Haftalık Bağımsız Gazete 20 Kasım 2019

Zorluklarla geçen bir tarih: Kadıköy’ün Rumları

Kadıköyü Bilim Kültür ve Sanat Dostları Derneği (KADOS) tarafından düzenlenen Mayıs ayı boyunca devam edecek kent sohbetlerinin ilkinde Kadıköy’ün Rumları konuşuldu

Zorluklarla geçen bir tarih: Kadıköy’ün Rumları
Fırat Fıstık

KADOS’un “Hatırla: Kadıköy’de kültürel çeşitlilik” adıyla kurguladığı ve Mayıs ayı boyunca dört etkinliği içeren proje 5 Mayıs Pazar günü başladı. Moda Kültür Cemiyeti’nde gerçekleştirilen ilk etkinlikte, Kadıköy’de yaşamış Rumların tarihi, mekânları anlatıldı; etkinlik kapsamında Khalkedon belgeseli gösterildi.

Belgeselin danışmanlığını da yapan Yorgo İstefanopulos’un modere ettiği toplantıya Orhan Türker ve Maria Kiracopulu Günberk konuşmacı olarak katıldı, İrini Dimitriyadis ise rahatsızlığı nedeniyle katılamadı ancak not gönderdi.

KADIKÖY’DE RUMLARIN İZLERİ...

Kadıköy’deki Rumların tarihi tahmin edileceği gibi zorluklarla, mücadelelerle geçen bir tarih. 6-7 Eylül olayları sırasında dahi evlerini terk etmeyen Rumların çoğu, 1960’larda Kıbrıs tartışmalarıyla başlayan ve Yunanistan pasaportluların sınır dışı edilmesiyle devam eden bir süreçle karşı karşıya kaldılar.

Bütün bunlara rağmen Rumların, Kadıköy’de bıraktığı izler hala çok güçlü. 1905’te açılan ve Kadıköy’ün göbeğinde yer alan Ayia Triada Rum Ortodoks Kilisesi, eski ahşap Rum evleri ve Uzunçayır’da bulunan mezarlıklara bakarak bu izi sürmek mümkün.

“TERK ETMELER ÇORAP SÖKÜĞÜ GİBİYDİ”

1946 yılında açılan Moda Kültür Cemiyeti’nin binasında başlayan etkinlikte Rumların hem Kadıköy’de bıraktıkları izleri hem de bütün bu yaşananların geleceğe nasıl bir etki yapacağı tartışıldı. İlk konuşmayı yapan Yorgo İstefanopulos, Khalkedon belgeselinin yaşananları çok iyi anlattığını belirtti ve şöyle devam etti: Şu anda neredeyse 2 bin 500 Rum yaşıyor ancak birkaç seneye sayımız 500 olacak. Çünkü yeni doğumlar yok, Rum nüfusu çok yaşlı. 1964’teki sürgün kararı çok önemliydi. 90 bin Rum nüfusu vardı 60 bini gitti 30 bin Rum kaldı o tarihte. Ondan sonra çorap söküğü gibi devam etti bu terk etmeler.”

Şu anda da kiliseye giden ortalama Rum sayısının 20-30 olduğunu belirten İstefanopulos, “Şu anda Gürcüler ve Moldovalılar da Ortodoks oldukları için kilisemiz doluyor. Ancak bir ruhban okulu açılması gerekiyor. Okul olmadan Rum nüfusunun burada barınabilmesi oldukça zor.” dedi.

“6-7 EYLÜL OLAYLARI ORGANİZEYDİ”

Yazar Orhan Türker de hayatını şekillendiren yerin Kadıköy olduğunu ve çocuk yaşlarda Rumlarla, Ermenilerle, Yahudilerle birlikte, mutlu bir şekilde yaşadıklarını şöyle anlattı: “1955 ve 1964 olaylarında buradaydım, ne yazık ki yakından yaşadım. 3-4 yaşında bir çocuktum ve o dönem Kadıköy’deki çeşitliliği fark etmiyordum. Rumlar, Ermeniler, Museviler ve birkaç aile de Bulgarlar vardı. Bu çeşitlilik Osmanlı İmparatorluğu’ndan gelen bir gelenek. Ben Türkçeden önce Rumca küfür öğrenmiştim. Bu çok normaldi. Moda Caddesi’ndeki pastanelerden biri hariç hepsi Rumlar tarafından işletiliyordu. İlk darbe 6-7 Eylül olaylarıydı, ancak bahsedildiği gibi Kadıköy’de evlere çok dokunmadılar ama çarşı yıkıldı. Gelen insanlar kesinlikle buralı değildi. Taksim’den Beykoz’a; Sarıyer’den Yeşilköy’e nasıl aynı anda böyle bir olay olabilir ki? Telefon yoktu hiçbir evde, ulaşım dahi yoktu. Organize olmayan bir işin 1955’in İstanbul’unda olmasının imkânı yok.”

O tarihte, Kadıköy Çarşı’da 1-2 dükkan hariç sağlam dükkan kalmadığını belirten Türker, “Rumlar o olayda çok metanetli davrandılar, 1955’te çok az Rum aile ülkeyi terk etti. Rumların önemini şöyle anlatayım; çok ilginçtir, Kadıköy’de çok az cami vardı. Moda Camii 1961’de yapıldı. Osmanağa ve Caferağa mescitleri vardı ama Kadıköy sınırları içinde tam 9 kilise bulunuyordu.” diye konuştu.

Son konuşmacı Maria Kiracopulu Günberk ise şunları ekledi: “Bizim kuşaktan çoğu kişi Şifa Hastanesi’ni bilir. Çoğumuz gözlerimizi dünyaya orada açtık. Genç kuşakta bir ayrımcılığın olduğunu düşünmüyorum. Yan yanayız ve iç içe olmak istiyoruz. Bunu da tekrar önyargılar ve engeller olmadan yapabiliriz.”

ETKİNLİKLER DEVAM EDECEK

Hastalığı nedeniyle söyleşiye katılamayan İrini Dimitriyadis ise etkinliğe not gönderdi: “Kadıköy’de kimliğimi şekillendiren şey okulumdu. Herkes Rum ilkokuluna giderdi, bir süre sonra bazı aileler başka okullara yollamaya başlamışlardı. Değişimin de en kötü noktası buydu. Öğrenci sayısı gittikçe azaldı ve 2010 yılında da bu okul kapandı. Derin üzüntü duyduk.”

Konuşmaların ardından Rum tarihi üzerine yapılan etkinlik sonra erdi. Kent Sohbetleri, 12 Mayıs Pazar günü “Yeldeğirmeni’nden Yahudiler geçti, anıları kaldı”, 17 Mayıs Cuma günü “Kadıköy’de Ermenilerin tarihi, bir yıllığın izinden”, 24 Mayıs Cuma günü “Birlikte yaşamak” başlıklı söyleşilerle devam edecek. Etkinlikler hakkında bilgi almak isteyenler http://hatirla-kadikoy.org/ internet sitesini ziyaret edebilirler.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.