Haftalık Bağımsız Gazete 06 Mart 2021

Unutulan meslek: Masrafçılık

40 yıla yakın bir süredir Kadıköy’de açık olan dükkanın sahibi, masrafçı Suphi İncidiş, mesleğe adım attığı günleri anlattı. Yahudi bir ustadan işi öğrenen İncidiş, hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmadığını söylüyor

Unutulan meslek: Masrafçılık
Fırat Fıstık

İstanbul’un her yerinde zanaat ve işçilik isteyen meslekler yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Büyük işletmeler ve marketler, küçük esnafın işini zorlaştırsa da bir şekilde ayakta kalmaya çalışanlar da yok değil. Bu çaba bazen dükkan kapatmayla sonuçlanıyor, bazen ise borçla zar zor ayakta kalınabiliyor. 

Covid-19 salgını ise küçük esnafın belini iyice bükmüş durumda. Zaten halihazırda azalan işler bile artık yok. 1977’de Kadıköy’de doğan Suphi İncidiş’in dükkanı İnci Masrafçısı da bu tehlikeyle karşı karşıya. 

Halitağa Caddesi’ni kesen Şemsitap Sokak’taki Oflular Pasajı’nda 80’lerin başından itibaren açık olan İnci Masrafçısı’nın hikayesi ise Suphi İncidiş’in babasına dayanıyor. İncidiş’in babası da kendisi gibi eski bir masrafçı. Masrafçı, iplik, düğme, astar bezi gibi terzilik malzemeleri satan esnafa verilen isim. 

Mesleğe çocuklukta, babasının yanında başlayan Suphi İncidiş, o yılları şöyle anlatıyor: “Babam dışarıya toptan mal satardı. Genelde dışarıdaydı ve ben de, daha çocukluğumda dükkan beklerdim. Küçük küçük fermuar tamirleri yapıyordum, montları tamir ediyordum, tek başıma iş öğrenmeye çalışıyordum. 1993’te kuyumcu atölyesine girdim çalışmaya. 24 ayar yaparlardı, zincir yaparlardı. O sırada Külçehan’da çalışıyordum, Beyazıt’ta. Kazandığım para yetmiyordu ve masrafçı olmak, usta olmak istiyordum. Fermuar işini de seviyordum. Abop adında bir ustanın yanında fermuar atölyesinde işe girdim. İlk başta denemelikti. Birçok şey yaptım ve bir süre sonra Abop usta ‘Buraya düzenli gel’ dedi. Onun yeri de Beyazıt’taydı. İki yerde birden çalıştığım dönem oldu. Ama baba mesleği olduğu için fermuarcılığa, masrafçılığa yöneldim. Sonra kuyumcuyu ve diğer işleri komple bıraktım.”

YAHUDİ BİR USTADAN ÖĞRENİLEN İŞ

“Abop ustanın yanında işi öğrendim diyebilirim” diyen İncidiş, Yahudi olan Abop ustanın üzerinde büyük emeği olduğunu söylüyor: “Bizim işimizde, tokat atmak diye bir jargon vardır. Fermuara tokat atmak diye bir şey vardır. ‘Fermuar oldu, tamir ettim’ demektir. Ben bunu 25 senede öğrendim ve Abop Ustanın bana çok fazla faydası oldu. Kendisi de bir zanaatkardı. 7 sene birlikte çalışabildik ama bende büyük emeği vardır. Elimde bir işin karşılığı yoksa, fermuarı yapamamışsam her şeyiyle bedelini geri veriyorum. Genelde yapıyorum ama. İşimin ehli olmayı Abop ustadan öğrendim. Beni oğlu gibi severdi. Bana bir gün haftalığımı verememişti ancak o zaman da dükkandaki fermuarı verip bana sattırmıştı. Daha fazla para kazanmıştım mesela. İşi öğretirken hakkımı da fazlasıyla veriyordu. Dükkandaki eşyaların bir kısmını da bana verdi zaten.”

İncidiş, Abop usta vefat ettikten sonra, tekrar Kadıköy’e, baba dükkanına geri döndü. 1984’ten beri açık olan, şu andaki dükkanda çalışmaya başlayan İncidiş, küçük esnafın sürekli halde geriletildiğini belirtiyor: “Kadıköy’de ve diğer her yerde esnaflık bitti. Yeni sistem kuramazsın, küçük esnaf olarak atılım yapamazsın. Marketler yün satıyor, iplik satıyor. Ufakları istemiyorlar. Zanaat de, işçilik de bitiyor.”

BİR DE PANDEMİ EKLENDİ

Bu gelir kaybının ve sürekli geri gidişin üzerine bir de pandemi eklendi. İncidiş, pandeminin kendilerini nasıl etkilediğini şöyle anlatıyor: “Senelik 300-400 mont yapıyorsak şu anda, pandemi koşullarında iş sıfıra indi. Haftada, her şeyiyle toplam 10 iş bile yapamıyoruz. Önceden bir standardımız vardı, her gün en az 1-2 iş yapardık. Piyasada olmayan 4, 8 numara fermuarlar var örneğin. Japonya’dan almak gerekiyor ama alamıyorum şu an. Bu meslek bitti ama işçilik biliyoruz. Sadece bununla ayakta kalabiliyoruz, yaşayabiliyoruz.”

“Çaba harcamak zorundasınız sürekli” diyen İncidiş, “Terzi malzemesi de satıyorum ama terziler de iş yapamıyor zaten. İnsanlar da incelikli işlere önem vermiyor ama bazı müşterilerim de var; kendi özel montlarını, çantalarını, kotlarını bana getiriyorlar. Kötü yapılsın istemiyorlar.” diye konuşuyor.

“HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ DEĞİL…”

Masrafçı İncidiş’e göre esnafla ilişkiler de dahil hiçbir şey eskisi gibi değil: “Herkes kabuğuna çekildi. Sen istediğin kadar iyi davransan da insanlar artık doymuş, bunlara önem vermiyorlar. Kimse etrafına bakmıyor. Eskiden paylaşımcılık vardı, komşuluk vardı. Şimdi çekememezlik, kötülük hepsi var. En yakın arkadaşın bile olsa müşteriyi yakınındakine yönlendirmek yerine başka yere gönderiyor.”

“Bundan sonra ne yapacağımı da bilmiyorum” diyen İncidiş, sözlerini şöyle noktalıyor: “Bu işçiliğimi devredecek birini de bulamam. Herkes hızlı zengin olmaya çalışıyor. Doyumsuzluk başladıktan sonra ne bereket kaldı ne bir şey. Öyle bir döngü içindesin ki nereye gitsen aynı şeyleri yaşayacaksın. Bodrum’a da gitsen aynı olacak burada da aynı.” 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.