Haftalık Bağımsız Gazete 19 Ekim 2021

“Önlemler eksiksiz ve kesintisiz uygulanmalı”

“Yüz yüze eğitimin ve okullardaki öğrenme ortamının önemini ve gerekliliğini tekrar görmüş olduk” diyen Eğitim Reformu Girişimi’nden Ekin Gamze Gencer, okula dönüşün uzun soluklu olabilmesi ve kamu sağlığının tehlikeye atılmaması için önlemlerin eksiksiz ve kesintisiz uygulanması gerektiğini söylüyor

“Önlemler eksiksiz ve kesintisiz uygulanmalı”
Seyhan Kalkan Vayiç

Korona virüsü salgını her alanı olduğu gibi eğitim hayatını da olumsuz etkiledi. Salgın sürecinde devam eden uzaktan eğitim, eşitsizliği ön plana çıkardı ve daha da derinleştirdi. 15 Şubat tarihi itibariyle köy okullarında başlayan yüz yüze eğitim, 2 Mart itibariyle kademeli olarak diğer okullarda da başladı. Eğitim Reformu Girişimi'nden Politika Analisti Ekin Gamze Gencer ile yüz yüze eğitim sürecinde nelere öncelik verilmesi gerektiğini konuştuk. 

  • Yüz yüze eğitim kademeli olarak yeniden başladı. Bu karar hakkındaki görüşlerinizi paylaşabilir misiniz?

Pandemi tüm dünyada eğitim sistemlerinin kırılganlığını ve tüm çocukların eğitim hakkının güvence altında olmadığını daha görünür kıldı. Türkiye’de nitelikli eğitime erişimde halihazırda var olan eşitsizlikler pandemi sürecinde daha da belirgin duruma geldi. Süreç içinde yüz yüze eğitimin ve okullardaki öğrenme ortamının önemini ve gerekliliğini tekrar görmüş olduk. Okullar yalnızca akademik bilginin aktarıldığı ortamlar değil. Yaşanan süreç eğitimcileri, öğrencileri, velileri eğitimin ve okulun işlevleri ile ilgili tekrar düşünmeye sevk etti. Eğitim yaşamından fiziksel olarak uzaklaşılmasıyla okul içi sosyal öğrenme ile sınıf içi iletişime dayalı akran etkileşimi kayboldu, küçük yaş gruplarında somut öğrenme deneyimleri eksik kaldı. ‘Okulların açılmaması daha fazla kaldırılabilir mi?’ bu soruyu sormalıyız. Öncelik açılması olmalı ve tüm tedbirler buna göre alınmalı. 

“DEZAVANTAJLI GRUPLAR DESTEKLENMELİ”

  • Okulların açılmasında öncelik nelere verilmeli?

Öğrencilerin, öğretmenlerin ve diğer personelin sağlığının her anlamda korunabileceğinden emin olunması gerekiyor. Okul ile temas eden herkesin fiziksel sağlığının güvence altına alınmasının yanı sıra pandemi döneminin ve okula dönüşün getirdiği psikososyal zorluklara karşı hem öğretmenler hem de öğrenciler desteklenmeye devam edilmeli. Öğretmenlerin sınırlı bir bölümü aşılanmaya başladı, çocukların ise aşılanmalarının önünde uzun bir süreç var. Yüz yüze eğitimin başlamasıyla sosyal hayata bu grupların da katılacağı hesaba katılarak risk analizi yapılmalı. 

Uzaktan eğitim süreçlerinden her öğrenci eşit şekilde faydalanamadı. Özellikle özel eğitim gereksinimi olan ve geçici koruma altındaki öğrenciler ve teknolojik araç-gereç ve okuryazarlık anlamında dezavantajlı çocuklar eğitime erişim ve öğrenme niteliği anlamında zorluklar yaşadılar. 

Yüz yüze eğitime dönüşte ve eğitim yılının devamında süreçten en olumsuz etkilenen bu dezavantajlı grupların önceliklendirilmesi devam etmeli ve onların ihtiyaç duyabilecekleri ek destekler her daim sağlanabiliyor olmalı. Bu süreçte en büyük rol öğretmenlere ait. Öğretmenler, hem kendilerinin hem öğrencilerinin sağlıklarını korumak, öğrencilerin psikososyal ihtiyaçlarına cevap vermek, öğrenme kayıplarını da telafi ederek akademik gelişimi sürdürmekten sorumlular. Bu yüzden de öğretmenlerin her anlamda desteklenmesi ön planda olmalı.

