Haftalık Bağımsız Gazete 04 Ağustos 2021

Tarih Yazan Kadınlar (1)

Basında eskiden çokça rastladığımız ‘arka sayfa güzeli’ geleneğini geri getiriyoruz ancak büyük bir farkla! Alanında ilk’lere imza atmış, ‘kadınlar yapamaz’ denilen mesleklerdeki cinsiyetçi kalıpları kırmış, cesur ve azimli kadın kahramanları tanıtacağız size. Onlar, bizlerle bu topraklarda yaşadı, mücadele etti ve başarılar kazandı. Lakin erkek egemen tarih anlayışı çoğunlukla onları yok saydı. 8 Mart yaklaşırken bu kadınları tarihin tozlu sayfalarından çıkarıp, kamuoyunun yeniden dikkatine sunmayı hedefliyoruz. Buyurun tarih yazan kadınların öykülerine…

Tarih Yazan Kadınlar (1)
Gökçe UYGUN

Melek bir doktor; Safiye Ali

Türkiye'nin ilk Türk kadın doktoru Safiye Ali, tıp eğitimi almış olduğu Almanya’daki hastanede hayata gözlerini yumarken şunu demişti; “Kadınlar size emanet…”

2 Şubat 1894’te İstanbul’da dünyaya gelen Hatice Safiye Ali’nin ailesi Osmanlı’da saygın bir aileydi. Babası sarayda yaver, annesi ise Mekke şeyhülislamının kızıydı. Ebeveynleri  eğitimine önem veriyor ve okul dışında da eğitim alarak kendisini geliştirmesine yardımcı oluyorlardı. Bülent Ecevit'in anneannesi ile de kardeş olan Safiye Ali, küçük yaşta edebiyata, musikiye ve yabancı dillere meraklıydı. Daha 16’sındayken İngilizce, Fransızca, Almanca,İtalyanca ve Rusça öğrenmişti. 1916’da Arnavutköy Amerikan Kız Koleji'ni birincilikle bitirmişti. Hayali doktor olmaktı. Çünkü Balkan Savaşları döneminde cepheden getirilen yaralıları görmüştü. Ancak önündeki engel büyüktü; o zamanlar ülke içindeki kadınların tıp eğitimi alması yasaktı. Yani ülkesinde doktorluk yapabilmesi için yurtdışından tıp eğitimi alması gerekiyordu. O tarihlerde ülkede bulunan kadın doktorlar vardı fakat bunlar yurtdışında eğitim alıp Türkiye’ye yerleşen gayrimüslimlerdi.  

ALMANYA’DA TIP OKUDU

Safiye Ali, Birinci Dünya Savaşı kaynaklı ortaya çıkan doktor açığının etkisiyle dönemin Maarif Vekili Şükrü Bey’in de desteğini alarak 1916’da Almanya’ya, hayallerini gerçekleştirip iyi bir doktor olmak için tıp eğitimi almaya gitti. Würzburg Üniversitesi’nde okudu. Almanlar, üniversitelerinde ilk defa, bir Türk kızını görüyorlardı. Çalışkan, takdir kazanan bir öğrenciydi. 1921 Haziranı'nda kadın ve çocuk hastalıkları uzmanı olarak diploma aldıktan sonra, bir yıl süreyle aynı fakültede asistan olarak bir yıl çalıştı.

Gelecek yıllarda günlüğünde bu zamanlarla ilgili şu sözleri söyleyecekti: “Çöpten çıkarıp geceleri yediğim ekmek hiç ağırıma gitmiyor. Ülkemde tıp fakültesi varken buralarda ‘Almanya’da’ olmam ağırıma gidiyor.”

“ÜLKEME DÖNECEĞİM”

Günlüğüne yazdığı ” Ne olursa olsun ülkeme doktor olarak döneceğim.” cümlesinin  arkasında duran Dr. Safiye Ali, 1921’de eğitimini tamamlayarak, İstanbul’a döndü. Fakat bir süre sonra ihtisasını yapmak için tekrar Almanya’ya gitti, kadın ve çocuk hastalıkları üzerine uzmanlaştı. Tekrar ülkeye döndü ve 1923’te doktorluk yapması için gerekli olan onayı alarak “Cumhuriyetimizin İlk Kadın Doktoru” ünvanına sahip oldu.

SAFİYE ALİ BEY(!)

