Haftalık Bağımsız Gazete 19 Kasım 2018

Yazar sizden bir tek şey istiyor


Betül MEMİŞ

Betül MEMİŞ

Okunma 29 Haziran 2018, 08:58

“Bizler ne hayal âleminde yaşıyoruz, ne de insanları olduklarından daha iyi hayal ediyoruz, onları oldukları gibi görüyoruz. Bu nedenle insanların en iyisinin bile otoritenin uygulamalarıyla özde kötü kılındığını ileri sürüyoruz. İnsanın insanı yönetmesinden bu nedenle nefret ediyoruz…” diye başlayıp, uzun bir kelam eder 19. yüzyıl anarşizm kuramcısı, Rus yazar, düşünür (Pyotr Alekseyeviç) Kropotkin. Ve sonunda da; “Seçim size kalmış!” diyerek noktayı koyar. Masada üç gündür, benimle yakın temasta bulunan bu kitap: Kropotkin’in Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan (2018 tazesi) “Bir İsyancının Sözleri”. 

Kitabın hakkında coğrafyacı ve anarşist olmak bakımından da Kropotkin’den sonra en fazla tanınan yazar Élisée Reclus’un cümleleri pek manidar: “… Bu kitabın okurları, yazarın kişiliğiyle, sergilediği fikirlerin değerinden daha az ilgilenmek durumundalar yine de. Bu fikirleri, kapağını bile açmadan bir kitap hakkında, dinleyip anlamadan bir düşünce konusunda yargılarını dile getirmeyen dürüst insanlara sunuyorum güvenle. Bütün önyargılarınızı bir yana bırakın, bir süre için çıkarlarınızdan kurtulmayı öğrenin ve şimdilik uygulamasıyla ilgilenmeden sadece hakikati arayarak okuyun bu sayfaları. Yazar sizden tek bir şey istiyor: yalnızca ayrıcalıklıların değil, ama herkesin mutluluğu ülküsünü bir an için olsun onunla paylaşmanızı…” 

Her sade vatandaşın, birer politikacı-siyasetçi kıvamında kelamlar ettiği ‘yalnız ve hararetli coğrafyamda’ bu kitabın karşılığını fazlasıyla bulacağını düşünüyorum. “Eğer adalet arıyorsanız, büyük haksızlıklara maruz kalmaya hazır olun..." diyen “Élisée’i nereden hatırlıyoruz” diyenlere not: 20 yılda yazdığı 19 ciltlik ‘Universal Geography’ adlı eseriyle biliniyor.

Dava’nın Joseph K.’sına DasDas yorumu

Sadedimize gelmeden evvel, izninizle haftanın fonunu da sarkıtmak istiyorum. 17 Temmuz akşamındaki (rota Harbiye Açıkhava) randevularınızı çoktan iptal edip, ajandalarınızın en bahtiyar köşesine eklediniz sanıyorum diyerek; 25. İstanbul Caz Festivali kapsamında, ülkemiz sınırlarını ikinci kez şereflendirecek olan Led Zeppelin’in efsanevi solisti (1948- İngiliz söz yazarı-müzisyen) Robert Plant’in nidasıyla haftanın seyirliğine paslıyorum mevzuyu… (Es notu:Konsere hazırlık niyetine, yavaştan Plant’in son albümü ‘Carry Fire’dan şarkıları dinleyeme koyulmakta fayda var.)

Sezonun çok konuşlan oyunlarından biri olan ve üstüne aldığı ödüllerle de kendini kanıtlayan, kapalı gişe bir performans “Joseph K.”… Hani, şu Kafka’nın (1925) ‘Dava’sından bildiğimiz, yabancımız olmayan Joseph K. 