  • Okula yeniden başlama süreci nasıl yürütülmeli?

Öğrencilerin psikolojik olarak okula uyum sağlama süreçleri önceliklendirilmeli, sağlık ve hijyen ile ilgili kurallar yaşamın bir parçası haline gelecek şekilde derslere dahil edilmeli. Bu adımların doğru ilerleyebilmesi için öğretmenler, okul idaresi ile veliler arasında iletişim kanalları aktif ve sürekli olarak kullanılıyor olmalı. MEB bu yönde adımlar atıldığını ve hazır olunduğunu paylaşıyor. 

İletişimin bir diğer boyutu ise alınan kararlar ve yapılan düzenlemelerle ilgili. İlgili bakanlıklar ve Bilim Kurulu eğitim ile ilgili kararları ve karar alma süreçlerini şeffaf, net ve tutarlı hale getirmeli. Bu sayede eğitimin tüm paydaşları olası değişikliklere hazırlıklı olabilir ve değişikliklerin gerektirebileceği düzenlemeleri zaman kaybetmeden uygulamaya koyabilir. Yapılan sık ve ani değişiklikler güven ortamını zedeliyor. 

Pandeminin beklenmedik bir olgu olması, o nedenle karar alıcıların da zorluklar yaşaması genellikle anlaşılır karşılanıyor. Ancak bu yaşadıklarımız bize gelecekte riskleri daha iyi hesaba katan eğitim politikalarının tasarlanması gerektiğini gösteriyor. Bilim insanları, iklim krizine karşı acil harekete geçilmez ve tüm sistemler (eğitim, gıda, ulaşım, sağlık, kentleşme, vb.) krizi önleyici ve krize dayanıklı hale getirilmezse içinde bulunduğumuz pandemi benzeri süreçleri tekrar tekrar ve her seferinde çok daha şiddetli yaşayacağımızı söylüyorlar.

“İLETİŞİM VE İŞBİRLİĞİ İÇİNDE OLUNMALI”

  • Okulda her açıdan sağlıklı (hem psikolojik hem de fiziksel) bir eğitim ortamı için neler yapılmalı?

Eğitim kurumlarının bu süreçteki müfredat aktarımı kadar önemli bir işlevi de bireysel ve toplumsal normalleşmeye katkı sağlamak. Her çocuk, her öğretmen ve hatta her okul, eğitim yılına farklı durumlarda ve ihtiyaçlarla başlıyor. Tüm planlamalar yapılırken eğitim toplumsal bağlamdan ve dinamiklerden kopuk ele alınmamalı, hem psikolojik hem fiziksel anlamda farklı koşullara ve gereksinimlere özel çözümler getirilebilmeli. Yüz yüze eğitimin özellikle de çocukların sosyalleşmesi ve okula aidiyet gibi konulardaki önemini düşününce önümüzdeki dönemde eğitimin nihai hedeflerini, öğrencilerin psikososyal ihtiyaçlarını akademik başarıyla denk tutarak belirlemek gerekecek. Eğitim ortamları oturma düzenleri, teneffüsler, servisler ve beden eğitimi gibi virüs bulaşma riski yüksek dersler başta olmak üzere her açıdan yeniden düzenlendi. Bu ortamlarda fiziksel koruma için konulmuş olan sosyal mesafe, maske, ateş ölçümü ve hijyen kurallarının uygulanmasında disiplini elden bırakmamak, okullarda kuralların uygulanmasını sağlayacak sayıda görevli bulundurmak gerekecek.

  • Uygun koşullar oluşturulmazsa hangi riskler oluşabilir?

Şimdiye kadar öğrenci ile öğretmenler evde olduğu ve çocuklarda ölüm oranları düşük olduğu için bu gruplar bir nebze korunabildi. Okulların açılmasıyla oluşabilecek en büyük risk çocuklara, öğretmenlere, okul personeline ve onların ailelerine enfeksiyon bulaşması. Öğrencilerin, öğretmenlerin ve diğer tüm okul personelinin yanı sıra ailelerinin de sağlığının korunabilmesi için Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı politikalarının ortaklaştığı belirtiliyor. Okulların hem merkezi yönetimle hem yerel yönetimlerle iletişim ve işbirliği içinde olması kritik. Okula dönüşün uzun soluklu olabilmesi ve kamu sağlığının tehlikeye atılmaması için alınan sıkı önlemlerin eksiksiz ve kesintisiz uygulanması gerekiyor.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.