Müslümanlığı kabul ederek adını Ferdi Ali'ye dönüştüren göz doktoru Ferdinand Krekeler ile evlendi.. Karı kocanın muayenehaneleri Cağaloğlu’nda Nuruosmaniye Caddesi 52 No'daydı. Fakat kadın olması sebebiyle şiddetli aşağılamalara, dışlanmalara maruz kalıyordu, kliniğine kimse gitmiyordu. Hatta kadın olduğu için düşük vizite ücreti ödemek isteyenler bile vardı. 1928’de İstanbul’da muayenehanesi olan hekimler arasındaki tek kadındı. Bu dönemde toplum,  kadın doktora o kadar yabancıydı ki Malul Gaziler Büyük Ticaret Salnamesinde adı, “Safiye Ali Bey” olarak geçmekteydi! Ama o pes etmeyerek daha çok çalıştı. Yalnızca doktor olarak kalmadı; kadınların tıp fakültesine alınmalarını sağladı ve ülkenin tıp eğitimi veren ilk kadını oldu.

ÇOCUKLARA HER GÜN SÜT İÇİRDİ

Hasta ve zayıf çocuklar için Hilal-i Ahmer Cemiyeti Hanımlar Merkezi Küçük Çocuklar Muayenehane’sinde hizmet verdi. Onun asıl hizmeti "Süt Damlası" adıyla kurulan sağlık ocaklarındaki gayretleridir. Fakir ve gıdasız çocukları şefkatle bağrına basan bu müessese, 1921 yılında Beyazıt'taki bir medresedeydi. Dr. Safiye Ali, burada her gün 100 çocuğa süt içirerek tedavilerini yaptı, annelere çocuk sağlığı konularında bilgiler aktardı. Ancak ithamlar ve çeşitli engellemeler yüzünden buradan istifa etmek zorunda kaldı.

Dr. Ali uluslararası kongrelerde de ülkemizi temsil etti.1924’te Londra'da milletlerarası kadın doktorların kongresinde şunları söyledi:"Şimdiye kadar, memleketimizde kadın doktorlara müsaade edilmediği için, kadın doktor yetişmemiştir. Bununla beraber, ben burada Türkiye'deki kadın doktorlarını değil, yakın bir gelecekte yetişecek kadın doktorları temsil ediyorum. Bugün burada hür Türkiye'nin, hür kadını olarak gördüğüm hüsnü muameleyi ve uyandırdığım alakayı, benden ziyade memleketime borçlu bulunuyorum. Bunu şükranla ifade ediyorum."

KANSERE YAKALANDI

Dr. Safiye Ali, 1928’de kanser oldu. Bir müddet şüphelerini gizledi. Sonunda ameliyata karar verip, gözyaşlarıyla İstanbul'dan ayrıldı. Karı-koca Almanya'nın Dortmund kentine gittiler. Oraya yerleşerek doktorluk yapmaya karar verdiler. O dönem Almanya'da savaşta, dolayısıyla, bütün doktorlar cephedeydi. Kentte herkesin sağlığıyla bu karı-koca meşgul oldular. Bu arada kent, beş defa bombalandı, Safiye Ali’lerin muayenehaneleri kül oldu. Hiç yılmayan bu aile, bıkıp usanmadan hizmetlerine devam ettiler. 

KADIKÖY’DE DE ÇALIŞTI

Savaş bitiminde yorgun düşmüş olan aile, hem dinlenmek hem de Safiye Ali'nin annesinin hastalığıyla ilgilenmek için İstanbul'a geldi. Buraya ikinci defa yerleşmek istediler. Hatta Kadıköy semtinde kiraladıkları evin bir bölümünü muayenehaneye çevirdiler. Ne var ki Safiye hanımın hastalığı nüksetti. 11 ay sonra Almanya'ya, yine Dortmund'a döndüler. Uzun tedavilere rağmen Dr. Safiye Ali 5 Temmuz 1952 günü öldü. Dr. Safiye Ali, Almanya’da tıp eğitimi almış olduğu hastanede hayata gözlerini yumarken şu sözleri söylemişti:“Kadınlar size emanet… “

“YARDIMSEVER BİR MELEK”

Üniversite o gün tatil edildi. Profesörler ve şehrin bütün doktorları fakülte bahçesinde toplandılar. Dortmund halkı da bu hazin törene katıldı. Rektör, uzun bir konuşmayla Safiye Ali'nin o karanlık savaş yıllarında, Dortmundlular'a yaptığı olağanüstü hizmetleri anlattı. Prof. Lehmann'ın son sözü şu oldu: "Safiye'nin yüreği bir pırlantaydı. O yüksek ruhlu, insancıl bir varlıktı. Bizim kalbimizde, hayranlık duyduğumuz, büyük bir yardımsever melek olarak yaşayacaktır..." dedi. 

