“Sesimiz hakkımızdır”

“Sesimiz hakkımızdır” diyerek imza kampanyası başlatan yüzlerce seslendirme sanatçısı çalışma koşullarının ve telif haklarının düzenlenmesini istiyor. Kadıköylü seslendirme sanatçısı ve Oyuncular Sendikası üyesi Aysun Topar ile seslendirme sanatçılarının yaşadığı sorunları ve çözüm yollarını konuştuk

03 Ocak 2020 - 10:30

Oyuncular Sendikası’nın paylaştığı bilgilere göre, seslendirme oyuncularının seslendirdiği eserlerle ilgili dijital yayın platformlarındaki hak devirlerinin yeniden ücretlendirilmesi noktasında bir süredir hak sahibi seslendirme oyuncuları ile seslendirme stüdyoları arasında bir anlaşmazlık yaşanıyor. Sendika geçtiğimiz günlerde seslendirme sanatçılarının telif haklarının yeniden düzenlenmesi için imza kampanyası başlattı. Kampanyaya yüzlerce oyuncu katılırken, sosyal medya üzerinden de #sesimizhakkımızdır paylaşımlarıyla farkındalık çalışmaları yürütülüyor. Peki seslendirme sanatçılarının talepleri neler? Çalışma koşullarının neden değiştirilmesini istiyorlar? Kadıköylü seslendirme sanatçısı ve Oyuncular Sendikası üyesi Aysun Topar ile  konuştuk. 22 yıldır seslendirme yapan Topar, “Çalışma standartlarımızın, haklarımızın ve ücretlerimizin de çağdaş, bize yakışır, dünya standartlarına ulaşır noktaya gelmesini istiyoruz.” diyor.

TEKNOLOJİ NELERİ DEĞİŞTİRDİ?

Seslendirme sanatçısı olmaya nasıl karar verdiniz?

Açıkçası kendimi bildim bileli sesimle bir iş yapmayı istiyordum ama mesela şarkı söylemek bana göre değildi, spikerlik ya da sunuculuk da yapmak istemiyordum, daha ilkokuldayken İstanbul Masal Anlatma Yarışması birincisi olmuştum, İstanbul Radyosu’nda bir programa da davet alıp masalımı anlatmıştım, o atmosfer beni çok etkilemişti. Ama bir gün seslendirme yapmalıyım kararım 13-14 yaşlarıma rastlar. O zamanlar TV’de Hayat Ağacı ismiyle yayınlanan bir pembe dizi vardı, bir gün o diziyi izlerken ve o muhteşem sesleri dinlerken “neden ben de bu işi yapmayayım?” dediğimi hatırlıyorum. İlk kez stüdyo kapısından girmem araya giren öğrenim hayatım ve reklamcılık serüvenimden sonra 23 yaşıma rastlar ama seslendirme yapmaya karar vermem bundan bir 10 yıl öncesidir.

İlk seslendirdiğiniz karakter ve film hangisiydi?

İlk seslendirdiğimi hatırlayamıyorum ama hatırladığım;  önceden videosunu izleyip hazırlandığım ve başrolünü seslendirdiğim film Lolita’ydı.

22 yıl önce seslendirme yapmaya başladınız. Aradan geçen bunca yıldan sonra neler değişti?

Tabii ki başta teknoloji değişti. Eskiden bir filmi seslendirmeye ilk sayfadan itibaren ilgili sahnede kaç kişi varsa stüdyoya birlikte girilir, sahne sonuna kadar seslendirme kadrosu stüdyoda birlikte kayıt alırdı. Tabii birlikte kayıt alırken seslendirme harici, kaydı bozacak türde ses çıkarmadan rol arkadaşınızla mikrofon paylaşmak, elinizdeki teksti sessizce çevirmek, mikrofon önündeki duruşunuzu her sahnede eşit seviyede tutmak gibi hünerler gerekirdi. Şimdi gelişen teknolojiyle stüdyolar çoğunlukla tek kişilik. İşimizi daha kısa sürede bitiriyoruz çünkü sadece o işte konuştuğumuz karakterin rol aldığı yerleri seslendiriyoruz, ancak bu bir yalnızlığı da beraberinde getiriyor. Bizim mesleğimiz esas itibariyle usta çırak ilişkisiyle öğrenilir ve o kalabalık kayıtlarda hep ustalar dinlenir, onlardan feyz alınırdı. Şimdi yetişen arkadaşlar böyle bir deneyim yaşayamıyor maalesef. Benim bildiğim, “kanal kayıt” alınabildiği gibi, eski şekilde “tulum kayıt” dediğimiz kalabalık kaydın da alındığı bir TRT stüdyoları kaldı..

Gelişen teknolojiden başka geçtiğimiz yıllarda resmî meslek tanımımız yapıldı, artık biz dublajcı, seslendirmeci, seslendirmen vs değil “seslendirme oyuncusuyuz.” En önemli değişim de artık mesleğimizin etik değerlerini, üyelerinin çalışma şartlarını, haklarını koruyan sektörün gelişimine odaklı bir meslek birliğimizin olması.

“İŞ KAPASİTESİ ARTIYOR”

Seyircinin film izleme deneyimleri de değişiyor. Bu değişimin seslendirme sanatçılarına etkisini nasıl yorumlarsınız?

