'e göre ‘‘Orta boylu, kıvırcık lepiska saçlı, altın gözlü, beyaz tenli, zarif endamlı, beyaz krep satenden bir elbise giymiş olan’’ Feriha Tevfik birinci seçildi. İkincilik Semine Nihat Hanım'a, üçüncülük ise (Melek Sineması'nda düzenlenen yarışmada birinci olan) Matmazel Araksi'ye verildi. 

“GALİBA İNSAN KITLIĞINDAN SEÇİLDİM”

Feriha hanım yıllar sonra o günü şöyle anlatmıştı: “Son defa beni salona sokarak masanın üstüne çıkardılar. Ne olduğunu anlamama vakit kalmadan Türkiye Güzeli seçildiğimi ilan ettiler. Tahmin edeceğiniz gibi, şaşkınlığım büyük oldu. Birden başım döndü ve kendimi kaybettim. 60 kişilik jüri heyetinin bu kararı oy birliğiyle verdiğini öğrenince şaşkınlığım büsbütün artmıştı. Nedense bu sıfata kendimi asla layık görmüyordum… O neticeye bugün bile hayret ederim… Galiba insan kıtlığında beni seçtiler.”

OYUNCULUK YAPTI

Kraliçe seçildikten sonra çeşitli filmlerde oynayan Feriha Tevfik'in ilk filmi Kaçakçılar'dı. Sonraları tiyatroda da yer aldı ancak 1939'dan sonra sahnelerden tamamen ayrıldı. Bu ayrılışın ayrıntıları üzerine pek konuşmadı, sadece kırgın olduğunu ve değerinin bilinmediğini söyledi: ‘‘Memleketime sahnede çalışarak faydalı olmayı düşünüyordum. Fakat Darülbedayiin iç yüzünü gördükten sonra yüreğim cız etti, ümitlerim kırıldı. Ben bu hayal kırıklığına bunca yıl dayandımsa, sade ruhumdaki sanat ateşi ile tahammül ettim. Lakin bütün fedakârlıklarıma rağmen, hiçbir zaman ne maddî, ne manevi bir karşılık bulmuş değilim.’’

Üç kez evlendi, 1955 yılında ölen üçüncü kocası olan ceza avukatı Sadi Rıza Dağ'dan tek çocuğu olan Atilla Germiyanoğlu dünyaya geldi. 22 Nisan 1991'de geçirdiği bir beyin kanaması sonucunda yaşamını yitirdi. Mezarı Kadıköy İçerenköy mezarlığındadır.

KADIKÖY SİNEMALARINA GİDERDİ

1988’de Gökhan Akçura'nın kendisiyle yaptığı görüşmede Feriha Tevfik, sinemaya küçük yaşlardan itibaren çok meraklı olduğunu söylemişti. Hafta sonları dadısıyla birlikte Kadıköy'deki sinemalara giderlermiş. O yıllarda en sevdiği oyuncular Rudolph Valentino ve Vilma Banke imiş. Sinema oyunculuğuna başlamasını ise şöyle anlatmıştı: ‘‘Güzellik yarışması için gazetede önce fotoğraflar yayınlanmıştı. Bu fotoğraflar İpekçi Kardeşler'in ilgisini çekmiş. Zaten ailecek bir tanışıklık vardı. Bir gün İpekçi Kardeşler ve Muhsin Ertuğrul bizim eve gelerek, annemden benim Kaçakçılar filminin başrolünde oynamamı istediler. Biz de kabul ettik.’’

İLK GÜZEL KİMDİ?

Türkiye'nin ilk güzellik yarışması, 1925 ya da 1926 yılında İpek Film Şirketi’nce düzenlendi. Ancak, ‘‘ciddi ve muntazam bir şekilde tertip edilmediği” iddiaları nedeniyle geçersiz oldu. 

Yapılan yorumlarda “Sahneye çıkan kızların bazıları alkışlar, bazıları ıslıklarla karşılanmış, bir takım delikanlı grupları kendi tanıdıkları ve beğendikleri kızlar lehinde gürültülü nümayişler yapmışlardı. Birinciliği, aynı sinemada halka yer gösteren Madmazel Araksi Çetinyan isminde bir Ermeni kızı kazanmıştı. Bu müsabakanın mükafatı, birincinin sinema artisti olarak Amerika'ya gönderilmesi olduğu halde Çetinyan'ın hâlâ İstanbul'da olması maksadın, müsabakayı tertip eden film şirketinin üste para da kazanarak kendisine reklâm yapmak isteyen bir açıkgözlüğünden ibaret olduğunu göstermiştir” denilmişti.

(Kaynakça: wikipedia ve Gökhan Akçura'nın yazıları ve https://medium.com/t%C3%BCrkiye/i%CC%87lk-g%C3%BCzellik-krali%C3%A7emiz-feriha-tevfik-bd29864bf4e2)


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.