“Kafka’nın ‘Dava’sı, yeniden görülmek üzere modern hayatın labirentlerine geri dönüyor” alt başlığıyla tiyatroseverlerle buluşan oyunu hayata geçiren ekipse: DasDas Tiyatro. İngiliz yazar Tom Basden’ın kara mizah yüklü uyarlaması takdire şayan. Basden, hikayeyi günümüze taşımış ve ortaya çıkan fotoğrafta kadrajlanansa; bir gün hepimizin başına böylesi ‘absürtlükler’ gelebilir ve sonra erk ya da birileri çıkıp ‘pardon’ diyebilir. Yahut ‘pardon’ demeden, bizler çoktan sistemin altında ‘ezilmiş’ olarak uyanabiliriz. Hikaye hepimize tanıdık geldi diye düşünüyorum! ‘Adalet’ kavramını günümüz diyalektiğinde yeniden düşünmemizi salık veren bir metin karşımızdaki. (Erken içimden geldi notu: Bu bakımdan da ‘bazı tiyatrolar’ın oyuncuları popüler diye gelen ‘bazı seyirciler’in, sadece küfürlere ve aslında karakter analizlerinin traji-komikliğine dakikalarca gülmesi; beni her zaman olduğu gibi bir kez daha dilemmaya düşürerek rahatsız etti. Popüler oyuncular üzerinden tiyatro ‘bir seyirci daha kazanır’ matematiği bazen ters tepiyor, bunu da es geçmemek lazım! Zira böylesi muazzam metin ve iyi oyunculukların emeğine haksızlık oluyor. Üstatlar ‘gülmek devrimci bir eylemdir’ demiş, eyvallah da lakin ‘kafkaesk’ usulü, karabasan etkisi ağır basan böylesi metinlere az da olsa farkındalık, olmadı algıda biraz da olsa seçicilik yapınız, rica ediyorum, sayın seyirci!) 

Seçim size kalmış!

Hikayeyi hatırlarsak da: Joseph K. 30. yaş gününü eve sipariş ettiği pizzayla kutlamak üzereyken kapısında beliren iki adam ona tutuklu olduğu bilgisini verir. Suçunun ne olduğunu bilmeyen Joseph K. bu acı sürprizle yüzleşip, bir şekilde kendini temize çıkartacak yolu bulmak zorundadır. Ve şenlik de böylelikle başlar… Dört bir yanı sahne olan ve tek bir dekorda geçen oyunda, performanslarıyla seyir hemhalini bir tık daha öteye taşıyan oyunculara en temizinden alkış: Mert Fırat, Didem Balçın, Onur Dilber ve Özgün Aydın. Bu arada Balçın, Dilber ve Aydın’ın oyun boyunca 22 karakteri, pürüzsüz bir şekilde canlandırmaları ise ayrıca şahaneydi. Serdar Biliş’in süpervizörlüğünde gerçekleşen oyunun; sade ve gündelik dile hakimiyetindeki uyarlama ise bir başka dikkat çeken özellikti, bu bakımdan İlksen Başarır’ı kutluyorum. Gelelim, sahne arkası emekçilerine; ışık - dekor tasarımı Cem Yılmazer, kostüm tasarımı Funda Çebi, ses tasarımı Tuna Pase. Oyunu; 4 Temmuz’da, Enka Açıkhava Tiyatrosu’nda seyredebilirsiniz.

Ezcümle: İyi bir oyun karşımızdaki, samimi, sade. Maharet şu ki bu metnin karşılığını bir seyirci olarak verebilmek! Soru çok basit… Joseph K.’yı izledikten sonda algı loblarını parlatacak iki yol çıkacak karşınıza: Bir sabah uyandığınızda böcekleşenlerden mi, yoksa sistemin kaçan şirazesinin bir parçası olmayı reddedip, itiraz edenlerden olup, uyanışa katılanlardan mı olacaksınız? Ne diyordu Kropotkin: “Seçim size kalmış!”

Meraklısına not: Bu yaz, kendinize bir güzellik yapmak isterseniz belki diye,Kafka’nın Joseph K.‘sı, Dostoyevski’nin Raskolnikov’u ve Hermann Hesse’nin Bozkırkurdu ellerinizden öper.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.