Kanalların ve yayın mecralarının gelişip çoğalmasıyla sektörde iş kapasitesi arttı, hatta sinemalarda da çoğu film/animasyon dublajlı seçeneğiyle vizyona giriyor. Yani o anlamda olumsuz değil aksine olumlu yönde etkisinin olduğunu söyleyebilirim. Çocukların, altyazı takip etmek istemeyen orta yaş üstünün, görme engelli vatandaşların yanı sıra özellikle dublajlı izlemek isteyen hiç de azımsanmayacak bir kesim var. Dolayısıyla izleme alışkanlıklarının değişmesi, işimizin önemini, iş hacmimizi azaltmadı. Hatta yakın zamanda bir kanal bir yayın politikası belirleyerek sadece altyazıya geçmiş, izleyici oranı azalınca işlerini tekrar dublajlatmaya başladı.

Seyirci hep ekrandaki yüzü tanıyor ama karaktere can veren de sesin kendisi. İşinizi nasıl tanımlarsınız?

Özellikle yerli dizi, film seslendirmesinde seslendirme oyuncunun oyununa artı değer katıyor, oluşturduğu karakterin altını çiziyor düşüncesindeyim. Sesiniz ekrandaki yüzle ve onun oyunuyla bütünleştiği zaman, izleyici o sesin oyuncunun ağzından çıktığını düşündüğü zaman başarıya ulaşmışsınız demektir zaten. Yani bence ekrandaki yüzün tanınması ve bizim seslerimizin ön planda olmaması ama oyuncunun oyunuyla örtüşerek onu beslemesi doğal ve olması gereken.

Olumlu şeylerden bahsettik ancak seslendirme sanatçıları olarak mesleki anlamda birçok sorunla karşılaşıyorsunuz. Seslendirme sanatçılarının en can yakıcı sorunları nelerdir?

Ücretlendirme politikaları. Senelerdir ücret artışı olmayan bir sektör var ortada. Meslekî bilinç eksikliği. Burada çuvaldızı kendimize batırmamız gerekli. Yaptığımız işin önemini, getirdiği hakları, işin ticari boyutunda takip edilmesi gereken yolları daha yeni öğreniyoruz. Çalışma statümüzdeki değişiklik ihtiyacı. Yaptığımız işin tanımı kanunen işçi olarak çalışmamızı gerektirirken, neredeyse tüm seslendirme oyuncuları serbest meslek erbabı statüsünde iş yapmak durumunda kalıyor. Meslekî yeterlilik kriterlerinin belirlenmemiş olması. Liyakat sorunu. Seslendirme oyuncularının itibarsızlaştırılarak, yaptıkları işin ucuz gösterilmesi.

SANATÇILARIN SORUNLARI NELER?

Bu sorunları ortadan kaldırmak için Oyuncular Sendikası olarak bir kampanya başlattınız, bu kampanyadan bahseder misiniz?

Bir işin bir kanalda yayınlanması için bir kez stüdyoya girip seslendirmesini yapıyoruz ve o performansımız karşılığında ücretimizi alıyoruz ancak o iş yıllarca çeşitli kanallarda, başka başka mecralarda tekrar tekrar bizim sesimizle izleyiciye ulaşıyor. Biz birçok farklı kanalda ve yıllarca tekrar eden yayınlardan bir tek kuruş telif ya da yeniden satış bedeli almıyoruz. Almadığımız gibi son yıllarda bu haklarımızı sonsuza kadar devrettiğimizi belirtir muvaffakatnamelere bedelsiz imza atmak durumunda kalıyoruz çünkü atmazsanız iş kaybı tehdidi altında kalıyorsunuz yani o stüdyo sizinle çalışmamayı tercih edebiliyor. Halbuki dünyada başka ülkelerde bir yayıncı kuruluş ya da bir stüdyo sizden hak devri isterse bunun karşılığında o iş için alınan performans ücretinin üzerinden belli oranlarda ek ücret ödüyor. Biz de artık #sesimizhakkımızdır diyerek bu tekrar yayından ve başka mecralara satıştan doğan haklarımızı arıyoruz. Biz dünya genelinde bu işi en iyi yapan ülkelerden biriyiz, performans kalitemizle birlikte kayıt hızımız da müthiş. Başka ülkelerde ücretlendirme yapılırken küçücük bir rol için bile kayıt süresi en az 2 saat olarak belirlenirken bizde ortalama bir filmin başrol kaydı o kadar sürede bitmiş oluyor. Biz işimizi bu kadar iyi yapıyorken çalışma standartlarımızın, haklarımızın ve ücretlerimizin de çağdaş, bize yakışır, dünya standartlarına ulaşır noktaya gelmesini istiyoruz. Bu da en doğal hakkımız. Dijital yayın kuruluşlarının gelişi her ne kadar piyasaya canlılık getirmiş olsa da uzun yıllardır ücretleri zam görmemiş bir sektörden bahsediyoruz. Sırf bu yüzden yıllarını bu işe vermiş pek çok değerli seslendirme oyuncusunu artık yeni işlerde duyamıyoruz.

Sorunların çözümü için nelerin yapılması gerekiyor?

Bu hukukî bir hak arayışı. Türkiye’de geçerli olan Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda (FSEK) bu haklar son derece açık tanımlanmış. Geçen hafta düzenlenen bir toplantının sonunda 400’e yakın seslendirme oyuncusu Oyuncular Sendikası’nı stüdyolar, aracı firmalar ve yayıncı kuruluşlarla görüşmesi için yetkilendirdi. Mevcut sorunun çözümü ve iş barışının sağlanması için ilk etapta stüdyolarla müzakereler başladı ve devam ediyor.


ARŞİV