Haftalık Bağımsız Gazete 29 Temmuz 2021

“Sağlımızı, işimizi, aşımızı kaybediyoruz”

İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri'nin “Ölümleri durdurmak için tam kapanma, tam ücret, sosyal bütçe, sosyal devlet” talebi ile düzenlediği basın açıklamasında salgın politikasının kurbanlarının işçiler, emekçiler, işsizler, emekliler, küçük esnaf olduğu vurgulandı

“Sağlımızı, işimizi, aşımızı kaybediyoruz”
Seyhan Kalkan Vayiç

İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, “Ölümleri durdurmak için tam kapanma, tam ücret, sosyal bütçe, sosyal devlet” talebiyle 11 Aralık Cuma günü Kadıköy-Beşiktaş İskelesi önünde basın açıklaması düzenledi. Açıklamaya katılanlar, “Salgının bedelini yoksullar ödüyor”, “Başarısı hikayesi koca bir yalan”, “Sadece sağlımızı değil işimizi, aşımızı, gelirimizi de kaybediyoruz” dövizlerini taşıdı. İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri adına basın açıklamasını İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr.Osman Öztürk okudu.

“Türkiye’de korona virüsü salgını bütün şiddetiyle devam ediyor. Yoğun bakım yatakları doldu, ağır hastalar bile hastanelerde yer bulamıyor, doktorlar hastalar arasında seçim yapmaya zorlanıyor.” diyen İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr.Osman Öztürk, “Türkiye günlük vaka sayıları açısından Avrupa ülkeleri arasında birinci, dünya ülkeleri açısından beşinci sırada. Sağlık Bakanı’nın açıkladığı rakamların koca bir yalan olduğunu herkes gördü. Salgın süresince hayatını yitiren yurttaşlarımızın sayısı 40 bine yaklaştı. Tek adam rejimi aklın ve bilimin ışığında politikalarla salgını yönetmek yerine algıyı yöneterek “başarı hikayesi” yazmaya, bu süreçten siyasi rant devşirmeye çalışıyor. Bu politikanın kurbanları ise işçiler, emekçiler, işsizler, emekliler, küçük esnaf; kısacası yoksullar oluyor.” şeklinde konuştu.

SORUMLULUK VATANDAŞA YIKILIYOR”

Dr. Osman Öztürk, “Dokuz aydır sadece sağlığımızı değil, işimizi, aşımızı, gelirimizi de kaybediyoruz.” diyerek devam ettiği konuşmasını şöyle sürdürüyor: “Çarklar işçilerin canıyla dönerken, sermayenin çıkarları halkın sağlığının önüne geçiyor. Büyük şirketlerin vergi borçlarını sıfırlayan iktidar, işçi sınıfı başta olmak üzere halkın bu süreçteki sorunlarını görmezden geliyor, milyonlarca insanı “salgından veya açlıktan ölme” tercihine mahkûm bırakıyor. Sorumluluğu vatandaşlara yıkıp sadece “Maske-mesafe-hijyen” tekerlemesiyle salgınla başa çıkılamaz.”

YENİ SALGIN POLİTİKASI OLUŞTURULMALI

Bugüne kadar izlenen eksik, yanlış, tutarsız uygulamalara derhal son verilmesi, hızla aklın ve bilimin ışığında açık, şeffaf, güvenilir, toplumun bütün kesimlerinin katılımına açık yeni bir salgın politikasının oluşturulması gerektiğinin altını çizen Osman Öztürk, ölümleri durdurmak ve salgını kontrol altına almak için acilen aşağıdaki önlemlerin alınması gerektiğini söyledi ve önlemleri şöyle sıraladı: “-Toplumsal hareketliliğin azaltılması için Türkiye’nin en az iki, tercihen dört hafta boyunca temel, zorunlu, acil mal ve hizmet üretenler dışındaki bütün işlerde çalışmanın durdurulmasıyla tam kapanması şarttır.

-Bu süre zarfında halkın ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik ekonomik ve sosyal tedbirler alınmalı ve çalışanlar tam ücretli izinli sayılmalıdır. Kapanma süresinde işçi, işsiz, küçük esnaf, emekli yurttaşlar ve kadınlar devlet tarafından desteklenmelidir.

-Kapanma sürecinin devamında, salgın devam ettiği sürece çalışma saatleri kısaltılmalı, mümkün olan işlerde kurallara uyularak evden çalışma sağlanmalı, kamuda ve özel sektörde dönüşümlü-kademeli mesai uygulamasına geçilmelidir.

ÜCRETSİZ İZİNE SON VERİLMELİ”

-Salgın süresince işten çıkarma yasağı bütün istisnaları kaldırılarak devam etmeli, ancak ücretsiz izin uygulamasına derhal son verilmeli, kısa çalışma ödeneğinden faydalanma koşulları kolaylaştırılmalı ve bu ödenek en az asgari ücret düzeyine çekilmeli, asgari ücret insanca yaşanacak bir düzeye çıkarılmalı ve vergi dışı bırakılmalıdır.

-Salgın boyunca asgari kullanım bedelinde elektrik, su, doğalgaz, iletişim gibi temel hizmetler parasız olmalı, tüm yurttaşların kredi kartı borçlarıyla küçük esnafın kira ve kredi borçları ertelenmelidir.

-Eğitimin yüz yüze yapılmasının uygun koşulları oluşturulana kadar, öğrencilerin gereksinimi olan uzaktan eğitime erişim cihazları ve internet bağlantısı ücretsiz olarak sağlanmalıdır.

-Salgın hızla devam ederken bütçe kaynakları, “mega projeler” adı verilen Kanal İstanbul gibi gereksiz kamu yatırımları için değil halkın sağlığı ve geçimi için kullanılmalı, sosyal devlet uygulamaları için şirketler ve büyük servetler vergilendirilmeli, dolaylı vergilerin vergi gelirleri içindeki payı azaltılmalıdır.

GERÇEK TABLO PAYLAŞILMALI”

-Sağlık Bakanı salgınla ilgili bilgileri gizleme, karartma tutumundan vazgeçmeli. Gerçek tablo bütün açıklığıyla toplumla paylaşılmalı. Test sayısı arttırılmalı, evde izolasyon koşulları uygun olmayan hastalar için barınma olanakları sağlanmalı.

-Salgınla mücadelenin hastanelerde değil, sahada kazanılacağı gerçeğiyle filyasyon ekiplerinin sayısı hızla arttırılmalı, aile hekimliği sistemi salgınla mücadeleye uygun hale dönüştürülmelidir.

-Salgını fırsata çevirmeye çalışan özel hastanelerin vatandaşlardan her ne ad altında olursa olsun ücret alması engellenmeli, kamu hastanelerinin ihtiyaca cevap veremediği durumlarda özel hastaneler Sağlık Bakanlığı’na devredilmelidir.”

 Dr. Osman Öztürk, “İstanbul’daki emek, meslek örgütleri, sendikalar, siyasi parti ve kurumlar, demokratik kitle örgütleri, yöre derneklerinin oluşturduğu İstanbul Emek, Barış, Demokrasi Güçleri olarak olarak bu perspektifle ve bu talepler etrafında bugün burada başlattığımız mücadelemizi önümüzdeki günlerde şehrin dört bir yanında devam ettireceğimizi kamuoyuna duyururuz.” diyerek konuşmasını bitirdi.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.