Haftalık Bağımsız Gazete 28 Haziran 2017

Yaşlı ‘Robin Hood’lar…


Ugur VARDAN

Ugur VARDAN

Okunma 21 Nisan 2017, 14:31

Bu sayfalardaki bir önceki buluşmamızda da bahsetmiştim; bizim kuşak için İstanbul Film Festivali’nin yeri bambaşkaydı. Çünkü yılın bu kendine özgü 16 günlük koşuşturmacası, bizim için ‘Dünya sineması’nın farklı renkleri ve sesleriyle buluşmak adına yegâne fırsattı. Bu yıl 36.’sı düzenlenen etkinlik, artık farklı bir evrenin ifadesi sanki. Çünkü söz konusu seçeneklere ulaşmak teknik açıdan geçmişe göre daha kolay ama yine de festivalin belli bir ruhu koruduğunu söyleyebiliriz. Ama keşke Emek Sineması gibi bir ana merkezi de koruyabilseydik…

Bu arada festivalde gösterilen kimi filmler vizyona girme şansı elde etti; bu durum önümüzdeki haftalarda da sürecek. Bu haftanın mönüsünde ise üç adet festival yolculuğunu tamamlamış yapım bizleri bekliyor. Bu toplam içinde ‘Beden ve Ruh’ (‘Teströl és lélekrö’), belki de festivalin en iyi yapımlarındandı (ya da benim seyrettiklerim içinde diyeyim). Macar sinemasının uzun zamandır sesi soluğu çıkmayan isimlerinden Ildiko Enyedi’nin imzasını taşıyan film, iki farklı insanın tuhaf bir şekilde birbirlerine tutulma ve tutunma serüvenini anlatıyor. Bu son derece ilginç çalışmayı kaçırmayın derim; sezonun en iyilerinden biri olduğu muhakkak. Ayrıca bu yıl Berlin’de ‘Altın Ayı’ ödülüne uzandığını da belirtelim. Festival sonrası seyirciyle vizyonda buluşmayı bekleyen iki yapım ise biri belgesel diğeri kurgusal nitelikteki, iki yerli yapım ‘Blue’ ve ‘Zer’.

Haftanın yenilerinden ‘Kayıp Şehir Z’ (‘The Lost City of Z’), İngiliz kâşif Percy Fawcett’ın hayatı eşliğinde bir tutkunun peşinde koşmanın hikâyesini anlatıyor. James Gray imzalı yapım, Fawcett’ın hayatı boyunca üç kez yaptığı Güney Amerika yolculuğunda ‘Z’ ismini verdiği kayıp bir uygarlığın izlerini aramasını ve bu uğurda yaşadıklarını perdeye taşıyor. Bir başka seçenek olan ‘Son Macera’ (‘Going in Style’), eski bir filmin yeniden çevrimi. Üç büyük aktör; Morgan Freeman, Michael Caine ve Alan Arkin’in sürükledikleri yapım, kapitalist sistemin son sığınakları olan emekli maaşlarına da göz dikmesiyle birlikte çareyi, evlerine haciz koyan bankayı soymakta bulan üç ihtiyarın öyküsünü anlatıyor. Bir tür ‘Yaşlı Robin Hood’lar gibi davranan üçlünün izlerini süren ‘Son Macera’ için, ustaca yazılmış senaryosu ve incelikli detaylarıyla sosyal taşlamalarda bulunan bir komedi diyebiliriz. Benzer bir yapı aslında geçen hafta gösterime giren ‘Yaşamak Güzey Şey’de de var. Müfit Can Saçıntı’nın yazıp yönettiği ve başrolünü üstlendiği film, aldığı bir haberle eski pasif kişiliğini bir tarafa bırakan ve geçmişte kaldığı düşünülen insani değerlerle buluşan bir karakterin hikâyesine odaklanıyor. Saçıntı’nın önceki çalışmalarından ‘Mandıra Filozofu’ türü bir tiplemenin farklı versiyonunu önümüze getiren film, sulu zırtlak ve neye hizmet ettiği (gerçi bu filmleri çekenler gişeden nemalanırız diye düşünüyorlar ama onu da başaramıyorlar) belirsiz filmlerin arasında ‘Yaşamak Güzel Şey’, “Başka bir komedi mümkün” demeye getiriyor.      

**

Puan cetveli

Beden ve Ruh                                                 4

Blue                                                            3.5

Son Macera                                                 3

Kayıp Şehir Z                                             3

Yaşamak Güzel Şey                                    3                                         

Hızlı ve Öfkeli 8                                        2.5

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.