SAFİYE MUCİZESİ…

Eşi Ferdi Ali de eşinin ölümünün ardından ailesine yazdığı mektupta şu satırları kaleme almıştı: “Diğer bir güneş altında doğmuş, büyümüş ve yaşamış bir kadının Almanya'da yabancı bir muhit içinde nüfuzunu nasıl yürütebilmiş ve kendisini nasıl sevdirebilmiş hayretle gördüm ve buna Safiye'nin nasıl muvaffak olduğu benim için bir muammadır. Onun yardımını arayan zavallı her türlü insanların Safiye'yi ne kadar sevdiklerini, ona ne büyük hürmet gösterdiklerini anlatmak hemen gayrikabildir.”

İLK KADIN DOKTOR KİM?

 “İlk Türk kadın doktor” Safiye Ali idi. Peki “Türkiye’nin ilk kadın doktoru” kimdi? 

Dr. Şeref Etker’in 2018’de yazdığına (https://hyetert.org/2018/03/08/turkiyenin-ilk-kadin-doktoru-zaruhi-kavalciyan/) göre bu kişi Dr. Zaruhi Kavalcıyan’dı. Kavalcıyan, kendisinden çok önce, 1903 yılında, ABD’de tıp doktoru diplomasını alarak Türkiye’ye dönmüş, çalışmalarıyla özellikle Safiye Ali gibi, yabancı dillerde eğitim veren kız okullarındaki öğrencilere örnek olmuştu. 

Zaruhi Serope Kavalcıyan, 1877’de Adapazarı’nda doğdu. Babası Dr. Serope Kavalcıyan, Boston Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin 1875 mezunudur ve bu tarihten 1915’te ölümüne kadar, İzmit Bahçecik ve Adapazarı’nde hekimlik ve öğretmenlik yapmıştı. Adapazarı’ndaki Amerikan Kız Koleji’nden 1898’de mezun olan Zaruhi, tıp öğrenimi için ailesi tarafından Chicago’daki (ABD) Illinois Üniversitesi’ne gönderilmişti. Dr. Kavalcıyan mezuniyetinden bir yıl sonra Adapazarı’na dönmüş, ancak II. Abdülhamid döneminde Türkiye’de yalnız, Osmanlı uyruğunda olmayan kadın hekimlere çalışma izni verildiği için, kendi adına hekimlik yapamamış, babasının yanında asistan hekimlik ve Amerikan Koleji’nde biyoloji öğretmenliği yapmıştı. Babasının felç geçirmesi üzerine onun hastalarını devralarak hekimliğini sürdüren Dr. Zaruhi Kavalcıyan, Birinci Dünya Savaşı’nın zorlu koşullarında yine aktif olarak hekimlik yapmış, yardım ve bakım kuruluşlarında görev almıştı. Dr. Kavalcıyan, 1921’de Üsküdar’a taşınan Amerikan Kız Koleji’nin kadrosu ile birlikte İstanbul’a yerleşmiş, evlenmemiş ve ölümüne kadar burada yaşamıştı. ‘Dr. Kaval’ olarak tanındığı Üsküdar çevresine hekim olarak da hizmet etmiş, sayılıp sevilmişti. 30 Haziran 1969’da, 92 yaşında Üsküdar’da vefat etmiş, Feriköy Ermeni Protestan kabristanında kızkardeşinin yanına defnedilmişti. 

Bu yazıda şu kaynaklardan yararlanılmıştır: 

http://blog.ulubat.org/index.php/genel/ilk-turk-kadin-doktorsafiye-ali/ ,https://twitter.com/alisukrucoruk/status/1356540687286759424 , https://twitter.com/ttborgtr/status/1356651805661356035 , https://www.biyografya.com/biyografi/11895 , http://ogrencikariyeri.com/haber/turkiyede-mesleginde-ilk-olan-kadinlar ,

https://www.beyaztarih.com/resimlerle-tarih/detay/7-maddede-ilk-turk-kadin-doktor-safiye-alinin-mesleki-seruveni,  

https://onedio.com/haber/turkiye-nin-ilk-turk-kadin-doktoru-hatice-safiye-ali-nin-gurur-ve-huzun-dolu-hikayesi-959617,

İhsan Işık / Ünlü Kadınlar (Türkiye Ünlüleri Ansiklopedisi) 

O Özel İnsanlar kitabı

Taha Toros  ve Türkiye'nin İlk Kadın Doktoru Safiye Ali kitabı-Nuran Yıldırım


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.